banner114

Aslında hep karşımızdakine sorarız.
Geçmişin ve günün hesabını... “Ya sen ne yapıyorsun?”
Az da olsa, zaman zaman... Söyle bir durup düşündüğümüzde...
Toparlanıp kendimize geldiğimizde... Hesap sorma sırası bize gelmiştir artık.
Hem de birinci tekil şahsa... İşin öznesine...
Ben ne yapıyorum?”
Hadi ver bakalım cevabını.
O kadar ki işi iyice abartanlar var.

Kendini tokatlayanları biliyorum.
Adam mısın sen” diye yüzüne tükürenleri...
Aynaya yaptığı buğuda “sen var ya...” yazanları...
***
En zor anlardan biridir. Aynanın karsısına kurulacaksın.
Aradığın suçluyu bulmuşçasına kendini omuzlarından yakalayacaksın.
Gözlerinin içine içine bakacaksın. “Sen ne yapıyorsun?”
Yani “ben ne yapıyorum”?
***
Yıllardır ne dolaplar çevirdiğini... Yalnız ele güne karşı değil...
Kendi kendine ne yalanlar söylediğini bir bir hatırlayacaksın.
Kaybettiğin zamanı, terk ettiğin yarışı ve kırdığın kalbi...
***
Demek ki zaman zaman böyle bir şey gerekiyormuş.
Başkaları sigaya çekmeden... Günahınla sevabınla yüzleşmeden...
Kur mahkemeni... Hâkim de sensin, savcı da... Hem sanıksın hem de tanık.
Artık kalemini mi kırarsın yoksa?
Hafifletici sebepler, kim bilir affedebilirsin de nereye kadar?
***
Zaman mı geçiyor yoksa sen mi gelip geçiyorsun? Aslında ikisi de...
Ve sen başlangıçla bitiş noktası arasına “ömür” diyorsun.
***
Bal peşinde arı olsan kırlangıçlara yem oluyorsun.
Karınca misali işinde gücündeysen eziliyorsun.
En büyük darbeyi çoğunlukla en sevdiklerinden yiyorsun.
Aklından bunlar geçince “bu kadar da kötümser olma” diye kendine kızıyorsun.

Polyannacılık’ oynuyorsun.
***
Geliyorsun ve gidiyorsun işte.
Çalışıp çabaladığın da oluyor ama her daim sitemli sözler biriktiriyorsun.
Alıcısını bulduğunda verip veriştiriyorsun.
***
Bazen “ben ne yapıyorum” demeyi aklından bile geçirmiyorsun.
Fakat herkes ‘sen’ gibi olunca... Muhabbetin tadı kaçıyor, açık oturumların...
Bağıra bağıra konuşuyorsun. Sessiz olsan bile yüzünden düşen bin parça...
El kol hareketleri ve mimiklerle kendini ele veriyorsun.
İçindeki canavarı gösteriyorsun.
***
Eylül biraz değil yüzde yüz hüzündür.

Yazıktır günahtır.
Memleketin en güzel abilerini ablalarını hatırlatır.
Ve acıyı gözyaşını...
Hey, siz oradakiler!
Biliyoruz, bizi duyamazsınız. Kendinizi de...
Ya siz ne yaptınız?!”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108