Adam, iki kişi yanında tek laf edemiyordu, oysa  cemaate seslenmeliydi. Ona, önce moral verdi ardından  hitabetin iskeletinden,  püf noktalarından bahsetti. Yavaş yavaş vaazlara başladı, başka camilerde de görev verildi, ağır aksak devam ediyor halen. Ancak  cemaatin en yoğun olduğu cenazelerde vaaz teklifine, yanında hocası varken hemen evet deyip dalması yok mu! Be adam hâlâ acemisin, işi  öğrenmiş değilsin;  görevi, en hassas konuları edebi dille, mesajlarla sunan hocana devret de   İslam’ın çağın idrâkine açılmış hâline susamış  cemaat bir damla su içiversin…

Sekiz öğretmendiler özellikle ortak sınavlarda hepsinin bir mazereti olurdu; kiminin bebeği vardı, kiminin hastası, kiminin de kendisi rahatsızdı, biri de idareciydi ha biri vardı o da idarenin has adamıydı… “Sen, bu işi iyi yapıyorsun, soruları hazırla! “ derlerdi, o da sevabını düşünürdü… Bir eğitim - öğretim yılı başında, sınıflar dağıtıldığında ona hep seçilmiş  zayıf sınıflar verilirdi. Bir defasında “sizin sorularınızı, cevaplarıyla birlikte ben hazırlıyorum neden bana hiç iyi sınıf vermiyorsunuz?” diyecek  oldu, aymazlardan  biri, “hazırlamasaydın!” demez  mi…

Partinin yetkilisi şehitler gecesi programı için yardım istedi. Anında kabul etti. “İlgili arkadaş sizinle temasa geçecek.”  dedi. Hiç aranmadı, kendileri program yapmadıkları gibi, bizim idealist öğretmenin hazırladığı programa da iştirak etmediler.

Kültür müdürü demişler ona; hayatta hiç yazı yazmamış, hiçbir kitleye seslenememiş olmasına rağmen. Mehmet Âkif, Hz. Mevlâna, Kutlu Doğum(Mevlid-i Nebi),  26 Ağustos Malazgirt, 30 Ağustos Zafer Bayramı, İstiklal Marşımız, Şehitler günü…gibi milli ve manevi günlerde eğer emir gelmişse program yapar. Konuya hakim olanı değil konulara kendi gibi bakanları  tutar getirir…

Ha unutmadan söyleyeyim Başkan Erdoğan, bu yıl 26 Ağustos Malazgirt zaferini çok daha görkemli kutlayacağız demişti. Desin; 2011 yılını da Akif yılı ilan etmişti. Ne oldu, hiçbir program yapılmadı; bir gazete yönetmeni, bir yazar olarak bir etkinlik duymadık. Biz, Rabbimizin ihsan ettiği bilgi dağarcığımızdaki azığı paylaştık konferans salonlarında. Ama onlar bizi dinleme lütfunda bulunmadılar.

Peygamberimizin doğduğu hafta içinde bir Cuma günü dualarla açılıyor. Mustafa Kemal ve arkadaşları bilmeden açılışı kutlu doğuma denk getiriyorlar. Yoksa kuruculara ilham mı gelmişti!... Malazgirt’te yurt edinilen bu toprakların tapusunu 1922’de alan milletin  Meclis’i, Rabbimizi inciten,milleti derinden yaralayan, kahreden çocuk istismarı ve katilleri ile ilgili teklifi nasıl olur da bir türlü görüşmeye alamaz…

Kürsülerde, meydanlarda neden en çok ihtiyaç duyduğumuz milli birlik ruhu, yüksek sesle dile getirilmez…

Küçükten büyüğe nasıl da yazık etmişiz bu ülkeye! Çok yazık!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37