İki gazete başlığı ile yazıma başlamak istiyorum:

“Ormanlara yeni düzenleme yolda”

“Tuzladaki ormanlık alan üniversite yapılmak için imara açıldı”

Yıllardan beri hep yakınıp duruyoruz ki, ormanlarımız türlü sebeplerle azar azar azalıyor, azaltılıyor ve birileri bun teşvik ederek yeşil alanlar betonlaştırılıyor. Bu arada kasıtlı orman yangınları yanı sıra, anarşist grupların kasten orman yangınları da buna eklenince Türkiye genelinde yıldan yıla betonlaştırılan bir Türkiye karşımıza çıkıyor.

Ne yapmak istersen iste, ister üniversite, ister fabrika, ister hastane, ister mesken hiçbiri bir ağacın gövdesi kadar değerli ve anlamlı değildir. Yerde biten çayırı kesercesine acımasızca, insafsızca ve gaddarca  kesilen ağaçların-ormanların vebalini idrak edemeyen beyinlere lânet olsun.

Bir yandan emlâk sektörünün kabaran iştahı, öte yandan TOKİ denen kurumun acımasızlığı, bir felâket fırtınası gibi etrafı yıkıp, kesip doğrayıp yığdıkları beton yığınları bilmem hiç dikkatlerinizi çekiyor mu? Televizyon reklamlarındaki çeşit çeşit konut reklamlarının çokluğu sanki bir felâket habercisi gibi… Bu millet sanki çayırda, açık alanda yaşıyormuş gibi hep konut reklamları yanında bir fabrika, bir işyeri reklamına hasret kaldık. Lüks binalar, akıllı-akılsız apartmanlar, havuzlu villâlar, bilmem neli konuklar birbirini kovalıyor. Bunun için de etrafta elden geldiğince yeşil alanlar bir-bir türlü bahanelerle yok ediliyor ve bu doymak bilmeyenlere rant alanları sağlanıyor.

Cumhurbaşkanımız  “Yeşil Bir Türkiye”  sloganı ile bilbortlara yansıyan afişlerin konulmasında sanırım çok geç kalınıldı. Zira Yeşil Bursa yok oldu, İstanbul’un tarihi güzelliği-dokusu ve yeşil alanı yağmalandı, Trabzon taş yığınına dönüştürüldü, Türkiye’nin her köşesi adeta çekirge istilâsı gibi beton bina imalatçılarının istilâsına terkedildi. Bütün Türkiye’nin yürekler yakan bu durumunu bir yazı içinde ele almak imkânsız.

Şu İstanbul’a bir bakınız. Dünyanın en güzel tarihi şehri ve o muhteşem tarihi doku göz göre göre, bağıra bağıra, yazıla-çizile yok edildi, bir şehir öldürüldü ve yöneticiler de iş işten geçtikten, dönüşü olmayan bir yola girildikten sonra  “Yeşil Bir Türkiye”  demenin ne anlamı var. Yeşilliği ve tarihi dokuyu öldüren bu beton yığınlarını yıkabilecek, yok edebilecek misin? Buna gücün ve iktidarın var mı? Bütün bunlar yapılırken neredeydin? Evet neredeydin…neredeydiniz…

Bir de Trabzon’a bakalım. Aynı tahribatın, aynı yağmanın, aynı katliamın içinde. Dağ, dere, tepe, bağ, bahçe bina doldu. Ne alt yapı var, ne üst yapı. Bir plân ve proğram olmaksızın âdeta yarışırcasına son sürat bütün yeşil alanlar adeta işgal edildi. Sırtlar, bayırlar binalarla doldu. İhtiyaç var mı, yok mu bakılmaksızın yapan yapana. TOKİ de bir yandan şerir içine daldı ve mahalleleri adeta yutarcasına yıkıp tüketti, beton yığınlarını dikti. Ne mahalle kaldı, ne de tarihi doku.

Trabzon’un ciğerleri mesabesinde olan Boztepe çirkin bir yapılaşma ile adeta yok edildi. Meselâ Mısırlıdede Mezarlığına giderken  hemen yakınındaki küçük rampanın sağında ve solundaki o güzelim ormanlık alan bütünüyle kesilerek binalar konduruldu. İki kişinin kucaklayamayacağı o güzel asırlık ağaçlar katledildi. İlgili merciler ise görmedi, duymadı, ilgilenmedi ve göz yumdu.

Öyle ki Yenicuma Mahallesi’nde sit alanı olan ve birinci derece tescilli Tarihi Cephanelik’in  yanı başına yine göz yumularak, görmezlikten gelinerek üç katlı kocaman kaçak bir bina konduruldu. Tepki gösterilince de inşaat şimdilik durduruldu, amma bina yıktırılmadı. Bir beklemeye girildi, zaman ve zemin müsait olunca, zamanla tepkiler azalınca bu kaçak yapı bitirilecek, elektiriği-suyu verilecek, işletilmesine de izin verilecek. Zira minareyi çalan başta kılıfını da hazırlamıştır.

Yapmayın beyler, efendiler, müdürler, amirler, başkanlar…

Bu vatan bizimdir ve her karış toprağı binlerce şehidin karı ile yoğrulmuş bu vatan topraklarını birtakım çapulcuların hırslarına terketmeyin. Bugün varsınız, yarın bu mevkilerden çok uzaklarda kalacaksınız. Hoş bir sadâ bırakarak şu veya bu sebeplerle kötü bir iz bırakarak gidip kötü intibalar, kötü hatıralar bırakmayınız. Hayır dua alınız, hayır dua zile anılınız, bu milletin bedduasına talip olmayınız. Neslinizin sizin tutumunuzdan ötürü yüzü ak, alnı pak, vicdanı rahat olsun.

Bu konuya tekrar döneceğim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108