Geçen pazartesi günü Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna’yı ziyareti sonrası Ukrayna Cumhurbaşkanı ile düzenlenen müşterek basın toplantısını izledim. Ukrayna Cumhurbaşkanı açıklama yaparken Cumhurbaşkanı’mızın yüz ifadelerinden uykusuzluğunu ve yorgunluğunu gördüm. Bunu basın toplantısını izleyen herkes de görmüştür, fark etmiştir.

Kolay bir şey değil devlet yönetmek. 80 milyon insanın ihtiyaçlarını gidermek. Bunun dışında Türkiye düşmanları ile uğraşmak. Atalarımızın dediği gibi: “Dışardan horon kolay görünür.” Ama içine girip katıldığın zaman hiç de kolay olmadığını anlarsınız. Hepimiz bir aileyi idare etmenin kolay olmadığını biliriz. Ama 80 milyonu idare etmenin zor bir iş olduğunu bildiğimiz hâlde destek olup anlayış göstermekte zorlanırız. Bir bakıyorsunuz ABD’ye gidiyor. BM Genel Kuruluna katılan devlet başkanları ile ikili temaslarda bulunuyor. Dönüyor ayağının tozu ile İran’a gidiyor. Dönüyor Ukrayna’ya, Sırbistan’a gidiyor. Dur yok, aman yok. Bir başka zaman Afrika’nın adını duymadığımız ücra köşelerindeki irili ufaklı devletlerine gidip yeni pazarlar arayıp ticari anlaşmalar yapıyor. Yıllarca bize öcü diye tanıttıkları demir perde arkasındaki devletlerle ticari bağlantılar yapmaktan geri kalmıyor. Çünkü nüfus artıyor, ihtiyaçlar çoğalıyor. Türkiye bir sanayi ülkesi değildir. Yeni yeni aklımız başımıza geliyor. ABD ve AB ülkeleri için vazgeçilmez bir pazar hâline geldik. Ürettikleri sanayi mallarını istediği şartlarla bize satabiliyorlar. 1950’den beri ilk defa bu iktidar döneminde “millî sanayi” telaffuz edilmeye başlandı. Hatırlayacaksınız parasını ödediğimiz hâlde sipariş ettiğimiz silah ve mühimmatları alamadık. Zaman zaman ambargo koydular. Ültimatom verdiler. Tehdit ettiler. Bunu başta “SAM” amca, daha sonra AB ülkeleri adına Almanya âdet hâline getirdi. Çünkü kendi sanayisini geliştiren bir Türkiye onlar için makbul değildi. Kendilerine bağımlı yaşatmak başlıca amaçlarıydı. Yıllarca bizi sömürme yoluna gittiler. AKP iktidarı dönemine kadar gelip geçmiş iktidarlar, “gelen ağam, giden paşam” deyip sırf iktidarları için ses çıkarmadılar. Millî sanayi için hamle yapmadılar.

Biz geçmişte öyle cumhurbaşkanları gördük ki oturduğu koltuktan kalkıp değil yurt dışı, yurt içinde bile gezi yapıp halkının dertlerini dinlemeye ihtiyaç duymadılar. Çünkü o makamlar, o mevkiler millî irade ile değil, dış güçlerin dayatması ve emirleriyle veriliyordu. Şimdi sistem değişti. Onların sözü yerine halkın, millî iradenin sözü geçerli oluyor. Doğrusu bu ama onların sözü artık geçerli olmuyor. Bu yüzden Orta Doğu’da yeni macera peşinde koşuyorlar. Hepsi bizim üzerimize abanıyor ama biz hâlâ birbirimizle uğraşmayı tercih ediyoruz.

Cumhurbaşkanını sevememiş olanlar olabilir. Ama devlet yönetiminde gösterdiği gayret ve koşuşturma şimdiye kadar görülmeyen bir şeydir. Yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım. Ukrayna ziyaretindeki durumu gözler önündedir. Bunu görüp de sokakta, kahvede dedikodu üretip gıybet yapanların başına “TAYYİP ERDOĞAN” kadar taş düşsün derim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.