banner114

Su’dan geldiğimiz için belki de…

Deniz, göl ve akarsu kıyılarında başlamış yolculuğumuz.

Önce elle yakalamaya çalışmışız balığı...

Ardından da ucu sivri çubukları ‘zıpkın’ diye kullanmışız.

Dikenli dallardan ‘olta’ yapmışız.

Diğer yiyecekler bir tarafa… Binlerce yıl önce baş tacımız olmuş balık.

Henüz tarıma geçmemişiz. Avcıyız, toplayıcılıkla geçiniyoruz.

Avla avla, topla topla bitecek gibi değil.

Bilim adamlarına ışık tutan buluntulara bakılırsa…

Suda balık yan gidiyor, meyveler ye ye bitmiyor.  

***

Günümüzde “rastgele” de ne demek?

Balık bulucular’la yerini, miktarını ve türünü tespit edebiliyoruz.

Şurada on beş ton hamsi görünüyor.”

Önce oltayla… Ardından gırgır… Fakat trol devreye girince…  

Arka kısmındaki ‘kör ağ’la balık yuvalarını, yumurtalarını silip süpürünce…

***

Balıkların üreme ve büyüme dönemleri dikkate alınarak...

Her yıl 15 Nisan 1 Eylül arasında av yasağı uygulanıyor.

Seneye de yiyelim diye… Daha sonraki, daha daha sonraki seneye…

Fakat ne yazık ki av yasaklarını önemsemiyoruz.

24 metreden daha derine iniyoruz, küçücük balıkları yakalıyoruz.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak balık ithal ediyoruz.

Sonra da bütün suçu kentleşmeye sanayileşmeye yüklüyoruz.

***

Denize kıyısı olmayan Avusturya, İsviçre ve Çek Cumhuriyeti vatandaşları yılda ortalama 10 ile 20 kilogram arasında balık tüketirken…

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde kişi başına düşen 7,6 kilogram…

Karadeniz Bölgesine ise özel bir parantez açalım.

Çünkü kişi başına düşen balık tüketimi 25 kilogram…

Özellikle de hamsi… İyot açısından çok zengin… Bir protein deposu…

Diğer bölgelere oranla üç kat fazla tüketildiğinden…

Ve bilim insanları da “iyot eşittir zekâ” dediğinden…

***

Biz, ‘av yasağı’ uygulayan ülkelerden biriyiz.

İyi de her ülke aynı fikirde değil. Örneğin Gürcistan…

Aynı denizin kıyısını ortasını paylaşıyoruz fakat yasaklar konusunda anlaşamıyoruz.

Yasaklasak da mı korusak yoksa yasaklamasak da mı korusak?

***

Haklı olsak neye yarar? Denizde balık kalmamış, dalda meyve…

Balıkları ve kuşları yok ediyoruz, diğerlerini…

Yıllardır ne kural dinledik ne vicdan yaptık? Biz kirlettik suları, yok ettik balıkları…

Yeniden havaya, suya ve toprağa bir cemre gibi düşmeliyiz.

TÜİK verilerine göre… 50 yıl önce 52 çeşit balık varmış Karadeniz’de…

Yarısını sulara gömmüşüz, belgesellere, hatıralara… Bu günah bize yeter.

***

Kaçak trolcüler fena yakalandı.” Gözümüze ilişen haber başlıklarından…

Balığı, ne sanayileşme ne de gırgır… Balığı ‘trol’ bitirdi. Sahile altı mil yaklaşabiliyor.

Fakat üç mile kadar sokuldukları ifade ediliyor.

Birinci sınıf tarım arazisine konut ya da fabrika yapılınca…

Çevre mahvoldu” diye içimiz kıyılıyor ya…

Trollerin, deniz tabanında ne varsa silip süpürmesi de aynı şey…

Canavar balıklar gibi canavar balıkçılar da var.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108