Ahmet Hakan’ın Deniz Baykal’ı konuk ettiği programı izledim. Program boyunca o kadar çok çağrışımlar yaşadım ki şaşırdım kaldım. Deniz Baykal’ın söylediği sözler beni siyasi yakın tarihimizin sayfaları arasında oradan oraya savurdu.  Baykal’ın söyledikleri bazen gençlik yıllarıma, bazen Özal’lı yıllara bazen de okuduğumuz ve kafamızda şekillendirdiğimiz ama yaşamadığımız Cumhuriyetin ilk yıllarına götürdü beni.

Tam hatırlamıyorum ama 4 yıl önce olsa gerek, Baykal ile yan yana uçak yolculuğu yapma fırsatım oldu.  Konuştuk, ama siyasete girmedik. Bürokrat olmamız hasebiyle biraz Şehir hastaneleri, birazda o zamanlar popüler olan 663 sayılı KHK dan konuştuk. Zaten Ankara-Antalya arası çokta uzun değildi. Baykal’da gördüğüm; Haza beyefendi, kadim bir siyaset ve devlet adamı olduğu her halinden anlaşılabiliyordu. Nazik, saygılı, mütevazi ve doğru sorular soran bir yapısı vardı. Bazen şaşırıyor ve şaşırdığını belli etmekten çekinmiyordu. Ancak tüm bunlara rağmen, zeminde var olan dünya görüşü ile ilgili olarak sarsılmaz bir kararlılık gösteriyor ve adeta bütün yolların oraya çıkacağı inancını taşıyordu. Eleştiriye açık görünüyordu, nazikti, ama karşısındakine ne olursa olsun doğru bildiğini asla değiştirmeyeceği hissi uyandırıyordu. Açıkçası ben de ne söylersem söyleyeyim fikri değişmeyecek kanısı uyandı.

Ahmet hakan ile olan programda da aynı hisse kapıldım. Teknik ve hukuki olarak söyledikleri tartışılabilir. Ama bende uyandırdığı his umut vermedi. Baykal’ın programda tek hoşuma giden şeyi; yaşına ve yaşadıklarına rağmen, hala inancını ve partisi için mücadele etme istencini taşıyor olmasıydı. Ben gerek Kılıçdaroğlu, gerekse partisi ile ilgili söylediklerinde kendi adına hesap yaptığını düşünmüyorum. Ama Baykal’ın söylediklerinden CHP’nin bir değişimin arefesinde olduğunu anlıyorum. CHP’nin başına 2019 için aday olacak bir profilin geçmesi fikri, yanlış değil. Ama bu olabilir mi? Sanmıyorum. 

80’li yaşlara gelmiş bir Baykal ile, kesmeyen tahta bir kılıç olan Kemal Bey partinin önünü açmalı. Esasında CHP, geçmişte ki Refah Partisi sürecini yaşayarak yıkılmalı ve yeniden doğmalı. Ama bunun önünde ki en büyük engel CHP isminin kendisi ve kutsal kabul edilişidir.

Hayır oyu veren yüzde 49, CHP’nin değildir ama AK Partinin de değildir. Bu Oy’a sahip çıkacak ve iktidar olmanın yorgunluğunu, eskimişliğini avantaja dönüştürecek bir yeni muhalefete ihtiyaç var.

Benim derdim CHP’nin yada diğerlerinin ne olacağı yada olmayacağı değil. Benim derdim ülkemizin geleceği ve sağlıklı işlemesini umduğum demokrasisi ve devlet sistemidir. Geleceğimiz ve demokrasimiz için, cemaatlere mahkum edilmemiş bir devlet yapısı için, Türkiye’nin her şeyden çok muhalefete ihtiyacı var. Bunu arıyoruz vesselam…

  • Bu ifade Sn. Ayla Çebi’ye aittir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37