Cemil Bayık’ın Amerikan gazetelerine verdiği beyanat Türkiey’nin içte ve dışta nasıl kuşatılmak istendiğinin ipuçlarını veriyor. Bayık, PKK’nın yeni misyonunu açıkladı. Ya da Bayık’a PKK’nın yeni misyonu açıklattırıldı. “Erdoğan’ı ve AKP’yi devirmek”

Gezi’de cemaatin öncülüğünde liberallere, 17/25 Aralık’ta açıktan cemaate ihale edilen Erdoğan’ı devirme işi belli ki şimdi PKK’ya ihale edilmiş. Hani 17/25 Aralık darbe girişimleriyle ilgili firarî Savcı Zekeriya Öz.. “PKK Gezi’ye destek verseydi hükûmet gönderilirdi.” Demişti ya… öyle anlaşılıyor ki o günlerde açılım nedeniyle ikna edilmeyen veya savaş hazırlığı yaptığı için Gezi’de görünmemeyi yeğleyen PKK, en sonunda üzerinde kalan ihaleyi kabul etti.

PKK’nın dağdaki lideri, terör örgütünün yeni hedefini açıklayarak aslında destekçilerini hayli zora soktu. Kastımız HDP değil. HDP üzerinden Tayyip Erdoğan’ı devirmek isteyen azgın liberaller, sosyalistler, kimi Kemalistler ve Alevîler… Daha önceleri HDP’yi demokrasinin lokomotifi gibi sunan aynı liberal ve sosyalistler şimdi PKK ile yan yana düştü. Öncüleri de Cemil Bayık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir tek adam. Çok ilginçtir bu bir tek adam yeryüzünde ne kadar ilkesiz, ahlâk fukarası insan ve devlet varsa hepsinin ipini pazara çıkarttı. Kökten demokrat geçinen ABD ve Avrupa’nın gerçekte din ve ırk ayrımcılığı yapan ülkeler olduğu, başka ülkelerdeki demokrasinin umurlarında olmadığı anlaşıldı. ABD ve Avrupa gerektiğinde PKK ile iş tutabilirler. (Yılanla yatağa girmenin elbet bedeli olacak)Terörle mücadelede denge sağlanmasını savunabilirler! Terörü savunan, terörist cenazesine katılan milletvekilleri kendilerinde olsa, 24 saatte ihraç ederken, sana “Aman dokunma!.. Bak demokrasi var!..” diyebilirler… Terör örgütünü savunan ve Cemil Bayık’la saf tutan azgın liberaller ve sosyalistleri koruma altına alabilirler. Sonunda askere darbe yaptıramayınca, darbe işini Cemil Bayık’a ihale edebilirler. İşte Türkiye ve insanımız bugün böyle bir gerçekle karşı karşıyadır.

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanlışları olabilir. Ancak halkın seçtiği bir lidere muhalefet etmek başka şey, muhalefeti düşmanlığa dönüştürüp dışarıdan yardım aramak ve bu arayışı açıktan savunmak başka şey. Ülke âdeta İkinci Abdülhamit dönemini yaşıyor.

Ulu Hakan’a dün yapılanların, ihanetlerin bir benzeri sanki bugün yeniden yaşanıyor. “Attın da vuramadın ey şanlı avcı!..” diye ağıt yakanların sanki yenileri vizyonda… Bir ülkenin aydını ve siyasetçisi sokaktaki vatandaşı hedef alan teröristi savunabilir mi? Terör ülkenin bir bölgesinde şehirleri işgal etmeye çalışırken, büyük kentlerde sokağa korku salarken siyasetçi terörle ölümcül mücadele ettiği için ülkenin Cumhurbaşkanı’na “Sorumlusu sensin!” diyebilir mi? Teröriste kendi ırktaşı bile destek vermezken aydın-siyasetçi ihanete arka çıkabilir mi? Evet sanki İkinci Abdülhamit dönemini yaşıyoruz.  

Teröre ve teröriste karşı çıkmak lâfla olmaz. Hele ‘amma’ ile hiç olmaz. “Ben teröriste karşıyım” ‘amma’ dediğinizde siz teröristin zımnen arkasındasınız demektir. İstanbul’da, Ankara’da bombalar patlarken Cumhurbaşkanı’na parmak sallayarak teröre destek veriyorsunuz demektir. Parmaklarınızı ABD’ye, Rusya’ya, HDP’ye ve PKK’ya sallamadığınız müddetçe terörle mücadele karşısında samimî değilsiniz demektir. ABD’nin PYD ile ortaklık kurmasını, Rusya’nın silâh sağlayıp Türkiye’ye yollamasını, PKK’nın bomba patlatmasını ve kentleri işgale kalkışmasını, HDP’nin tüm bu terör faaliyetlerine savunuculuk yapmasını görmezden gelirseniz!.. Bütün bunların faturasını Cumhurbaşkanı’na keserseniz teröre destek veriyorsunuz demektir. PKK’nın kanlı ellerini gizlice temizliyorsunuz demektir.

 

PKK’nın elini yıkadığınız müddetçe bu terör devam edecektir. Terörle yaşamak istiyorsunuz demektir. Her Türk vatandaşı kendini sorgulamalı ‘Ben gerçekten terörle yaşamak istiyor muyum, istemiyor muyum?’ Yerini belirlerken Cemil Bayık’ı unutmamalı!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.