Bir destan olan 93 Harbinin 140. yıl dönümünde onunla özdeşleşen  yüce bir nene-den  söz açmak istiyorum. Onun şahsında Allah yolunda kendilerini, ailelerini feda eden bütün kadın kahramanlardan Türk milleti adına özür dilemek istiyorum.

Yirmi yaşında taze bir gelin; düşmanın, askerlerimizi kalleş bir baskınla şehit etmesini duyar duymaz yüzünü unutacağı bebeğini komşusuna bırakır, hemcinsleriyle ellerine aldığı taşla,sopayla,kazmayla,kürekle, baltayla Aziziye  Tabyası’na koşar. Büyük kah-ramanlıklar yaratarak, üstün düşman güçlerini perişan eder..

.Nene Hatun 60 yaşına merdiven dayadığında.bu defa oğlu, İslamın son kalesini  müdafaa için Çanakkale’de şehit olur .İstiklal Savaşına fiilen katılması da mümkün değildir. Ama vatanın kutsallığını ezan,bayrak, namus üçgeninde aşılamaya, halkı cepheye koşturmaya devam eder.

Hey gidi koca Nene hey. Sen 65 yaşlarında bir kadın, vatanın toprağı için serçe gibi çırpınırken, İstanbul’da bazıları işgal kuvvetleri subaylarıyla dans edebilmek için birbirleriyle yarış içindeydiler. Bugün de  magazin programlarından sana ve senin gibi kahramanlara yer ayıramıyoruz. Kim kimden ayrılmış,kim kimi nasıl aldatmış.Kimin kedisi kaybolmuş, kimin tırnakları kırılmış ve daha nice mühim konulardan sizlere ayıracak zaman kalmıyor!

 Kültür müdürlükleri onca hayati konular arasında sizi anacak vakit bulamıyor. Kültürü, horon ve türküden ibaret sayan müdürlerimizi bağışlayın.

Koca Paşa, bir de onun gibiler olmasa yerin dibine battığımız gündür. 1954’e  kadar bilinemeyen, dilencilikle yaşayan Nene Hatun, 3.Ordu müfettişliğine atanan Org.Nu-rettin Baransel’in girişimleriyle viranede bulunmuş ve kendisine “3.Ordunun Nenesi” ünvanı verilmiş, ayrıca ufak bir maaş da bağlanmıştı.  

Onu biz anlayamadık ama anlayanlar oldu. Erzurum’a gelen Nato Başkomutanı Ge-neral Rıdgway, Nene Hatun’u ziyaret eder ve bize büyük bir ders verir: “ Birçok mil-letler,kahramanlarını  sadece kahramanlık sanatı olan ordularının içinde ararlar ve ancak böylelikle bulurlar.Türklerde ise hakiki kahramanlar, akla gelmeyen mütevazı köşelerin iddiasız sakinleridir. Çünkü onlar kahramanlık iddiasında da değillerdir. Bu-na ihtiyaçları da yoktur.Çünkü kahraman olarak yaratılmışlardır. Nene Hatun’un elini öpüyor ve onu tanımış olmaktan iftihar ediyorum.”  Bizim hissedip de söyleyemedik-lerimizi dillendiren generale teşekkür ediyoruz..

Unuttuğumuz sadece Nene Hatun mu, sayısız analar daha var.Hepsi de birer destan kahramanı olduğu halde savaş sonrası sefalete terk ettiğimiz kadınlarımız. 8 yaşında öksüz kalıp babasıyla cephelerde büyüyen, askerlere cesaret veren Küçük Nezahat, Adana!yı Ermenilere karşı savunan  Kara Fatma,ölen kocasından kalan tek yadigarı küpelerini bozdurup bir tüfek alarak Aydın’da çarpışan Çete Emir Ayşe, İnebolu’dan Kastamonu’ya kağnısıyla mermi taşırken yağmurdan çocuğunu değil mermileri koru-mak için üzerlerine hırkasını örten, vücut ısısıyla ısıtmaya çalıştığı çocuğunu soğuğa  kurban veren Şerife Bacı ve daha niceleri…

İnanıyoruz ki, bu milletin arasında böyle nice kahramanlar daha yaşamaktadır.  Ge-rektiğinde tekrar ortaya çıkıp kutsal görevlerini yapacaklardır. Bizler utancımızla ya-şamak istemiyorsak onlara sahip çıkalım, o ruha sahip çıkalım.

Vefatının 62. yılında Nene Hatun’u  ve bütün kahramanlarımızı rahmetle yâd ediyoruz.

                                         

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.