banner114

CHP-HDP ittifakı sonunda daha fazla gizlenemedi. ‘Adayda ittifak’ aldatmacası su yüzüne çıktı. Bunu anlamı şu… HDP, CHP’nin önde olduğu illerde CHP’nin adayına… HDP’nin önde olduğu illerde ise CHP tabanı HDP adayına oy verecek!... Bu ittifakın Güneydoğu illeri için bir anlam ifade etmediğini biliyoruz. Zira oralarda CHP zaten yok. HDP’nin önde olduğu Akdeniz’de birkaç ilçe belediyesinde HDP’ye oy verilebilir! Bunlar da önemli değildir. Önemli olan CHP-HDP dayanışmasıdır. Önemli olan CHP’nin HDP’ye arka çıkmasıdır. Önemli olan, seçim sonrasında HDP’lilerin belediyelere alınmasıdır. Görevden alınan HDPKK’lı belediye başkanlarına CHP’nin karşı çıkmasıdır.

CHP’li bir belediye başkanı HDPKK’lı birinin kendisine oy verdiğini bilmesi, bakışını etkileyecektir. HDPKK böylelikle daha geniş alanda siyaset yapacaktır. Hadise yalnızca Tayyip Erdoğan düşmanlığıyla izah edilemez. Güneydoğu Anadolu’da gittikçe eriyen HDP, farklı bir algı ile varlığını CHP üzerinden metropol kentlerde sürdürecektir. HDPKK’nın bugün en çok ihtiyaç duyduğu keyfiyet de budur. CHP, ölüm döşeğindeki HDPKK’ya can simidi artmıştır.

***

CHP-HDP ittifakı esasen 24 Haziran seçimlerinde denenmişti. HDP’nin barajı geçmesi için metropol kentlerde ciddi oranda CHP oyu, HDP’ye gitmişti. Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya, bu gizli ittifakı ‘Seçmenin tercihi’ olarak nitelendirmiş, sistematik bir işbirliği olmadığını iddia etmişti. Şimdi ise açıktan ve sistematik bir biçimde ittifak yapılıyor. Kılıçdaroğlu, bu ittifakı; “Adayda ittifak” olarak yorumluyor.

Buna rağmen gözler İYİ Parti’ye çevrilmiş durumda. HDPKK bu ittifaktan manevi olarak çok kârlı çıkacak. CHP’nin avantajı ise kazanacağı belediyelerle olacak. Buna rağmen İYİ Parti oylarına muhtaç. Bakalım İYİ Parti “Tayyip Erdoğan karşıtlığı mı?” , “HDP karşıtlığı mı?” olgularından hangisini önemseyecek? 2019 yerel seçimleri bu anlamda zihinlerde bir iğdiş olmayı da beraberinde getirebilir!.. İYİ Parti ile HDP’nin aynı adayda buluşmasını düşünebiliyor musunuz?

***

Türk Ekonomisinin krizden çıkışı için McKinsey firmasıyla danışmanlık sözleşmesi imzalandı. Ya McKinsey ile sözleşme imzalanacaktı veya İMF’nin kapısı çalınacaktı. İMF şartlarına seçim üzeri dönülemezdi. Hükümet, tercihini danışmanlık firmasından yana kullandı.

Türkiye Ekonomisini bir büyük işletmenin sevk ve idaresi olarak yorumlayarak örneği kendimizden vereceğiz. Kendi şirketimiz üzerinden değerlendirme yaptık. günebakış Yayıncılık olarak krizde olduğumuzu, krizden çıkmak için bir danışman firmayla anlaştığımızı varsaydık. Beklentimiz; ucuz kredi, tiraj artışı, reklam geliri vs… Danışman firma battığımızı düşünen kredi kuruluşlarını ikna edip bize kredi bulacak.

Buraya kadar her şey normal. Normal olmayan danışmanın, “Bu gazete bu haber anlayışı ve bu tür yorumlarla okunmaz. Şöyle manşetler atmalısınız. Şöyle yorumlar yapmalısınız ki tirajı artıralım ve reklam alalım” deyip demeyeceği… Şayet, danışman firma yayına müdahale ederse İMF’nin ruhuna dua bile okutabilir!... McKinsey vakasına bu açıdan da bakılmalıdır.

***

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108