Ben Nihat Birinci olsaydım…

Bir siyasî partinin il başkanlığını yürütürken oldukça şeffaf olur, gazetecilerden korkmaz ve onların her sorusunu değerlendirirdim.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

“Olağanüstü süreçten geçiyoruz.” bahanesine sığınarak partiyi bu kadar dışa kapatmaz, bu durumun partiye olumsuz yansıyacağını bilirdim.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

MHP kurmaylarının konuşmacı olarak geldiği Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda dava arkadaşlarımın soru haklarını engellemez, onların özgürce her soruyu sorabilmesini isterdim.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

Başarılı ilçe başkanlarını sırf “farklı düşünüyor” diye görevden almazdım. Dört ilçede ilçe başkanını görevden aldıktan sonra aylarca parti kapısına kilit vurulmasına gönlümü razı etmezdim.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

Atama yoluyla geldiğim il başkanlığının ardından yaptığım ilk basın toplantısında gazetecilerin soruları üzerine “Devlet Bahçeli’nin genel başkanlığını yaptığı MHP asla yanlış yapmaz.” demez  “Yanlışı varsa eleştirir ve doğruya yönlendiririz. Doğrusu varsa yanında olur, destekleriz.” derdim.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

İl Başkanlığında beni ziyaret eden Berkant Parlak’a “Tamam, seninle röportaj yapalım. Ancak bana sorularını yazılı biçimde gönder. Ben de yazılı olarak yanıtlayayım. Yarın öbür gün bir sorun çıktığında işte bana sorulan sorular, işte yanıtlarım diye belgeyle gösterebileyim.” deyip ardından ya “İstediğin her konuda soru sorabilirsin.” demezdim ya da dediysem sözümde dururdum.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

Yanıtını veremeyeceğim sorular varsa bu kadar iddialı çıkışta bulunmazdım. İddialı çıkışta bulunduysam da gereğini yapardım. Gereğini yapamayacağımı anladıktan sonra “Ben bu sorulara yanıt vermem. Bu sorular parti içinde sorun çıkarır. Sanki bu soruları sana biri yazdırmış.” diyerek yalnızca işini yapmaya çalışan birine iftira atmazdım.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

Günebakış gazetesinde mesleğini onurlu bir çizgide sürdürmeye çalışan ve çizgisini de muhafaza etmeye çabalayan, insanlara saygı duyan, erdemliliği esas alan, etiği önemseyen Berkant Parlak’ı “talimatla hareket eden bir kişi” olarak görmezdim.

Ben Nihat Birinci olsaydım…

Yanıtını veremeyeceğim soru olmazdı!

***

Ama ne ben bir Nihat Birinci’yim ne de Nihat Birinci bir Berkant Parlak…

***

Son söz: Gazetecilik veya habercilik kamuoyunun merak ettiği, ilgilendiği konuları sorabilmek, araştırabilmektir. Havadan, sudan, herkesin bildiği genel konulardan söz etmek veya bunları sormak değildir.

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.