İktidarlar geldi, iktidarlar gitti. Bakanlar, müsteşarlar, genel müdürler değişti. Aradan bir asra yakın doksan beş yıl geçti. Değişmeyen tek şey sınavlar oldu. O her dönem varlığını kaybetmedi. Sanki ölçme ve değerlendirmede tek seçenek bu yolmuş gibi bir türlü vazgeçilmiyor. Aslında işlerine biraz da böyle geliyor. Daha doğrusu devlet kendi görevlendirdiği öğretmenine bu konuda güvenmiyor. Bu güven köprüsü kurulmadıkça sınav külfetinden ne öğrencilerimiz ve ne de velilerin kurtulması mümkün değil. Liseyi bitirene kadar yavrularımız sınav sarmalında. Bir babayiğit bakan çıkıp bu düzeni değiştiremedi. Değiştiremez çünkü buna dayalı sektörler oluşmuş. Dershaneler zinciri oluşmuş. Dergi, kitaplar basılmış. Dershane binalarının yapımı için devlet desteği sağlanmış son. Adeta devlet bu işe ön ayak olmuş.

Bugün Avrupa kıtasındaki devletlerde bu sınavlar yok ABD ve İngiltere’de de yok. Bu işi o ülkelerde sınıf öğretmenleri yapıyor. Aslında yeni bir şey icat etmeğe gerek yok. Aranmış, bulunmuş ve uygulanarak sonucu alınmış bu sistemi kopyalamak en kestirme yol. Ortaokul sonuna kadar öğretmenin kontrol ve müşahedesinde olan çocukların, Türkçe, matematik ve yabancı dil ortalamaları, dokuz on olan öğrencilerin üniversiteye sınavsız gitmek üzere liseye geçmeleri sağlanıyor. Ortalamaları 9-10’un altında olanlar da bilgi, istidat ve kabiliyetlerine göre meslek okullarına ayrılarak ara eleman ihtiyacını karşılamaktadır.

Bizde tam tersine ilkokul birinci sınıftan itibaren sınav üstüne sınav yaparak lise sona kadar 4-5 sınavdan geçiriyoruz. Yine buna bağlı olarak ara sınıflarda lise ve üniversite sınavlarına hazırlık kurslarına katılıyorlar. En sonunda yılda iki buçuk milyon öğrenci üniversite sınavına giriyor. Bunların bir milyona yakını devlet ve özel üniversitelerine girebiliyor. Geriye kalanlar sokağa terkediliyor. Biz de bunun adına eğitim diyoruz. Açıkça kendi kendimizi aldatıyoruz. Üstelik de hangi branşı seçeceğine öğrencinin kendisi değil aldığı puana göre YÖK karar verecek. İdealinde doktor olmak isteyen, aldığı puana göre iktisat bölümüne gitmek mecburiyetinde kalabiliyor. Gelişmiş ülkelerde böyle bir mantıksızlığa rastlayamazsınız.

Başbakan Bülent Ecevit döneminde sözde adaleti sağlamak adına devlet memurluklarına alınacak personel için KPS sınavları ihdas edildi. Yılda iki kez yapılan bu sınavlarda alınan puan durumuna göre yerleştirme yapılıyor. Bu belki haksızlığı önlemiş görüntüsü veriyorsa da, farklı mesleklere yerleşecek adayları aynı kategoride değerlendirmek de bir başka haksızlığı beraberinde getiriyor. Branşlara göre sınav düzenleyip her mesleğin en iyilerini tespit etmek gerekir. Tek genel bir sınavla her branşın en iyilerini seçmek ayrı bir haksızlıktır Bu yöntemle sağlıklı gençlik yetiştiremeyiz. Özel sektörde başarısını ispat etmiş Sayın Bakan Selçuk’un bu konuya el atacağına inanıyoruz. Zira kendileri “Bakan değil gören olacağını” açıkça ilan etmişti.

                                                                                    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108