Dedi: Ülkedeki ayrışmayı, kutuplaşmayı ve birlik beraberliği analiz edebilir miyiz?

Dedim: Elbette konuşabiliriz. Konuşmalıyız da… Ayrıştırma ve nefret dili öylesine bir noktaya geldi ki, ihanetin özgürlükle kamufle edildiği bir dönemdeyiz. Terör örgütünün bile STK ilan edildiği bir ülkedeyiz.

Dedi: Örnek vererek açabilir misiniz?

Dedim: Bir aydın ihaneti ile karşı karşıyayız… Aydınların çanak tuttuğu siyasi bir ihanetle karşı karşıyayız. Hükümeti iktidardan indirmek için ihanetin her türlüsü yapılıyor. Alman Başbakanına ‘Türkiye’ye gelme’ deniyor. Rusya’nın neredeyse Türkiye’ye vurması isteniyor. Yeter ki Tayyip Erdoğan yenilsin. Bütün bu ihanet çapındaki eylemler demokratik hak olarak nitelendiriliyor.

Dedi: Cumhurbaşkanı, ötekileştirici bir dil kullanmakla eleştiriliyor.

Dedim: Zaten kendini ötekileştiren sorumlu değil mi? Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na eleştiriyi aşıp hakaretler ediliyor. Bunu yapanlar kendilerini seçilmişlere rağmen hala bu ülkenin sahibi görüyor. Böyle bir ruh haleti ile yazıp çiziyorlar. Sonra çıkıp, ‘birlikten, bütünlükten’ bahsedip, ötekileştirici dili eleştiriyorlar. Terör örgütü ile iç içe olup, hükümeti terörle işbirliği yapmakla suçlayan HDP’liler gibi… HDP’nin terörü eleştirmesini düşünebiliyor musunuz? Müthiş bir algı operasyonu yürütüyorlar.

Dedi: Birlik, bütünlük gerçekten mümkün değil mi?

Dedim: Ülkesini satanla… Milletinin iradesini aşağılayanla… Terör örgütü ile iş tutanla nasıl bir birliktelik olacak? Şimdi bir örnek vererek bir aydının yazdığına bakalım: “7 Haziran seçiminden tek başına iktidar olarak çıkamayınca terörü patlattılar. O güne kadar söz söyletmedikleri PKK şimdi ‘tu kaka’ oldu. Vatan, millet, bayrak bir anda en değerli varlıklarımız oldu. Siz terörle mücadele hikâyelerine bakmayın. Amaç HDP’yi baraj altında bıraktırmak. 1 Kasım işte bu soytarılığın da bitirileceği gün olacaktır.”

Şimdi bu kafayla ve anlayışla hangi zeminde birlik ve bütünlük içinde olacaksınız? İki bini aşkın terörist öldürüldü. Beş bine yakın terörist hapiste. Ve bütün bunlar ‘Tek başına iktidar için!..’ yapıldı öyle mi? Neredeyse ‘oy kullanmasınlar diye öldürüldüler’ diye yazacaklar. Sanırsınız ki teröristler sokakta halay çekerken öldürüldü. Hangi ülke olursa olsun, ortak değerler vardır. Bayrak… Toprak… Ortak hassasiyet (Ezan/Din). Söyleyebilir misiniz bu kafalarla hangisinde buluşacaksınız? Geriye bir tek ‘insan’ kalıyor. Bu kafalar kendileri gibi düşünmeyenleri ‘insan’ yerine de koymuyor.

Dedi: Evet, çok garip bir noktaya geldik. Türk aydını öfkesinin esiri mi oldu?

Dedim: O kadar basit değil. Bu millet, bu ülke ‘aydın ihaneti’ ile ilk kez karşılaşmıyor. Bakın tarihten bir örnek verelim. Ulu Hakan Abdülhamit Han’a suikast düzenlenir. Hakan suikasttan kıl payı kurtulur. Tevfik Fikret şu dizeleri sıralar. Dikkat et!.. Teröristi destekler…

“Ey şanlı avcı, tuzağını boşuna kurmadın!

Attın... Ama yazık ki, yazıklar ki vuramadın!

Dursaydı bir dakikacık bu hep geçen zaman,

Ya da o durmasaydı o tâlihsiz taç,

Kanlarla bir cinâyete pek benzeyen bu iş

Bir iyilik olurdu, benzeri yüzyıllarca geçmemiş.”

Tevfik Fikret’in torunları atalarının izinde. O gün Ulu Hakan Abdülhamit Han, bugün Recep Tayyip Erdoğan…

Düşmanlık hep aynı… Arkalarındaki güçler de…

 

Millete, bayrağa ve vatana karşı… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.