İnsanın yaradılış gayesini yaşadığı çok önemli bir ayın sonunda, mükâfatı olan bayramın arifesindeyiz. Ramazan nefsimizin terbiyesinde, kişisel hayatımızı gözden geçirme ve düzenlemede, ibadetlerin manasını kavramada, sosyal hayatı ve yardımlaşmayı anlamada, nimetleri veren Rezzak-ı Hakikiyi idrak etmede ve Rabbi tanıyıp, terbiyesini yaşamada bize fırsatlar sunun mübarek ay

Ramazanın bize en önemli derslerinden biri nimetlere şükürdür. Kolayca ulaştığımız ve tam ihtiyaç hissetmeden tükettiğimiz sayısız nimetin kıymeti ülfet perdesi altında gizlenmektedir. Hâlbuki ramazan orucu bize bu nimetlere olan ihtiyacımızı yaşatarak açığa çıkarır. Nimete olan ihtiyaç algısı artıkça, nimeti veren Rahman ve Rezzak daha iyi anlaşılır. Nimeti veren Mün’ime olan şükür borcumuz derinden idrak edilir. Bizi nimetleriyle perverde eden Sultanımız’ın Rubbiyeti bilinir. İftar saati şükür saatidir… Şükür rızkı ziyadeleştirir. Allah şükrümüzü artırsın…

Oruç aynı zamanda, yiyecek ekmeği olmayanları anlama talimidir. İnsanlar, imtihan sırrınca farklı geçim imkânlarına sahiplerdir. Özellikle asrımızda insanların genelini oluşturan fakirlerin halini, geçimi iyi olanlar yaşayarak anlarlar. Muhtaçlara şefkat ve yardım hisseleri depreşir, insani duygular gelişir. Bu yardımlaşma, sadaka ve zekâtlarla vuku bulur. Yardım edenden şefkat ve merhamet, yardım alanda ise hürmet hissi toplumu inşa eder. Komşusu aç iken tok olmak ortadan kalkar. İnsanların arasına muhabbetin esenliği yayılır.

Ramazan, nefsimizi terbiye etmede ayrı bir öneme sahiptir. Nefis her şeyi kendinin bilir, her şeyi sınırsızca kullanmak ve her şeye hükmetmek ister. Bilmez ki kendisi dahi bir gölge kadar zayıftır. Gerçekte eli hiçbir şeye uzanmaz. Ramazan nefsimize bunu öğretir, “elinin önündeki rızkı bile izni ilahi olmadan alamaz ve yiyemezsin, sen Sultan-ı Ezelinin iznine tabi, rızasına talip bir kulsun” der.  Bize dünyanın geçici ve imtihan dünyası olduğunu anlatır. İyilikleri çoğaltmanın, eksiklikleri örtmenin, yanlışlarımızı düzeltmenin, kusuru kendimizde görmenin erdemliliğini yaşatır. Kalbimizi yumuşatır, arzularımızı gemletir, ruhumuzu, namaz, Kur’an ve iyiliklerle huzura ulaştırır.

Ramazan-ı Şerif manen olduğu gibi, bedenende bir tazelenme ayıdır. Beden, oruç perhizi sayesinde sınırlıda olsa bir riyazet haline girer. Sabrı ve tahammüllü öğrenir, kendini yeniler.

Ramazan, gündüz orucuyla, akşam iftarıyla, farz namazlarla birlikte teravih namazıyla, okunan Kur’an ve hatimleriyle, gece sahuru, oruçlu nefesle yapılan duasıyla, kul olmanın idraki ve tefekkürüyle kişisel dünyamızda yaşanır. Sadaka, zekat, yardım ve iftar sofralarıyla, şefkat ve hürmet iklimi toplumu kuşatır. Kadir gecesiyle manevi kazançlar zirveye çıkar. Şükrün, günahlardan arınmanın ve cehennemden kurtuluşun sevinç gözyaşlarıyla arifeye gelinir. İçimizde kaynayan bayram sevinci, komşu, dost ve insanlarla paylaşılır.

Ne mutlu bu güzel ayı yaşayan, arif olan ve bayramı ruhunda hissedenlere…

Otuz gün oruç tuttum hani bana bayramlık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37