banner114

Geçen hafta ‘Onursal mı, Efsane mi?’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım.

Yazı yayınlandıktan sonrası, adeta dananın kuyruğu kopma noktasına gelmişken bereket versin ki, araya kınalı güzel kuzumuz girdi de kuzumuzun kuyruğunu kurban verip paçamızı kurtardık!

Elbette, şimdi merak içindesiniz, kuzumuzun o güzelim kuyruğunun kime veya kimlere kurban edildiğini?

Evet, kınalı kuzumuzun kuyruğunu kurban alan, o fotoğrafın oluşmasında ön ayak olup, mehteran takımına kahramanlık türküleri çaldıran, Erdal Atalay beyefendi olmuştur.

Yanlış okumayın diye bir kez daha yazıyorum Erdal Atalay beyefendi.

Yazı çıktıktan sonra üst akıl olacak, Erdal beyefendiye, yazının muhtevisini nasıl ulaştırmışsalar, Atalay beyefendi, hiç zaman kaybetmeden, hemen telefonunun arama tuşuna basarak bizi aradı.

Bizlerden cevap alamayınca, bu kez bizlere kendi insiyatifi ile olduğunu zannetmediğim, üst akıldan aldığı akılla mesaj yazma gereği duydu.

Burada bir önceki yazdığım yazıyla ilgili ayrıntıya girmek istemiyorum.

Ayrıntıya girersem iş uzayıp gider.

Erdal beyefendi çektiği telgrafta, pardon mesajda, öyle ucuz şeylerden dem vurdu ki, okurken kendi kendime ‘insan bu kadar mı küçülür?’ diye de demedim değil?

Bunu da merak ediyorsunuzdur.

Azıcık sabırlı olun onu da yazacağım.

Belli ki üst akıl Erdal beyefendiyi yanlış bilgilendirmiş.

Bakınız Atalay beyefendi zatıalime attığı mesajda ne diyor?

Burada attığı mesajının son bölümünü sizlerle paylaşıyorum, çünkü diğer yazdıkları gaydırı gubbak cinsten…

Can alıcı yeri burası.

İşte Atalay beyefendinin mesajındaki son paragraf,  “Yoksa başkaları üzerinden yazı yazarak, kovulduğun müesseseye tekrar girmek istiyorsan bunun daha kolay yolu var. Ben seni oraya aldırırım. Merak etme?”

Vahoooo…

Erdal Atalay beyefendinin maharetine, özelliğine, meziyetine bir bakar mısınız?

Ne kadar yetenekliymiş de, Türk futbolu ve Trabzonspor bu beyefendinin değerini bilememiş.

Vah ki ne vah?

Öncelikle Erdal beyefendi ve üst akıl avanelerine, yanlış bildikleri konunun doğru bilgilendirmesini yapıp sonra tekrar Atalay beyefendiyle ilgili konuyu yazmaya devam edeyim.

Bir kere ben kovulmadım.

Kendi inisiyatifimle çalıştığım kurumla yollarımı ayırdım. Olayın böyle geliştiğine, yanımızda ve uzağımızda bulunan herkes şahittir.

Sonra kovulabilirim de...

Kovulmak günah veya suç mu dur?

Devam ediyoruz.

Öyle zannediyorum ki, Atalay beyciyim, bizleri birileriyle karıştırmış.

Daha doğrusu elma ile armudu karıştırmış.

Bak Erdal Atalay beyefendi.

Bu yaşıma kadar,  gazetecilik mesleğinde ve kişisel yaşantımda olsun, kimseye eğilip, bükülmedim.

Sizi bilmem ama bize atalarımız, babalarımız horonu dik oynamamızı öğrettiler.

Yine devam ediyorum.

Bir yerlere gelmek için kimsenin çantasını taşımamışımdır, kimsenin ceketini taşıyıp da TFF’ye, Trabzonspor’a yönetici olmamışımdır.

İyi biliriz ki, “rızkı veren hüdadır…”

Ona sığınır ondan isteriz.

Ve bu bölümü bitiriyorum.

Siz nasıl Şenol Güneşciyseniz, ben de açık seçik, dibine kadar Mehmet Ali Yılmazcıyımdır.

Buraya kadar kısada olsa kendi hikâyemden bahsettim.

KATKISI OLMUŞMUYDU?

Şimdi de Erdal Atalay beyefendinin hikâyesine değinmek istiyorum.

Erdal Atalay beyefendi bir zamanlar mı diyeyim bir dönemler mi… Yolu Trabzonspor’la kesişip bir ara bordo-mavili camiada yöneticilik yapmıştı.

Sonrasında işi büyütmek isteyip, gözüne TFF yöneticiliğini kestirmişti.

Epey uğraşlar sonucu, TFF’de yönetici olmayı başarmıştı.

Ah o süreçte Erdal Atalay beyefendi ne çileler çekmiştir!

Hani deriz ya “iş bilenin kılıç kuşananın” diye.

Atalay beyefendinin durumu da, yukarda yazdığım sözle bire bir örtüşmekteydi o dönemlerde.

Gelelim sadede.

Trabzonsporluluğu ile övünen Erdal Atalay beyefendinin, hem Trabzonspor’da hem de TFF’de yöneticilik yaptığı dönemlerde, Türk ve Trabzon futboluna, maddi, manevi bir katkısı olmuş mudur?

Daha açık yazayım!

Faruk Özak olmasaydı, Erdal Atalay beyefendi bırakın TFF’ye yönetici olmayı TFF’nin kapısının önünden geçebilir miydi?

Atalay beyefendi şimdi, elinde Trabzonspor formasıyla, selfi eylemleri yapıp sosyal medyada yer bulmaya çalışıyor.

Erdal Atalay beyefendiye son sözüm…

Trabzon eski Trabzon değil.

Trabzonspor ise eski Trabzonspor asla değil.

Malumunuz eskiden Trabzonspor’un kaderi Kunduracılar Caddesi ile Uzun Sokak arasında çizilip yazılıyordu.

Bir de ‘biz varsak Trabzonspor var’ deniliyordu.

‘Küçük olsun bizim olsun’ mantık ve mantaliteleri de bu sokaklarda dolaşıyordu…

Belki haberiniz yoktur Erdal Atalay beyefendi, bu olgular da sizlere ömür oldu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Baba diyorki. 1 ay önce

bravo no numara yazdın.sayın hacıosmanoğlunun kulakları çınlasın.saygılar.

banner108