GEÇTİĞİMİZ hafta başı Avrasya Üniversitesinin daveti üzerine Bakü’ye gittik. Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Özoran, Genel Sekreter Gülay Yeniçeri ve Gazeteci Miraç Özağcı birlikteydik.

Avrasya Üniversitesi ile Odlar Yurdu Üniversitesinin iş birliği protokolünü keyifle izledik. Düzenlenen muhteşem tören Avrasya’ya verilen önem kadar Avrasya’nın yeni bir misyona soyunduğunun da göstergesiydi. Avrasya’nın Batum’da yeni bir teşebbüsü daha olduğunu öğrendik. Ömer Yıldız, devletten hiçbir destek almadan 5 bin öğrenci ve 500 akademisyeni Trabzon’a taşımak ve istihdam etmekle kalmıyor, şimdi de kenti ve bir anlamda ülkeyi kültürel bir atılımla Azerbaycan  ve Gürcistan’a taşıyor. Bir üniversitenin nasıl fonksiyoner olabileceğini gösteriyor.

Trabzon bir marka şehir… Avrasya bu marka kentin yeni bir marka değeri… Birincisi tarihten gelen özellik... Ama ikincisi Yıldız’ın elleriyle gerçekleşti. Herkes bu kentte özel bir üniversitenin varlığıyla övünüyor. Bilmelisiniz ki gerek Gürcistan’da ve gerekse Azerbaycan’da Avrasya adı Trabzon’la birlikte anılıyor. Bu iki ülkedeki üniversiteler Avrasya’yı yakından tanıyor. Bakü Odlar Yurdu Üniversitesinde bu gerçeğe bizzat tanıklık ettik.

Odlar Yurdu, Ateşler Yurdu demek. Azerbaycan’ın eski adı. Aynı zamanda İslâm’dan önce “Ateşe tapanların yurdu” anlamına da geliyor. 20 yıllık üniversite… Azerbaycan’ın ilk beşine giren bir eğitim kurumu… Avrasya ile imzaladığı iş birliği protokolü büyük bir heyecan yaratmış. Bu heyecan, karşılığını bulur mu? Bize göre bulacak. Ömer Yıldız’ın işte bu yeni eğitim hamlesi inşallah amacına ulaşacak. Hele şimdi yanında Ersan Bocutoğlu gibi bir Orta Asya ve Kafkaslar uzmanı varken… Avrasya şimdi Kafkaslara açılıyor. Devlet üniversitelerinin yapamadığını yapıyor.

***

İş birliği protokolünün yanı sıra Yıldız’a Bakü’de fahri doktora cübbesi giydirildi. Yıldız, törende yaptığı konuşmada iki ülkenin dünden bugüne ilişkisini özetledikten sonra liderler arasındaki münasebetin akademi dünyası açısından önemine değindi. Tıklım tıklım dolu salon ve üniversite yetkilileri Yıldız’ı ayakta alkışladı.

Yıldız, yalnız Azerbaycan için değil Trabzon ve Türkiye için de değerli bir adım attı. Odlar Yurdu Üniversitesiyle Avrasya arasında öğrenci takası yapılacak. Devlet üniversitelerinin atamadığı adımlar atılacak. Bize göre Ömer Yıldız Azerbaycan’da 3-4 üniversiteyle daha iş birliği imzalamalı. Zira bu tür ilişkiye Azerbaycan’ın bizden çok ihtiyacı var. Bu protokoller bize göre büyük bir boşluğu dolduracak. Gelecek nesilleri kaynaştıracak. Buna bizim de ihtiyacımız var.

Ömer Yıldız bu tür hamlelerle Trabzon merkezli bir özel üniversitenin Kafkaslarda neler yapabileceğini gösterirken kentten ve devletten hâlâ yeterince manevî destek göremediğini söylemeliyiz. Ömer Yıldız’a kendi şehrinde esirgenen manevî destek ve onore keyfiyetinin Bakü’de ve Tiflis’te gösterildiğini söylemeliyiz. Trabzon’da siyasetin ve STK’ların burun kıvırdığı Yıldız’a Bakü ve Tiflis’te fahri doktora veriliyor. Trabzon’un esirgediği takdir keyfiyet dışarıda gerçekleşiyor. Ne yazık ki Trabzon, hak edene hakkını bir türlü teslim etmiyor. Yıldız belki daha ileri adımlar atacak ama o manevî desteği göremiyor. Belki de içerideki büyüme arzusunu bu nedenle dışarıya yönlendiriyor.

ŞİMDİ BAKÜ İZLENİMLERİMİZ...

Avrasya’nın dışında biraz da kendi izlenimlerimizi nakledelim. Odlar Yurdu Üniversitesindeki tören bizi çok duygulandırdı. Dayanamayıp törende konuşma izni istedik. Protokolde olmamasına rağmen onay verdiler. Kürsüye çıkıp iki ülke ve aynı milletin ilişkisine dair biraz da duygusal bir konuşma yaptık. Konuşma sonunda yaşanan alkış olayı bizi tereddüde düşürdü. Acaba konuşmalar anlaşılıyor muydu? Yoksa hatır alkışı mıydı? Azerbaycanlı Öğretim Üyesi “Türkiye Türkçesini çocuklarımız tam olarak anlıyor. Zira evlerimizde hep Türkiye televizyonları açık. Onların haberleri, programları ve dizileri izleniyor.” dedi.

***

Bakü Şehitler Tepesi’ni dolaştık. Hem şehit düşen atalarımıza hem 1990 Rus işgalinde şehit düşen Azerbaycanlı kardeşlerimize dualar gönderdik. Şehitler Tepesi’nde rahmetli Turgut Özal’ın tavsiyesiyle ve Diyanet Vakfı tarafından yapılan camiyi ziyaret ettik. Sonra tepeden Bakü’yü seyrettik. Fiziken muhteşem bir şehir. Ama Bakü’yü ağlar gördük. Camisiz ve mabetsiz bir şehrin hüznünü yüreğimizde hissettik. Toplamda 4 camisi varmış. 3 milyon nüfuslu bir şehirde 4 cami. Ya camiye ihtiyaç hissetmiyorlar ya yönetenler camiye izin vermiyorlar. Lâkin bu tablo şehitler yurdu Bakü’yü ağlatıyor. Bunu hissettik. Bu hüzün yüreğimize çökmüşken diğer tüm güzellikleri yazmayı erteledik. Bu kadarıyla yetindik.

Bakü’ye bir gün yine gitme arzusuyla veda ettik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.