Yıl 1948... İkinci dünya savaşı sona ermiş, Amerika kesenin ağzını açmış, ekonomisi çöküntüye uğrayan başta Türkiye olmak üzere 16 ülkeye yardım kampanyası başlatmış. Amacı, öncelikle bu ülkeleri Sovyetlere kaptırmamak ve planını kesintisiz uygulamaktı. O meşhur Marşhal senaryosunu uyguladı. Hibe şeklinde en önemli kalemi ise süt tozuydu. Burada ki ilk hedef ilkokul çocuklarına bu tozu içirmek şarttı. Teneke kutularında gönderilen süt tozu, öğretmenler odasındaki gaz ocaklarında şu ile karıştırılıyor, kaynatılıyor ve çocukların evlerinden getirdikleri bardaklarla servis ediliyordu. Tadı sütten biraz farklıydı. Ağır bir kokusu vardı, içmek istemeyen bazı çocuklara da zorla içerirlerdi. Raf ömrü uzundu. O dönemlerde buzdolabı olmadığı için orda, burda saklanırdı.

ABD sözde yardım ayaklarıyla bu ülke insanına şirin görünüp, istediği herşeyi yaptırıyordu. Uzun yıllar insan beynini zaafa uğratan bu radyoaktif ürünü bize içirdiler. Süt 100 kuruş, süt tozu 30 kuruştu. Hal böyle olunca ülke top yekün bu ürünü kullandı. Amerkan malı olduğu için "kalitelidir" mantığı ile içmeyen, almayan kalmadı. Hatta öyle bir hale geldi ki, süt tozu varken, süt kullanmak ilkellik sayıldı. O dönem süt üreten üreticiler ve fabrikalar iflas etti.

Tabi ki bu yardımlar bununla sınırlı değildi. Para verdiler, Amerikan bezi verdiler, bisküvi verdiler, margarin verdiler ve hurda savaş gemileri ile sandık tanklar verdiler. Bunlara karşılık İnçirlik üssü gibi askeri üsleri aldılar. Bize " sizin petrol aramanıza ve uçak fabrikaları kurmanıza gerek yok dediler. Ayrıca demiryolunu bırakın, tarımla uğraşmayın dediler. " siz zahmet edip, yorulmayın. Biz size hepsini bedava veririz" dediler. Anlayacağınız yardım bahanesiyle bizi tembelliğe alıştırıyorlardı. Kendilerine bağımlı hale getirdikleri yetmezmiş gibi bir de," Allah Amerikaya zeval vermesin" duası okutturuyordu.

Biz tüm bunlar karşısında yelkenleri suya indirmiştik. Milli çıkarlarımızı beleşe terk etmiştik. Ancak gazın ayağı öyle değildi. Sonuç olarak Amerika radyasyonlu olduğu için kendi halkına içermediği, yedirmediği şeyleri bize yedirdi. O tarihlerden hemen sonrasında ülkemizde ilkkez çocuk felci vakaları yaşandı. Çocuk felci aşısını ABD bize büyük paralar karşılığında satmaya başladı. Şimdi ben size soruyorum bunlar dün neyseler bugün de o değil mı? Bunların canı rahat etmez inşallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali 1 ay önce

süt tozu ile çocuk felci hastalığını nasıl ilişkilendirebildiniz? çocuk felci hastalığının nedeni bir virüstür bildiğiniz gibi. dünyada tarihsel olarak bu hastalıkla ilgili ilk kanıtlara eski mısır uygarlığından kalma tabletlerde (yaklaşık 3000 yıl) rastlanmaktadır. ülkemizde de aşılama öncesi maalesef yaygındı (son vaka 1998) ve halen de dünyada çiçek hastalığından sonra aşılama ile yok edilme aşamasına getirilen bir bulaşıcı hastalıktır.

banner89

banner37