Hemen hemen her gün televizyonlarda cemaat yapılanmalarıyla ilgili haberler dinleyip duruyoruz. Ancak ne Diyanet İşleri Başkanlığı ne sivil toplum örgütleri ne hükûmet ne de televizyon programlarında konu enine boyuna konuşulmuyor, tartışılmıyor. Belki de kimsenin işine gelmiyordur. E sonra ne olacak? Bir bakmışsın Fetullah Gülen cemaati olmuş FETÖ, aradan biraz zaman geçmiş bir bakmışsın Adnan Oktar ve kedicikleri olmuş yeni bir terör örgütü. Yarın hangi cemaatin ya da hangi tarikatın yeni bir terör örgütü olmayacağı ne malum. Hal böyle olunca halkın bilinçlendirilmesi gerekmez mi? Daha ne kadar bu halının üzerinde bulunanları halının altına süpüreceğiz, görmezden geleceğiz. Her yaşta bir sürü insanımız kandırılıp bu cemaat-tarikat yapılanmalarının içine çekiliyor. İnsanların saf dini duyguları istismar edilerek. Buna dur denmeyecek mi? Bu insanlar bilinçlendirilmeyecek mi? Yoksa kapalı kapılar ardında bilinmedik bir sürü hesap mı yapılıyor. Cemaati, tarikatı, dini hayatı doğru anlamak için bu kavramları öncelikle bilmek gerekmektedir. Cemaat, kelime olarak Arapça toplamak anlamındaki cemea kökünden gelen, Türkçede topluluk, namaz için bir araya gelen küçük grup gibi anlamları ifade eden kavramdır. Günümüz Türkçesinde “cami cemaati” örneğinde olduğu gibi küçük dini gruplara ve belirli isimlerin etrafında ya da muayyen görüşlerin etrafında, daha çok dini saiklerle oluşan gruplaşmalara da cemaat denmektedir. (H. Onat) Sosyolojik açıdan cemaati en genel anlamda şöyle tanımlamak mümkündür: Cemaat, farklı bir insan etkileşimi ile biçimlenen toplumsal bir örgüdür .(Yelken, 20). Cemaat, “karşılıklı ve duygusal bağlarla temelli toplumsal ilişkiler şebekesi”dir. (Krş. Yelken, 20, 259). Tarikat; Arapça’da yol, "Tanrıya erişmekte takip edilmesi gereken

yol" manasındadır. Tasavvufi yolla Tanrıya erişmek üzere kurulmuş tasavvuf ekollerine denir. Tasavvuf inanç ve görüşlerinin bir şeyh etrafında teşkilatlanmış müesseseleşmiş halidir.( Yeni Türk Ansiklopedisi)

Yukarıdaki tanımları baktığımızda dini bir topluluk olarak bir araya gelmiş insanların kast etdiği anlaşılmaktadır. Türkiye’de dini hayat daha çok cemaatler üzerinden yürütülmektedir.

Cumhuriyet döneminde tekke ve zaviyelerin kapatılması sonucunda yer altına çekilen bu gruplar tarikat adını gizleyerek kendi cemaatlerini oluşturmuşlardır. Aslında ana omurga tarikattir. Üst çatı aslında tarikattır cemaatler ise o yapının altında kümelenmişlerdir .Nurculuk, Süleymancılık, Işıkçılık, Alevilik-Bektaşilik gibi üst kimlikleri tarikat olan bu yapılar yasal engellemelere takılmamak için cemaat adı altında varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir.

Bu yapılar daha çok dini kimlik altında oluşmuş ancak yukarıda da zikrettiğimiz gibi menfaat ve çıkarlar doğrultusunda sağa sola evrilmeleri mümkün olmuştur. Yakın geçmişte olduğu gibi Gülen cemaati, insanları daha sempatik görünmek hem de duygularını istismar etmek için hizmet hareketi adı altında koca bir FETÖ örgütüne, Alevi- Bektaşi cemaatler ise siyasi yapılara dönüşmüş yakın zamanda da Adnan Oktar diye tanıdığımız bu şahıs da tam bir terör örgütüne dönüşmüştür. Bazıları da dini yanı ağır gözükecek şekilde hayatlarını devam etmektedir. Sonuç olarak günümüzde tarikatlar daha güçlü şekilde ekonomik sektör ve siyasal aktör olarak her türlü entrikanın içine girebiliyorsa bu yapılar mutlaka incelenmeli ve millet huzurunda tartışılarak kontrol altına alınmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
şemsettin baki bayram 3 ay önce

çok hassas bir konuyu,özenle işlemişsiniz;elinize, yüreğinize sağlık. rabbim mükâfatınızı verir inşaAllah!

Avatar
Gizli arşiv 4 ay önce

Sanami kaldı diğer cemaatler hakkında konuşmak tabi cnm bir sen eksiktintam oldu

banner89

banner108