Dedim: 80 milletvekili ile meclise girdiniz. Siyaset kanalları açıkken ve Batı topyekün arkanızdayken neden bir hiçe döndünüz?

Dedi: Bizi Tayyip Erdoğan harcadı. 80 milletvekili alınca ve başkanlığının önü kapanınca Kürtlere savaş açtı.

Dedim: Jetler kaç Kürt şehrini bombaladı? Kaç Kürt vatandaşı öldü?

Dedi: Ölenler Kürt vatandaşı değil mi?

Dedim: Ölenler, eli silahlı terörist. Onların vatanı, ırkı, dini önemli değil. Varsayalım, sizin dediğiniz gibi olsa… Yani her şeyi Erdoğan yeniden başlatsa. 80 milletvekillik bir güçle neden Erdoğan’ın size göre kişisel savaşını engellemediniz. Madem ortada hiçbir terör eylemi yoktu!.. Polisler gece yataklarında öldürülmüyordu!.. Şehirlere silah yığınağı yapılmıyordu! Askerlere saldırılmıyordu! Yollar kesilip, araçlar yakılmıyordu!.. Siz Kürtleri, ‘artık biz kendimizi koruyacağız’ diye silahlanmaya çağırmıyordunuz!.. Kandil, ‘artık halk savaşı başlıyor’ mesajlarıyla halk ayaklanması planlamıyordu!.. Madem bütün bunlar olmuyordu!.. Bıraksaydın Tayyip Erdoğan dağı taşı bombalasaydı. PKK masumlara oynasaydı! Hiç saldırmasaydı. Şehirlere yeniden şehit cenazeleri gelmeseydi… O zaman millet Erdoğan’a ‘ne yapıyor bu adam?’ derdi. O zaman Erdoğan’ın bu işi şahsi hırsı için yaptığına herkesi inandırırdınız. Siz, PKK’ya emir kulluğu yaptınız ve halkı ayaklandırmak için gizli adımlar attınız. Erdoğan işte böyle bir noktada müdahale etti.

Dedi: Bizim görevimiz aslında Kürt halkının değil, PKK’nın önünü açmaktır. PKK ve KCK zaten Kürt halkı demektir. Biz, devleti ve hükümeti yıpratmak ve Erdoğan’dan kurtarmak için başta Kürt halkı olmak üzere beyaz Türkler ve dünya kamuoyu önünde algı oluşturmakla mükellefiz.

Dedim: 80 milletvekili büyük bir potansiyel. Neden sizi var eden potansiyeli savunmuyorsunuz?

Dedi: Sandıkla amacımıza ulaşamayız. Biz artık kendi kendimizi yönetmek istiyoruz. Dağdaki o kadro, o kadar yıldır o sıkıntıları boşuna çekmedi! Silah bırakarak gelip bakkal mı, çoban mı olsunlar? Biz legal yollardan, onlar silahla mücadele etmek zorunda.

Dedim: Yani PKK hiçbir zaman silah bırakmayacak, değil mi?

Dedi: Evet, amacına ulaşana kadar bırakmayacak!

Dedim: Bugün seçimlerde yaptığını hayata geçirip, özerklik adı altında Kürtleri silahla esir gibi yönetecek. Tehditle, şantajla ve dünyada örneği kalmayan Marksist-Leninist bir sistemle Kürt halkını esir yapacak. Zira sandık kurulduğunda ve Kürt halkı özgür olduğunda PKK’lıları tercih etmeyeceğini onlar da biliyor. O nedenle bütün ölümler kendi gelecekleri için. Kürt halkı umurlarında bile değil.  

Dedi: Hayır, Kürt halkı için mücadele ediyoruz

Dedim: Ama Kürt halkı silahların bırakılmasını istiyor. Hatta bu öğütle size oy verdi. Halbuki siz istemiyorsunuz. Tercihinizin sandıktan yana olduğunu, silahı reddettiğinizi ilan edemiyorsunuz. PKK’ya ‘Silahı bırakın artık biz varız, halkın tercihi bizden yana’ diyemiyorsunuz.

Dedi: Onu diyecektik ama Tayyip Erdoğan bırakmadı!

Dedim: Seçimden sonra iki ay geçti. Dediniz de Tayyip Erdoğan ağzınıza bant mı çekti? Bilakis siz bile çözüm olarak silahı savunmaya başladınız. Hem milletvekili seçildiniz, hem silahlanma çağrıları yaptınız. Vekilliklerinizi PKK terör örgütünün silahlı mücadelesinde ön açıcı araç olarak gördünüz.

Dedi: Bak şimdi sonuca… Her gün evlere iki-üç cenaze geliyor. Daha mı iyi oldu? Bunun sorumlusu Tayyip Erdoğan’dır.
Dedim: Günde iki-üç şehide tahammül etmek kolay değil. Hazmedilir ve dayanılır değil. Ama siz, silahları vatanın boğazına dayadınız. İç savaş dâhil her türlü kirli işler için hazırlık yaptınız. Şimdi de ‘Bu Tayyip’in savaşıdır’ kirli propagandası üzerinden ülkeyi teslim almak istiyorsunuz. Asker elini tetikten çekerse PKK silah mı bırakacak?  Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığından ayrılsa PKK silah mı bırakacak?

Dedi: O zaman PKK da elini tetikten çekecek.

Dedim: Ne demek elini tetikten çekme? Yani dağda eşkıya omzunda silahlı dolaşırken… Şehirleri silah yığınağı yapıp teslim alırken, devlet seyredecek! PKK eşkıyası şehirlerde racon kesecek, vergi toplayıp kendince elinde silah adalet dağıtacak ve devlet karışmayacak. Vergileri biz vereceğiz, yatırımı biz yapacağız… Elde silah ve devlete rağmen PKK yönetecek. Tetikten el çekmek böyle bir şey mi?

 

Dedi: O zaman bu tabloya razı olacaksınız. Tayyip’in savaşına razı olacaksınız.
Dedim: Bu milletin feraseti yaratmak istediğiniz o haince algıya teslim olmayacak. Bu mücadele milletin birlik, dirlik ve vatan müdafaası. Bağrımıza taş basıp acılara katlanacağız. İnanıyoruz ki bu kez başaracağız. Terör örgütünü yenmeyi başaracağız. Türkiye on yıl öncesinin Türkiye’si değil. Biz PKK’nın mayınlı tuzaklarını da, uzaktan saldırılarını da yeneceğiz. Sürecin PKK açısından daha fazla taşınabilirliği kalmadığına inanıyoruz. Teröristler silah bırakana ve ülke topraklarını terk edene kadar bu acılara dayanacağız. Anlaşıldı ki silahlar ancak böyle susacak. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner88

banner37