Kasavetli, karanlık uzun kış gecelerinin ardından, aydınlık, renkli ve coşkulu bir bahar muştusuna uyanır ruy-i zemin... Bahar; varlığın dirilişi ve ihyası, enva-ı rengin bütün tonlarda inşaası, hareket ve canlılığın neş’esi, toprağın suya kavuşmasının şöleni… Bahar, üç yüz bin türün dirilişi, dünya alemindeki haşridir Mevla’nın…

Sayısız tohumların, yumurtacıkların “ben de ağaç olmak, can olmak, ben de ilahi sanatlara mazhar olmak istiyorum”  duasına “emri kün fe yekün” ile ilahi cevaptır neşr-i bahar… Daralmış, baskılanmış, bunalmış ruhlara ferah ve sürur… Acı ve ızdıraplar içinde yokluğun kıyısında kıvranan cesetlere vücut… Yaralanmış, cehennemi bir ateşte kavrulan vicdanlara inşirah… Aşkı bütün coşkunluğu ile yaşamak arzusundaki gönüllere bir müjdedir.

Bahar uzun berzah âlemi sonrası bir hesap günü, iyilik ve güzelliklerin sergisi, cennetin habercisi… Rüzgarın bulutlarla raksı… Bülbülün gülüne, arının çiçeğine, kelebeğin sevgilisine kavuştuğu dem…

Ya Rab, baharda tabiatı canlandırdığın gibi, bizi de canlandır. Cesedimizi inşa, ruhumuzu ihya et,  gönlümüzü aşk ile aşkınlık ile coştur, vicdanımızı merhamet ve şefkatle ile doldur… Biz karanlık bir asırda, bilmenin zirvede olduğu kendini bilmezler pazarında, kendini, sevdasını kaybetmiş divaneleriz. Biz yalancı cam parçalarıyla elmas diye avunan, ölümsüzü ölümlüyle, eskimezi eskiyle, değerliyi değersizle değiştirmiş aldanmışlarız. Biz yolunu kaybetmiş, gözünün önündeki hakkı ve hakikati göremeyen bahtsızlarız. Zehirleri şerbet diye içen, kaktüsleri çiçek diye saklayan, kargaları bülbül diye dinleyen şaşkınlarız.

Ya Hay, cemreyi havaya düşürdüğün gibi ruhumuza, suya düşürdüğün gibi gönlümüze, toprağa düşürdüğün gibi bedenimize de düşür. Bizi ayağa kaldır. Bizi tövbe yağmurlarınla yıka, hakikat nurlarınla aydınlat ve feleğin rağmına nuruna gark et. Biliyoruz, liyakatimiz yok, sadakatimiz zayıf, idrakimiz eksik, duamız samimiyetsiz… Zayıf ve aciz, kimsesiz ve yalnız, aldanmış ve şaşkınız. Sığınacak yerimiz, gidecek kapımız, ağlayacak yurdumuz yok, senin kapından başka…

Biz kendi nefsine zulmeden, özgürlüğünü kaybetmiş, birbirini aslanların önüne atan, kendi insanını ve evladını kıran, kendisine zalim efendiler edinmiş köleleriz. Ya Hak, bizi toprağı uyandırdığın gibi uyandır,  tohumu canlandırdığın gibi canlandır, çiçeği açtırdığın gibi gönüllerimize birbirine aç ve bizi birbirimize sevdir. Dalları birbirine tutturduğun gibi, ellerimizi birbirine tuttur. Çiçekleri meyveye durdurduğun gibi bizi say edip, üretmeye durdur. Havayı, güneşi, suyu yağmuru adilane pay ettiğin gibi, bize adalet üzere paylaşanlardan eyle…

Ya Sani, baharda ağaçları gelinler, dağları heybetli pehlivanlar, bağları, bahçeleri halılar, kilimler gibi sanatlı kıldığın gibi, bizi de, nezaketle, anlayışla, incelikle, nezafetle ve güzel ahlakla müzeyyen kıl…

Ey bahar! Bize gel… Üç yüz yıllık mağlubiyet asrımızın gecesinin neharı, kışının baharı olarak… Gözümüzü gönlümüzü yollarda koyma; sevgi, huzur, barış ve esenlik olarak gel

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cengiz Kalaycı 4 ay önce

Çok güzel kaleme alınmış bir yazi

Avatar
Nuray 4 ay önce

Tum guzel dua ve temennilerinize Aminnler Elinize ve yureginize saglik selam ve dua ile....

banner89

banner37