Kara bulutlar sürekli bizim coğrafyamızın üzerinde…

Kan ve gözyaşı eksik olmuyor.

Avrupa’ya doğru yeni bir ‘Kavimler Göçü’ yaşanıyor.

Aslında iki bin yıl önceki ilk göç, Türkler yüzündendi…

Sen, Batı’ya doğru atını sürer, Ostrogotları ve Vizigotları da yerlerinden yurtlarından edersen… Avrupa’nın temelleri bu göçle atılır, sosyal ve siyasi durumu şekillenir.

Günümüz kavimler göçünün güzergâhı ise ağırlıklı olarak Türkiye üzerinden.  

Kuzey Afrika, Suriye, Irak, Afganistan ve Pakistan’dan Avrupa’ya…

Yalnız bu kez, sosyal dokuyu zenginleştirme dışında ilk göç gibi işgal niyetleri yok.

Aslında ektiğini biçiyor Batı…

Asırlardır kendisi dışındaki dünyayı kaynar kazana dönüştürmek için tüm oyunları deniyor, sınırları kendisi çizdiği için sorunları da güya kendisi çözmek istiyor.

Doğup büyüdükleri topraklardan bir an önce uzaklaşmak isteyen insanların cansız bedenleri toz duman arasından çıktığında ya da sahile vurduğunda timsah gözyaşları döküyor. Mağduriyetlerinden bizzat sorumlu olduğu canları, “Göç İstasyonu” şeklinde tanımladığı Türkiye’de tutmak için milyarlarca Euro’luk vaatlerde bulunuyor.

Özellikle Osmanlı coğrafyası ve Müslümanların yaşadığı her yer kan gölü…

Büyük başkentlere bakılırsa bu oyunun uzunca bir süre daha oynatılacağı anlaşılıyor.

Bu ‘’ten de ekmek çıkarmaya çalışacaklar.

Bol bol film yapacak, roman yazacak ve konferans düzenleyecekler…

***

Biz, birbirimizle savaşırken bir bakalım neler neler olmuş?

Sürücüsüz otomobiller, insansı robotlar, 3 boyutlu yazıcılar…

Giyilebilir teknoloji, yapay zekâ, biyonik göz

Sanal ve artırılmış gerçeklik…

***

Liste uzatılabilir ama gerçek değişmez. Daha çok ne ile ilgiliysen ‘o’sun.

Sürekli savaşla uğraştığınız, hemen her gün cenaze kaldırdığınız ve taziyelerde bulunduğunuz bir ortamda önceliğiniz; uzayı düşünmek, insansı robotlarla sürücüsüz otomobillere kafa yormak değildir ama...  

Atı alan Üsküdar’ı geçti” de diyemiyoruz çünkü at da bizim, Üsküdar da…

Halk kahramanımız Köroğlu’na ait bir hikâyedir.

Çalınan atının izini sürerek İstanbul’un Avrupa yakasında bir at pazarında bulduğu kıratına atladığı gibi gözden kaybolur.

Bu hikâyeden yola çıkarak “kaybettiklerimizi bulacağız ve soluğu yine zirvede alacağız” gibi bir his var içimizde.

***

Uygarlık yarışında Mevlana’nın işaret ettiği yerdeyiz. “Hamdık, piştik, yanıyoruz.”

Kötü komşu insanı mal sahibi yaparmış derler ama biz, komşularımızla değil üyesi olduğumuz örgütlerle sorun yaşıyoruz.

Kendi silah ve mühimmatını üretmeye başlayan, 2023’te dünya savunma sanayi ihracatı sıralamasında 25 milyar dolarla 10. sırayı hedefleyen Türkiye;  içeride ve dışarıda gücünü kanıtlayan ordusuyla ikinci kez Suriye’de…

Büyük devletlerin, küçük küçük meydan okumalara tahammülü sınırlı olup eskilerin “uhulet ve suhuletle” dedikleri dönem de çok gerilerde kalmıştır.

***

Biz, birbirimizle savaşırken…

Canımız yana yana gerçekleri gördüğümüz, dost düşman kimmiş diye unuttuklarımızı hatırladığımız sırada…

Bir zamanlar sınırlarını çizdiğimiz Batı’ya; bizim yapamadığımızı yaptığı, uyuyan devi asırlık uykusundan uyandırdığı için teşekkür borçluyuz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhammet Alkaç 7 ay önce

EyvAllah kıymetli kardeşim.Her satırınız Tarih kokuyor ve muaazzam bir ufuk verdi.Tokat yiyince titriyoruz. Titreyince kendine geliyor koca TÜRK.Ancak sevgi saygı ve milli birlik idealimizi hiç unutmadan.

Avatar
Yüksel Yavuz 7 ay önce

Hocam, batı yazar doğu uygular, tek bizler Türkler kafa tutuyoruz batıya. sevgiler

banner89

banner37