Bu sözler ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ait. Tabii ki zamansız ve gereksiz bir açıklama. Çünkü “atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş.” Genelkurmay ve sivil otorite bunun plan ve hazırlıklarını çok önceden yapmış ve uygulamaya koymuştur. Artık geri dönülmesi mümkün olmayan bir safhaya gelinmiştir. TSK, Afrin’e etrafını çevirip, dağ ve tepelerdeki tünel ve koruganları ortadan kaldırmak amacıyla gitmemiştir. Henüz harekât planının birinci safhası devam ediyor. Afrin şehir merkezinde tüm terörist gurupları cirit atıyor. Oradan şehirlerimize her gün roket yağdırıyorlar. Sınır şehirlerimizde şimdiye kadar atılan roketlerden ölenlerin sayısı elliye yaklaştı. Bunların tıpkı önceden yapılan harekâtlarda olduğu gibi tamamen terör örgütlerinden temizlenmesi lazımdır. Aksi halde riskler daha da artar. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinde bir art niyet aramamak lazımdır. Askerlerimizi düşünerek söylenmiş bir uyarı olarak kabul edilmelidir. Ama gelinen safhada geri dönüşü olmayan bir noktadayız. Şimdi bu fikirlerin ortaya atılması karşı tarafa daha çok cesaret verir. Bizim askerimizin moral ve motivasyonunu da bozulur.

Genelkurmay eski başkanlarından İlker Başbuğ’un “Afrin harekâtı iç siyaset malzemesi haline getirilmesin” sözü hem iktidar ve hem de muhalefet tarafından tepki ile karşılandı. Bu söz ortaya söylenmiş ve hiçbir parti ve kişi hedef alınmamıştır. Milli birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bir dönemde yerinde bir ikazdır. Çatlak seslerin yükselmemesi için de elzem bir davranıştır. Fetö örgütünün tezgâhladığı suçlamalarla geçirdiği zor günlerde bile hiçbir siyasi parti ve kişiyi de suçlama yoluna gitmemiştir. Alnının akı ile hukuken aklanıp diğer silah arkadaşlarıyla itibarına kavuşmuştur. Başbuğ bu ikazını yapmakta haklıdır. Ömrü kışlalarda, asker ocağında geçmiş, askeri zirveye ulaşmış bir paşadan bu ikazın gelmesinden daha normal ne olabilir? Hatta gereklidir. Çünkü siyasi partiler bunu söylemleri ve sosyal medyada yapılan yayınlarla karşılıklı tahrik haline getirmektedir. Bu tahrikler sonunda da milli birliğin zarar göreceği hakikattir. Buna hiçbir parti ve siyasetçinin hakkı yoktur. Bu harekât milletimizin tamamına yakın kısmının onayladığı, desteklediği bir harekâttır.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasındaki en büyük etken milli birlik ve beraberliğimiz olmuştur. Bu harekâtta da aynı ruh devam etmelidir. Her türlü kin, nifak ve kıskançlık bir tarafa bırakılarak hareket edilmelidir. Bu harekatın eksiklerini, yanlışlarını tartışmak sonraki iştir. Cephede zor şartlar altında çarpışan kahraman askerlerimizin moralini yıkacak, motivasyonunu bozacak beyan ve açıklamalardan kaçınmak zorundayız.

Tarih boyunca kurulan devletlerimizin yıkılışı hep içten olmuştur. İçte beraberliğimiz sürdüğü sürece dıştan gelecek her türlü tehlikenin üstesinden geliriz. Afrin harekâtı nedeniyle askerimizin meşguliyetini gören komşularımız durup dururken “KARDAK” krizini kaşıması ve güney Kıbrıs’ta doğalgaz sondajlarına başlaması, bize bizden başka dost olmadığını bir kez daha göstermektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108