buy Instagram followers
banner114

Abi gerçeklere bakalım.

Bırakalım sanal alemde aşk-meşk yapmayı!

Azıcık kafamızı kaldırıp, mantık yürütelim.

Evet… Nereye kadar böyle?

Neymiş efendim o ruhla oynanmış!

Neymiş efendim mücadele varmış!

Neymiş efendim, Abdulkadir’in atılmasıyla takım gazlamış!

Neymiş efendim, Ünal Karaman takıma iyi dokunmuş!

Abiler, her zaman kedi pilav yemez!

Oyun olarak ortaya bir şey koyamazsan.

Sahada yetenekli oyuncuların az olursa.

Oyunun kaderini değiştirecek oyuncun olmazsan.

Kaliteli ve yeterli bir kadroya sahip olamazsan.

Ruh seansları yapsanız ne olur?

Tank- tüfekle mücadele etseniz ne olur?

Birazcık gerçekleri görelim.

Son söz.

Trabzonspor kötü oynuyor.

En önemlisi de sistemsiz oynuyor.

SAHADAKİ MATERYAL

Ben onu bunu anlamam.

Hedef koymuşsan.

Hedefe gideceksen.

Sahadaki materyalin iyi olacak.

Bakınız sizlere örnek vereyim.

Fatih Terim Galatasaray’ı üç yıl üst üste şampiyon yaptığı zaman.

Buna UEFA kupasını da almasını ekleyelim.

Sonra ne oldu…

Galatasaray’dan gönderildi.

Düşünebiliyor musunuz üst-üste üç yıl şampiyon ve UEFA Kupası kazanmışsınız.

Sonraki sezonda sonuçlar kötü gelince kovulmaktan kurtulamamış.

Peki neden kovuldu.

Üç yıl üst-üste lig şampiyonu olduğu zaman ve UEFA Kupasını kaldırdığında, çok iyi bir kadrosu vardı sarı-kırmızılıların.

Kovulduğu sezon bu kadronun yarısı dağılmıştı.

Ve hoca başarısız olmuştu.

Onun için diyorum ki, eldeki kadron iyi olup, taşlar yerli yerine oturacaktır.

Bu olmadı mı, ite-kalka ancak yarışın içerisinde olmaya çalışırsın.

FUTBOLUN KİTABINI YAZAN ADAMDI!

Bir örnek de Trabzonspor’dan vereyim.

Ahmet Suat Özyazıcı’yı tanımayan var mıdır?

Trabzonspor’un efsane teknik adamıydı.

Hatta futbolun kitabını yazan adamdı deniyordu kendisi için.

Özyazıcı Trabzonspor’u bıraktıktan sonra , yurt içi yolculuğuna çıkmıştı.

Sarıyer’den tutun Bursaspor, Vanspor’a kadar bir kaç takım çalıştırmıştı.

Sonuç mu?  Hepsinde hüsran yaşamıştı.

Demem o ki, saha içi önemli.

Demem o ki kadro önemli.

Demem o ki, sahadaki oynayan onbir önemli.

Demem o ki, sahaya çıkan onbiri, yedek kulübesinin de zorlayacak oyuncular önemli.

Gerisi mi? Teferruattır.

İYİ BİR KADRO AMA

Baktığımızda Trabzonspor’un iyi bir kadrosu olduğunu görüyorduk..

Geçtiğimiz sezon sonu sadece  Yusuf Yazıcı kayıp verilmişti.

Buna mukabil, Yusuf’un yerine birkaç tane yabancı oyuncu alınmıştı.

Sakatlıklar ardı ardına gelince, Trabzonspor’un ideal kadrosundan en az beş tane oyuncu saha dışında kalmak zorunda kaldı.

Bakıyorum, oynanan kötü futbola mazeret olarak sakat oyuncular gösteriliyor.

Bu bana göre yapılan eleştirilerden ucuz bir kaçıştır.

Bu bana göre ucuz bir mazerettir.

Bu bana göre ucuz kurtarma operasyonudur.

Trabzonspor gibi bir takım mazerete sığınmaz.

Trabzonspor gibi bir takım her ne olursa olsun kendi sahasında bu kadar mahkum oynamaz.

Trabzonspor gibi bir takım kendi sanasında bu kadar acziyet içerisine düşmez.

O nedenle ben hiçbir mazereti kabul etmiyorum.

Sen Trabzonspor’san, sahada çatır çatır oynayıp rakibini yeneceksin.

Hele de kendi evinde oynadığın maçlarda!

ŞANS VERİLMELİ

Babamın oğlu değil.

Tanımam da.

Selam-sabahım da yoktur kendisiyle.

Nereli, neyin nesi olduğunu da bilmem.

Ama ne olursa olsun hakkını teslim etmem gerektiğine inanıyorum.

Gerçi Krasnodar maçında bir-iki kelime kendisinden bahsetmiştim.

Serkan Asan’dan bahsediyorum.

Serkan Asan bana göre şuan Trabzonspor’da geleceği olan oyuncuların başında gelmekte.

Krasnodar maçında şans buldu.

Alanya maçında ise oyunun son bölümünde sahaya çıktı.

Peşinen söyleyeyim; hiç sırıtmadı.

Aksine şans bulması halinde uzun yıllar bu mevkiinin değişmez adamı olur.

Yeter ki Ünal Karaman Serkan’ı oynatma cesaretini gösterebilsin.

Serkan Asan şu anki görev anlayışı ve sahadaki duruşuyla Pereira’yı yüz kez taca atar kalibrede duruyor.

DEMEKKİ OKUYORMUŞ

Yusuf Yazıcı ile yaşadığım bir anekdotu sırası gelmişken yazmak istedim.

Evvel zaman içerisinde kendisiyle Zorlu Otel’in  fitnes salonunda karşılaşmıştık.

Kendisiyle ilgili bir haberle ilgili, haberin doğruluk payının olup olmadığını sormuştum Yusuf’a.

Aldığım cevabı çok ilginç ve acıtıcı bulmuştum.

Yusuf Yazıcı’ya, kendisiyle ilgili gösterdiğim sayfa için ”Ben bakmıyorum ve okumuyorum”  deyince, başımdan aşağıya kaynar su dökülmüş gibi oldum.

Düşünebiliyor musunuz, Türk futbolunun parlayan yıldızı ve Trabzonspor’un kaptanlığını yapan bir oyuncu kendisiyle ilgili çıkan haberler için ‘Bakmıyorum ve okumuyorum’ diyor.

Neyse fazla uzatmayalım.

Ben de o zaman Yusuf’la ilgili bir yazı kaleme almıştım.

Yazımda beynimde ne oluşmuşsa onları dile getirmiştim.

Şimdi bakıyor ve görüyorum ki, o zaman, ‘Okumuyorum, bakmıyorum’ diyen Yusuf’a geçtiğimiz günlerde yaptığı basın toplantısındaki konuşmalarından dolayı övgüler diziliyor.

Konuşmak için okumanın ne kadar önemli olduğunu en iyi bilenlerden birisinin Yusuf Yazıcı olduğuna inanıyorum.

İyi ki sürekli okuyormuş!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim köseoğlu 3 hafta önce

Kesinlikle katılıyorum. Cıkıyor bir maçta bir iki topcu macı alıyor.yani ünal hoca kapris yapıyor futbol olarak TS birşey yok. Defansta bol pas yan top. Hiçbirşey bilmiyorsan doldur boşalt yap gençler macı 2 puan yaz sivas macı yaz göztepe macı yaz. Ettimi 8 puan. Eeee hoca iyi olabilirsin Ts iyi oynatamasın. Yok o becerin

banner108