Beş daimi üye… Bunu kim demiş? Yine kendileri… Biz, “BM’nin beş daimi üyesiyiz”; alınacak kararlar bizim aleyhimize olmayacak; her birimizin veto hakkı bulunacak demişler!

Kimler bunlar? ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa; yani ikinci Dünya Savaşı’nın galipleri… Bir de İsrail; korumalı din devleti! Onun aleyhine de karar alınamaz; daimi üye olmasa da İsrail, ABD’nin şemsiyesi altında veya şirketler ve lobiler aracılığı ile ABD İsrail’in kontrolü altında!

Oh ne âlâ! Bir tarafta beş, diğer tarafta iki yüz beş! Bu ne adalet? Böyle bir dünyada barış ve huzur mümkün müdür? Şöyle bir bakalım: ABD ile Kanada komşu ülkeler ve aralarında hiç sorun yok. Buna karşılık Güney Amerika ülkelerinde darbeler, entrikalar, iç çatışmalar… Çünkü bunlar rahat bırakılmayan ülkeler! Güney Kore her alanda desteklenirken Kuzey Kore Düşman! Kore halkını Kuzey-Güney diye bölen de emperyalist Batı… Ortadoğu’da İsrail dost, diğerleri çıkar teknesi. Türkiye’ye gelince; Batılı sömürgecilerin çıkarlarına hizmet ettiği dönemlerde dost, müttefik(!) ve demokratik,  kendi ulusal çıkarlarına ve milli değerlerine sahip çıktığı dönemlerde düşman ve diktatör!

“Dünya beşten büyüktür” denilmiş olması çok önemli bir aşama, bir uyanış ve uyarış hamlesi olsa da pratikte insanlık adına bir değişim ve dönüşüm sağlamıyor. Maalesef gücü elinde bulunduran bu ülkeler, elde ettikleri pozisyonu kaybetmek istemiyorlar. Bilakis gittikçe daha da saldırgan ve acımasız davranıyorlar.

Kuzey Kore’deki füze denemeleri ve buna bağlı yapay gerginlikler -hiç riski yoktur denilemez ama- aslında Çin’i kontrol etmek için bir senaryodur. Ya da Çin’in ABD’ye karşı tampon olmak üzere desteklediği bir önlem ve hamledir. Görüldüğü gibi bu beş daimi BM üyesi ülkelerin kendi aralarında da dünyayı paylaşma ve kontrol etme yarışı vardır. Amerika, Rusya ve Çin arasında çok belirgin olan bu mücadelenin görülmeyen aktörü aslında İngiltere’dir. Bu kavga nedeniyle 1945’ten beri yeryüzünde çok kan akmıştır, akmaya devam etmektedir.

Bu çerçevede Amerika’nın, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye açısından çok tehlikeli bir faaliyet içinde olduğuna bir kere daha dikkat çekmek istiyorum. Bölgeye sevk ettikleri silah, bin iki yüz elli tırı geçti ve halen sevkiyata devam ediliyor…

Aslında kendilerinin kurdukları Daeş’i bahane ederek Kuzey Irak’taki referandum oyunu, bölgede yüzde altmış oranında tamamlanmış olan Amerikan askeri üssü ve kurulan komando tugayları, tehlikeli oyunun alametlerindendir. Hedef; Irak ve Suriye’yi üçe bölerek piyon devletçikler oluşturmak; buna ilâve olarak Türkiye’nin Güney sınırında güdümlü Kürt kantonları oluşturarak Büyük İsrail’in kuruluş çalışmalarında bir aşamayı daha geride bırakmak!

Muhtemeldir ki bir sonraki hedef Türkiye’dir. Otuz beş yıldır PKK’nın terör eylemleri ile Türkiye içerisinde hedeflenen toprak parçasını -askeri terimle- önemli ölçüde yumuşattıklarını düşünüyor olmaları mümkündür. Kurulması öngörülen Büyük İsrail Devleti’nin topraklarının önemli bir kısmının Türkiye’nin güneyinde olduğunu unutmamak ve bu tehlikeyi önlemek için kararlı önlemler almak gerekir. ABD dışişleri bakanının Ankara ziyaretini ve diğer görüşmeleri, “Türkiye’yi teskin etmeye ve oyalamaya, düşünülen askeri müdahaleyi önlemeye dönük” olduğunu düşünüyorum.

Bilimsel, ekonomik, endüstriyel, ticari ve askeri bağımlılığın böyle zamanlarda bir ülke için ne kadar bağlayıcı, ne kadar zorlayıcı olduğunu bir kere daha görüyoruz. Müttefik olarak bildiğiniz süper gücün, sizin zayıf noktalarınızı çok iyi biliyor olması da cabası…! Bu nedenle süratle her türlü bağımlılıktan kurtulmak için ciddi çalışmalar yapılması gerekir.

Almanya’ya gelince, Almanya beş daimi üyeden biri değil, topraklarında çok sayıda ABD üssü var; yani Almanya Amerika’nın, İngiltere’nin ve Siyonizm’in kontrolü altında ama Türkiye’ye karşı kahramanlık ve  gerginlik peşinde…

Bu durum bitmişlik sendromu, tükenmişlik hali, yalnızlık korkusu… Almanya, geçmiş tarihte olduğu gibi Avrupa-Türk düşmanlığını yeniden uyandırmak, Haçlı birliği anlayışı etrafında Avrupa’yı toparlamak, böylece Avrupa Birliği Ülkelerinin liderliğine soyunmak ve dünyada söz sahibi olmak peşindedir…

Türkiye taviz vermeden, pes etmeden karşı mücadelesini sürdürmelidir.  Korkulacak bir durum yoktur. Türkiye’den yükselen aykırı sesler Batı’yı çılgına çevirmektedir. Çünkü geçmişte hep “Evet efendim!” diyen Türkiye’ye alışmışlardı. Yeni Türkiye’ye alışmaları zaman alacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37