Türk milletinin çoğunluğunun son dönemlerde farkına vardığı, azınlığın ise yıllardan beri farkında olduğu bir belâ var: Fetullahçı yapı.

Yıllarca ekonomide, siyasette, bürokraside, güvenlikte, eğitimde ve birçok alanda yuvalanmış; kendini saklayarak hain emellerinin bir bölümünü gerçekleştirmiş bir hain örgüt.

Yıllarca vatanını, milletini sevenlere zulmetmiş, bunu yaparken de toplumun bir bölümünü kandırarak kendini alkışlatmış bir sahtekâr örgüt.

Yıllarca insanların hakkını çalmış, geleceklerini karartmış hatta suikastlara ve insan öldürmeye kadar gitmiş bir cani örgüt.

***

Örgütü var eden ekonomik, siyasî ve birçok boyut vardır ancak dinî boyutu göz ardı edilmemesi gereken önemli bir boyuttur.

Fetullahçı örgütü, IŞİD örgütünden ayrı tutmak da göz ardı edilemeyecek başka önemli noktadır.

İki örgütün sömürü kaynağı dindir.

“FETÖ’yü Amerika kurdu, IŞİD’i Amerika destekliyor.” demekle bu işin içinden çıkamazsınız!

Evet, bu örgütlerin arkasında Amerika olabilir ama örgüte katılımı da Amerika mı sağlıyor?

Sağlıyorsa nasıl sağlıyor, buna yanıt arıyor muyuz? Mesele burada başlıyor.

Herkes sonuca odaklanmış bir noktayla ilgileniyor. Hâlbuki asıl bakılması gereken yer bu örgütleri çıkaran sebeplerdir.

Evet, şu an acil olan bu cani örgütlerin somut karşılıklarını temizlemektir ancak mutlaka ama mutlaka asıl mücadele edilmesi gereken ise bu anlayışı doğuran sebeplerdir.

Bu da nedir? Elbette “paralel din” anlayışıdır.

Nedir bu anlayış? Allah’ın dinine karşı oluşturulan bir din anlayışıdır. Müslümanlık dininin temel kaynağı olan Kuran’a paralel oluşturulan bir din sistemidir.

Kendi tarikatını, cemaatini ve şirk yapısını kurarak belli amaçları yerine getirmek isteyenler “paralel din” anlayışını benimseyerek ve benimseterek nihaî amacına ulaşabilirler. Çünkü “paralel din” kula kul olmayı sağlayan bir sistemdir. Gerçek din ise yalnızca Allah’a kul olmayı savunur. (Zumer/66)

***

Hepsinden de önemlisi “Düşünmez misiniz?” diyen kitaba kulak vermektir.

Düşünceyi, aklı öne çıkarmak ve akılla bu tuzaklara düşmemektir.

Kuşkusuz akıl bu tuzakları boşa çıkaracak bir varlıktır!

*** 

Yazımızı Fetullahçı yapının foyasını yıllar önce ortaya döken ancak “şüpheli” bir biçimde öldürülen merhum Dr. Necip Hablemitoğlu’nun sözleriyle tamamlamak istiyoruz.

Hablemitoğlu ve onun gibilere kulak verilseydi bugün daha farklı konuları konuşuyor olacaktık. Bakın Hablemitoğlu 2002’de hazırladığı ancak şüpheli ölümü nedeniyle yarıda kalan Köstebek adlı kitabında ne söylüyor:

“Almanlardan Fetullahçılara Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve lâik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi diyorsanız Atatürk’ün manevî mirasçısı olarak evet, değer diyorum. Çünkü Türk’üm ve başka Türkiye yok!”

Hablemitoğlu gibi düşünen ve tıpkı onun gibi bu yapının tehlikeli olduğunu birçoklarına göre erken fark eden biri olarak ben de aynı sözleri tekrar ediyorum. Çünkü Türk’üm ve başka Türkiye yok!

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.