Geçen hafta cemaatlerin kamu önünde tartışılarak hiçbir karanlık nokta kalmayacak şekilde halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini yazmıştım. Bu gün ise sizlere cemaatler katılan kişi ya da kişiler niçin, neden buna ihtiyacı duyarlar onun üzerine okuduğum ve beğendiğim bir kaç makaleden alıntı yaparak yazacağım.

Bazı cemaatler, siyasi partilerin şemsiyesi altında, kendi yandaşlarına muhtelif menfaatler sağlayabilmektedirler. Buda onların bir araya gelmesini kenetlenmesini sağlar. Ayrıca tutunacak dal arayan insanlar için bir tür sığınak işlevi görmektedir.

İnsanoğlu yaşamı süresinde hep güvenli bir liman aramıştır. Her insan, her zaman, kendisini güven içinde hissedeceği bir ortamda olmak ister. Akrabalık ilişkilerinin zayıflamasıyla oluşan güven boşluğu, devlet tarafından da doldurulamayınca, bu işe cemaatler sahip çıkmışlardır. Bütün cemaatler vatandaşlara ulaşmak adam kazanmak için hemen hemen hepsinin ya öğrenci yurtları ya da evleri mevcuttur. Özellikle dini duyguları öne çıkartarak, insanların güvenini kazanmak için bunu yapmaktadırlar.

İnsanların bu yapılara ilgi duymasının başka bir nedeni de;

Birçok insanın ölüm sonrası korku ve ümitsizlik söyleminin öne çıkmasıyla da alakalı bir husustur. Ahiretteki akıbeti hakkında sürekli korkutulan ve kendini ağır bir tehdit altında hisseden, sorgulayan ve sorumluluk bilincinde bir birey olmak yerine söyleneni yapana itaat eden ve hakkında karar verilen nesne olduğu sürekli telkin edildiği için güvenilir bir sığınak arayan insana tarikat söylemi kısa yoldan, zahmetsiz bir şekilde kurtuluş vadetmektedir.

Bir başka hususu ile şöyle özetlersek yanlış olmaz kanımca. Günümüzde tarikatlar güçlü şekilde hem siyasal alanda hem de ekonomik alanda ciddi birer aktör olmuşsa, ideolojik yapı ve ayrıştırıcı söylem içinde güç toplayabiliyorsa, daha da ötesi her türlü dünyevî plan ve entrikanın içine girebiliyorsa artık tasavvuf düşüncesinden bir iz kaldığını söylemek mümkün değildir.

Şu konuda önemli bu gibi yapılanmalarda başka bir önem arz etmektedir. Gizemli bir din sunumu insanda istismarı daha da artırır. Hâlbuki Allah (CC) İslâm apaçık bir din, Kur’ân-ı Kerîm apaçık bir kitap olduğunu belirtmektedir.

Şeyh, veliyullah, gavs, gibi kelimelere hiç alakası olmayan kavramlar yükleyip haşa Allah’tan rol çalma işine soyunmaktadırlar. Dolayısı ile sorgulanmayan bu yapı ister istemez insanları yanlışlara itmektedir.

Cemaatlerin toplum açısından en büyük handikabı kanımca birey bilincinin gelişmesini ciddi olarak engellemektedirler. Şöyle ki hâkim kültür, itaat kültürüdür. Hiyerarşik bir yapı mevcuttur. Büyük ne söylerse itiraz edilmeden sorgulanmadan gereği yerine getirilir. Sual sorulma onda bir hikmet aranır. Hâlbuki dinimizin emri bu değildir. Sual sorulmayan ve sorgulanmayan hikmet, hikmet olamaz. Hatta dinin yarısı soru sormaktır diyebiliriz.

Bu yapılarda iletişim daha çok sözlü kültürle sağlanmaktır. Sözel kültürde kaynağın sorgulanması, bilginin netliği ve niteliğini ölçmek zordur. Aslında istenilen de budur. Okunan ve anlatılan kitaplarda belli şahısların kitapları olup onun dışındaki okumalar israf olarak değerlendirilir.

Rabbim bizleri sorgulayan soru soran anlayan ve anlamlandıran kullarından eylesin. Bu dünyada da ahirette de iyilerle birlikte eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37