Avrupa Birliği’ne evet mi hayır mı diye millete sorulursa yüzde altmış beş oranında -beş aşağı, beş yukarı olmak kaydı ile-  “hayır” çıkması muhtemeldir. Bunu Türkiye de, Avrupa da çok iyi bilmektedir. O zaman Cumhurbaşkanı ERDOĞAN tarafından verilen referandum sinyalini nasıl anlamak gerekir?

Avrupa Birliği’ne çok haklı olarak deniliyor ki “çok uzattınız; bu millet size mahkum değildir! Altmış yıldır bu milleti bekletiyorsunuz. Sürekli oyalamanız ve iki de bir şartlar ileri sürmeniz, maç oynanırken kural değiştirmeniz ve sözünüzde durmayarak aldatmanız onur kırıcıdır; can sıkıcıdır. Artık buna izin vermeyeceğiz. Bu ikiyüzlü gidişe “dur!” emek ve bir çıkış yolu bulmakta kararlıyız.”

Avrupa Birliği’nin, sürüncemede bırakılmış bir Türkiye’den çok memnun olduğu açıktır. Alacağını alıyor, vereceğini vermiyor; nasıl olsa kapının önünde sürekli bekleyen bir Türkiye var;  ne yapılırsa yapılsın orada durup duruyor. DU! Ama artık durmayabilir. O nedenle Avrupa tedirgin! Öyle ya, zararlarını göze alarak Amerika’yla restleşen bir Türkiye var!

Avrupa Birliği, bir yandan da Türkiye blöf mü yapıyor, ciddi bir planı ve yol haritası mı var? Sorusunun cevabını arıyor; Türkiye’nin kararlılığını test etmeye çalışıyor.

Avrupa Birliği konusunda Türkiye’deki  “her ne pahasına olursa olsun Batı olsun” diyenler de tedirgin. Onların derdi, güçlü ve onurlu bir Türkiye değil, kendi pozisyonlarını korumak ve güçlendirerek sürdürmektir. Hatta onların da çıkarlarına daha uygun olan, sürüncemedeki Türkiye’dir.

Avrupa Birliği’ne Türkiye’deki Milliyetçi ve radikal kesimler ideolojik anlamda kökten karşıdır. Kârı zararı hesap etmeksizin, her ne olursa olsun “uzaklaşın şunlardan!” diyorlar. Benzer yapılar Avrupa’da da var; Türkiye’yi ve Türkleri kesinlikle reddediyorlar; hatta nefret ediyorlar!

Avrupa Birliği konusu her iki kesim için öyle mayalanmış ki adeta dibine yanmış bir davet kazanı gibi. Bu durumda işin içinden nasıl çıkılabilir?

Avrupa Birliği’ne kolayca sırtımızı dönüp gidemeyiz; istedikleri şartlarda içine girip eriyemeyiz! Bilmiyoruz ne olacak?

Sonuç: Türkiye referanduma giderse milletin vereceği karar en doğru karar olacaktır. Kârı da bizim, zararı da bizimdir. Eğer referandumdan “evet” çıkarsa Avrupa’nın Türkiye’ye yaptırımlar konusunda elinin güçleneceği ve Avrupa’ya mecbur kalacağımız, kesindir. Çünkü siyasi irade artık halkın kararına rağmen Avrupa’ya hayır diyemeyecektir. O zaman yandık keten helva! Peki “hayır” çıkarsa ne olur?

O zaman “yeni bir dünya kurulur, Türkiye oradaki yerini alır.” Çünkü Türkiyesiz bir dünya imkânsızdır.

Şunu da şuraya not edelim: Türkiye’nin Mc. Kinsey'den danışmanlık hizmeti almaktan vazgeçme kararı toplumu memnun etmiştir. Teşekkürler Sayın Başkan.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89