Dedi: Trabzonspor Kongresi usulet ve suhulet içinde… Ama kıran kırana bir yarışla sonuçlandı. Nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: % 75 oranındaki bir katılım ve barış içinde geçen Trabzonspor kongre ülke çapında büyük takdir topladı. Özellikle ulusal medya ‘silah’ haberleri yapıp duruyordu. Kongre ‘İşte Trabzon bu’ dedirtti. Hacıosmanoğlu’nu 1040 oya mahkûm ederek de bunu tescil etti.

Dedi: Bu kadar yoğun katılımı nasıl izah ediyorsunuz?

Dedim: Trabzonspor camiası kulübü kurtarmak için akın akın Trabzon’a geldi. Hani Başkan Muharrem Usta’nın vurgu yaptığı ‘itibar’ keyfiyeti var ya!.. Yerlerde sürünen itibarımızı kurtarmak için geldi. Trabzonspor ilk kez 8’inci, 10’uncu olmuyor. Daha önce de oldu. Ancak saha sonuçlarının çok ötesinde bir facia yaşandı. Trabzonsporlular dışarıda başı eğik gezer oldu. Ankara’dan gelen bir eski rektörle konuştuk. “Hayırdır hocam, siz de başkan seçmeye mi geldiniz?” diye sorduk. ‘Arkadaş, eş, dost arasında utanır olduk. Stadyuma hakem kilitleyen bir kulüp olabilir mi? Canlı yayınlarda ben gelene kadar çıkarmayın o adamları diyen bir başkanın yaptıkları yalnız kulübü ilgilendirmiyor. Onun yaptıklarının sıkıntısını Ankara’da biz, Antalya’da, İzmir’de, İstanbul’da diğer Trabzonsporlular çekiyor. Trabzonspor için bugün gelmezsek ne zaman geleceğiz?” cevabı verdi.

Dedi: Yani katılımın çok yüksek oluşu Hacıosmanoğlu’na bağlıydı öyle mi?

Dedim: Evet, Hacıosmanoğlu aday olmasaydı 4 bin kişi bile gelmezdi.

Dedi: Ama iki tarafın toplam oyu 6 bin 500’ü geçti.

Dedim: Kongreye yüksek katılım ‘Hacıosmanoğlu aradan sıyrılmasın’ diye gerçekleşti. Yoksa Trabzonspor camiası Hacıosmanoğlu gitsin de kim gelirse gelsin modundaydı.

Dedi: Yanlış bir düşünce değil mi? Batma noktasında bir kulüp için ‘kim gelirse gelsin’ denilebilir mi?

Dedim: Burada ince bir ayrıntı var. İki adaya da güvenden ötürü böyle bir kanaat gelişti. Bir kesim ‘Bizim Celil’ diyerek Celil Hekimoğlu’na… Diğer kesim Muharrem Usta’nın vizyonuna güvendi.

Dedi: Sonuçların birbirine yakınlığını nasıl yorumlayacaksınız?

Dedim: ‘Trabzon dışarıya ve derin Trabzonspor’a direndi’ diyebiliriz. Trabzon’un genlerinde var olan milliyetçi refleks bazen kendi insanına bile yönelebiliyor. Bunun kabul edilebilir bir yönü yok. Hekimoğlu üzerinden içerideki Trabzon, Usta üzerinden dışarıdaki Trabzon algısı oluşturuldu.

Dedi: Pek anlayamadım. Biraz açar mısın? Trabzon, derin Trabzonspor’a direndi demek ne demek? Hangi milliyetçi refleks?

Dedim: Derin Trabzonspor ve dışarıdaki Trabzon Muharrem Usta’yı destekledi. Zira bu düşüncedekiler Celil Hekimoğlu’nun kulübü kurtarabileceğine inanmadı. Batma noktasındaki Trabzonspor için Muharrem Usta adeta şans gibiydi. Trabzon ise, (İlçeleriyle… Esnaf kesimiyle… Derin Trabzonspor’u eleştirenleriyle… Büyük oranda spor kulüplerini yönetenleriyle…) Trabzonspor, Trabzon’dan yönetilmeli gibi absürt bir refleks geliştirdi. Kitleleri büyük oranda bu refleksin etrafında topladı. Hem “Dünya kulübü” diyeceksiniz!... Hem “Trabzon’dan yönetilmeli” deyip bir şehre hapsedeceksiniz. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş’a başkan seçilirken “Nereli, nerede yaşıyor” diye sorsalar, soranı üyelikten atarlar. Sen de hem Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’la yarışacaksın. Hem bir ‘şehir kulübü’ gibi davranacaksın. Rakiplerin Bursa, Eskişehir, Konya olur anlarım. Ne yazık ki Trabzon’un bazen böyle takıntıları oluyor. Bir algı etrafındaki refleks insanları bir araya toplayabiliyor.

Dedi: Yarış bu iki görüş arasında mı geçti?

Dedim: Yalnız o değil. Muharrem Bey’in devleti yönetenlere yakınlığı da bazılarını rahatsız etti. Daha önce de yazmıştık. 2013 kongresinde ‘Usta kulübü Tayyip Erdoğan’a teslim edecek’ propagandası yapanlar Trabzonspor’u Hacıosmanoğlu’na teslim etmişlerdi. Aynı kitle bu kez de “Trabzonspor, Trabzon’dan yönetilmeli” fikrini geliştirdi. İyi de tutturdu.

Dedi: Bu düşünce çok mu yanlış?

Dedim: Elbette yanlış. Trabzonspor’u Trabzon’a hapseden bir düşüncedir. Daha vahimi dışarıdaki Trabzon’u bile dışlayan bir anlayıştır. “Trabzonspor’u ancak Trabzonlular yönetebilir!” gibi bir düşünce çağdaş olabilir mi? Dikkat edin yukarıdaki yaklaşım daha feci bir noktaya gitmiştir. Bu kez de dışarıdaki Trabzon reddedilmiştir. Halbuki çağdaş olanı, doğru olanı “Trabzonspor’u Trabzonsporlular yönetsin.” Trabzonsporlu olan herkes nasıl oy verebiliryorsa, yönetebilmelidir de. Zaten de öyledir.

Dedi: Usta’nın seçim başarısı bir Prus zaferi midir?

Dedim: Kesinlikle hayır. Şayet 12 oy fark Usta ile Hacıosmanoğlu arasında olsaydı “Evet, Prus zaferi” derdik. Ama camia öncelikli olarak Hacıosmanoğlu gitsin de, hangisi gelirse gelsin düşüncesindeydi. Hekimoğlu’na oy veren kitlenin çok büyük bölümü de çıkan sonuçtan memnun.

Dedi: Hekimoğlu çok iyi hazırlanmıştı fakat kaybetti.

Dedim: Hayır kaybetmedi. Celil Bey geleceğin Trabzonspor başkanı mesajını kayıt altına aldırdı. Geçtiğimiz haftaya baktığımızda kaybetmedi, çok şey kazandı.

Dedi: teşekkür ederim.

 

Dedim: Hayırlı olsun. Şimdi sıra vaatleri takipte.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.