CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun eski bir belediye başkanı. CHP’den milletvekili seçilen Torun, üç gün önce yaptığı açıklamada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu eleştirdi. Bakan Soylu göreve geldiğinde ilk icraatlarından biri belediye başkanlarının yurt dışına çıkışını Bakanlık iznine bağlamak olmuştu. Torun, bu uygulamayı eleştirip ‘keyfi’ olarak nitelendirdi.

CHP’li belediye başkanlarından birinin yurt dışına çıkışına izin verilmemesi üzerine yapılan açıklama, terörle mücadelede CHP’li vekillerin nerede durduklarını gösteriyor. Seyit Torun bu kararın HDPKK’lı belediye başkanları için alındığını iyi biliyor. İş o hâle geldi ki HDPKK’lı başkanlar PKK adına kurye vazifesi görmeye başlamıştı. Her türlü kirli işe aracılık etmeye başlamışlardı. Bakan Soylu bu kararla önlerini kesti. HDPKK’lı belediyeler artık yurt dışına çıkamıyor. Elbette kararı yalnızca HDPKK’lı belediyelere uygulayamaz.  Arada AK Partili ve CHP’li bazı belediyelere de uyguluyor. Mesele çarpıtılmasın diye...

Şimdi böylesi bir tabloda Seyit Torun’un açıklamalarını nasıl yorumlayacağız? Bu yaklaşımı hangi hassasiyete yoracağız? HDPKK sempatizanı bir CHP milletvekili eleştirse anlarız da Karadenizli bir vekilin eleştirisini anlamakta zorlanıyoruz. Size göre Bakan’ın uygulaması mı keyfi yoksa Milletvekili Seyit Torun’un açıklaması mı keyfi? Ülke meselesinde acaba kim keyfi davranıyor?

***
Trabzon Valisi Yücel Yavuz’un Suriyeli dilencilerle ilgili açıklaması nasıl yorumlanmalı? Vali Yavuz, “Vatandaş para vermezse bu sorun biter.” diyor. Bu yöntem zaten herkesin bildiği bir yöntem. “Dilenciye para vermezsen kimse dilenmez!” mantığı...

Hâlbuki Trabzon insanının kendisine avuç açanı boş çevirmeyen bir yapısı var. Trabzon insanı kavşaklarda dilenen çocuklara bakınca Vali Yavuz’un “Para vermeyin gitsinler.” sözünü değil ‘infak’ keyfiyetini hatırlıyor. Bir kavşakta değil belki her kavşakta açılan avucu boş çevirmiyor.

Trabzon insanı bu sorunun çözülmesini elbette ki istiyor. Hem yardım yapıyor hem dilencilere müsaade edilmemesini istiyor. Kısaca: “Benim karşıma o perişan insanları çıkarma! Açılan avucu boş çevirmekten Allah’tan korkarım. Marifet yardımı keserek çözmekte değil, dilendirmemekte...” diyor.

 

Bir sohbet sırasında Göç İdaresi Müdürü Ramazan Latifoğlu’nun bu konudaki gayretlerini dinlemiştik. Sorunun zaten büyük oranda çözüldüğü zaten görülüyor. Bazı kavşaklarda zaman zaman görülen yeni dilenme vakaları da aynı yöntemle sonlandırılmalı. Çözüm için vatandaşın yardım duygusuna değil, ilgililerin tedbirleri artırmalarına çağrı yapılmalı. Bu işin çözüm yolu, “Siz Suriyeli dilencilere para vermez, görmezden gelirseniz biz de dilenci sorununu çözeriz!” olmamalı. Yardımseverlerin hislerini ve yüreklerini istismar edenlere devlet izin vermemeli. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.