Bugünkü yazımızda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Trabzon mitingini yorumlayacağız. Ancak bu yorumdan önce haber ve yorumlarımıza bazı internet okurlarımızın gönderdiği e-mailleri konu etmek istiyoruz. Gazetemizi internetten takip eden bazı okurlarımız iktidardan veya güç odaklarından nemalandığımız iddiasıyla iftira atıyorlar.

Mesleğimiz her alanda fedakarlık isteyen bir meslek. Toplumun gözünden gizlenme şansı olmayan bir meslek... Oturduğu yerden haber ve yorum okuyup, gayri vicdani hislerle hüküm verenlere sormak isteriz. Yerel gazetecilikten zengin olan var mı? Bu şehirdeki gazetecileri gözünüzün önüne getiriniz. Hepsi kendinden verip gitti. Kendimize gelince… Yazdığımız her yazıyı ve yaptığımız her haberi inandığımız çerçevede yazan ve haberde objektif davranan bir gazeteciyiz. Yanlış ve hatalı davranmış da olabiliriz. Lakin basın hayatımızın hiçbir aşamasında çıkar ve para eksenli gazetecilik yapmadık. Hata yaptık.. Nefis yaptık.. Darıldık, kırıldık, kırdık lakin asla ön yargılı ve maksatlı davranmadık. Ele avuca asla sığmadık. Güç ve para karşısında asla boyun eğmedik. Para karşısında hakikati asla gizlemedik. Vicdanımıza asla pas yüklemedik. Para eksenli her tür teklif ve organizeleri hep tersledik. Zira en başında bu mesleğe para kazanmak için değil ilkelerimiz ve sevdiğimiz için yöneldik. Onurumuzu hepsinden ve her şeyden önde tuttuk. Mal varlığımızı soruyorlar. Değil 15 yıllık gazetecilik hayatımız, 22 yıllık tüm basın hayatımızı sıralayalım.

1992 yılında Radyo TV’yi kurarken 6 daire ve 100 bin Mark naktimizle yola çıktık. 28 Şubat darbesinin hışmına uğrayıp 1999 yılında TV’yi satarken 4 dairemiz kalmıştı. Radyo TV satışından 400 bin Mark aldık. 2000 yılında 400 bin Mark’la günebakış’ı kurduk. Bugün 2015 yılında 2 dairemiz, 1 gazetemiz (günebakış) ve bir öğrenci yurduna ortaklığımız var. Yani 6 daire 22 yılda 2’ye indi. Yurda sermaye olarak bugüne kadar toplam 300 bin lira yatırdık. Bunların dışında para değeri arz eden hiçbir ticari varlığımız söz konusu değil.

Bu şeffaflık asla bir hesap verme değildir. Aksine meydan okumadır. Devam edelim… Mesleğe para kazanmak için girmedik. Bizi hiç tanımadığı halde yazı ve haberlerimize kızıp para ve çıkarcılıkla suçlayan okurlarımızın ahlaki davranmadıklarını eklemeliyiz. Ayrıca Allah’a havale ediyoruz. ‘Allah iftira ve bühtanda bulunanları ıslah etsin’ diyoruz. Rabbimin, parayla imtihanını kazanan kullarından olduğumuza inanıyor ve hamdediyoruz. Gazeteciliğe başladığımız gün gibi gizleyecek, saklayacak hiçbir keyfiyetimizin olmadığını tekrar kaydediyoruz. Toplum önündeyiz, gizlimiz de yok, saklımız da.. Bakın bu kadar şeffafız. İnşallah bir gün bu mesleği girdiğimiz gibi tertemiz bırakıp gideceğiz.

***

Gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trabzon mitingine…

1-Mitingi köşe köşe, bucak bucak dolaştık. Eski mitinglerini aratmadı. Hatta bazısından daha canlı ve kalabalıktı. Erdoğan sevgisi ayrı bir vaka…

2-Trabzon ile ilgili eskiyi tekrar etti. Trabzon’a 12 yılda 13.5 katrilyon TL gönderdiğini söyledi. Ama nüfusu Trabzon’dan daha az nice vilayete 18-20 katrilyon gönderdi. Akyazı bir farklılık değil. 20 vilayete stat yapıldı. Trabzon, konumuna ve nüfusuna oranla beklentisini bulamadı. Özellikle son 5 yılda çok geride kaldı.

3-HDP konusundaki yaklaşımları baştan sona doğruydu. Gelecekte Kürtlerin ve ülkenin en büyük sıkıntısı olacak olan HDP ile böylesi bir mücadele lazımdı ve anlamlıydı. Erdoğan’a duyduğu öfkeyi HDP ile bastırmaya çalışanlar yanlış yolda…

4-Diyanet konusundaki yaklaşımı Asr-ı Saadet yaklaşımının uzağındaydı. Dün AKSARAY’ı sıradan görmek bugün 1 milyon liralık Mercedes’i sıradan görmeyi getirdi. Halbuki Tayyip Erdoğan’ı dinleyen binlerce kişinin yüzde 90’ı günlük seçim sıkıntısı içerisindeydi. Garip olan, 124 Murat arabası alacak gücü bir yana bırakın, aybaşına çıkacak parası olup olmadığı tartışılanların bile miting alanında Erdoğan’ın “Ne olur Mercedes’ten. Artık o lüks olmaktan çıktı” sözlerine, “evet” anlamında kafa sallamasıydı.

Halbuki Diyanet İşleri Başkanlığı’nda oturan bir şahsın ölçüsü Muaviye değil, Ebu Zer Gıfari olmalıydı. Cami kürsüsünden lüks ve debdebe aleyhine vaaz veren, hutbe okuyan imamın ölçüsü Diyanet İşleri Başkanı’dır. İsrafın ve ihtişamın haram olduğunu anlatan İmam, “Ben böyle diyorum ama cemaatin içinden, ‘Bunları Diyanet İşleri Başkanına anlat’ duygusu geçiyor mudur?’ kaygısına kapılmamalı… Evet ‘1 kişiye 9, 9 kişiye 1 pul’un dağıtıldığı bu ülkede yüzde 10’luk kesime 1 milyon TL’lık Mercedes lüks değil. Lakin yüzde 90’lık kesime Wolkswagen bile lüks..

 

5-Cumhurbaşkanı’nın kalabalık ve heyecanlı mitinge rağmen AK Parti oylarını Trabzon’da biraz daha yukarı çıkarıp çıkarmadığı konusunda bir kanaat yürütemiyoruz. Zira mitinge Cumhurbaşkanını sevenlerin geldiğini ve çok seveni olduğunu düşünüyoruz. Gönül koyanlar, ayar yapmak isteyenler ve belki küsenlerin olup olmadığını veya ne kadar olduğunu 7 Haziran akşamı öğreneceğiz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37