banner114

Bu köşede yazdık.

Yağmurun sesine bak.”

Dere Geliyor Dere…”

Yine yazalım fakat sonuç değişmiyor.

Bildik görüntüler ve İstanbul sele teslim olmuş.

Hem de yirmi yıl önce yaşadığımız felaketin yıldönümünde…

***

Hani yedi tepeli şehir olmasa anlarız.

Yani şöyle avuç içi gibi değil. Kıyılarında gel git de yaşanmıyor.

Tamam, büyük afetler karşısında zayıfız, insanız nihayetinde…

Metrekareye bilmem ne kadar düşmüş…”

Yağmur, bir hesap kitap işi…

Suyunu taşıyacak kanallara, borulara düşerken beri tarafta hayat devam ediyor.

Dedik ya şehrimiz yedi tepe, yamaçlardan aşağıya doğru da başıboş bırakılmaz.

Bırakılmaması gerek. Kanallara, derelere, göletlere yönlendirilir.

Özellikle de denizin kıyısındasınız, boğazın ortasında…

Şu Roma Dönemini yeniden araştırsak diyorum, Osmanlı’yı…

***

O kadar çok seviyoruz ki çocuklarımıza ‘Yağmur’ diyoruz.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre...

En çok kullanılan isimler arasında...

***

Yağmur… Bazen yağması için dua ederiz.

Bir ara yağmur bombası bile atmıştık.

2008’de ABD’den uçak kiralamış, bulutlara gümüş iyodür fişekleri bırakmıştık.

Yağmura gökyüzünün gözyaşları mı desem, şiir mi, müzik mi?

O, bir yerlerden süzülüp giderken aşağılara doğru...

Biz yukarıda bir yerlerde şemsiyeler ve yağmurluklarla keyfini sürsek...

Ya da ekran başında, camların arkasında...

***

Horonda en zor iştir “aşağı almak”…

Düz horon” dedikleri kolaydır. Bir kez öğrendiğinizde iş tamamdır artık.

Düğünlerde festivallerde “düz horon, düz horon” diye bir fısıltı dolaşır durur.

O kadar ki bazen komik diyaloglar dökülür dillerden.

Horon?”

Eh işte… Milletin bildiği kadar…”

Aşağı almak?”

O dediğin ustaların işi…”

Yani ‘aşağı almak’ öyle sıradan bir şey değil.

Eller ayaklar, omuzlar ve bel aynı anda sallanacak ki biraz terletir insanı…

Eeee, horona giren de terler doğal olarak.

Belediye başkanları üzerlerine alsınlar çünkü onlara söylenircesine…

Alaşağı” diye bir komutumuz var. “Al oğlum, kim ula” diye de…

Oyuncuların tüm yeteneklerini gösterdikleri bölüm… Fakat bu hızlı tempoya çok fazla dayanamazlar ve biraz dinlenmek için yeniden düz horona geçerler.

***

Belediye işleri denildiğinde nedense aklıma hep bu “aşağı alma” gelir.

Yağmur suyu, kanalizasyon, elektrik, iletişim ve ulaşım hatları…

Yeterince alınabildi mi aşağıya? Gürültü de... Metrolar vızır vızır çalışıyor mu?

İnsanlar işlerine güçlerine huzur içinde gidebiliyor mu? Ki uygarlık böyle bir şey…

***

Her ne kadar “devirmek, yıkmak” anlamlarına gelse de…

Oyunda usta işi olanı, görsel bir şölen sunanı ‘aşağı almak’.

Pür dikkat kesildiğimiz, tam konsantre olduğumuz…

Adeta müzikle yatıp kalktığımız an…

Göz önündeyiz, en ufak hatamızın sırıttığı yerde…

İşte bu yüzden hep ‘düz’ oynuyoruz.

Sıra ‘aşağı alma’ya gelince çuvallıyoruz.

Kala kala üç beş kişi kalıyor ortada…

Yani demem o ki…

Halkımız ‘aşağı alma’yı öğrendiğinde horon daha keyifli olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YASEMIN ÖDEN 3 hafta önce

SEVGILI HOCAM BENIM ICIN BIR OKUL BIR LARUS KITAP GIBISINIZ YAZILARINIZI OKUDUKCA BILGIMIZ ARTIYOR ÖGRENECEK O KADAR COK KONULAR VARMISKI BU BOSLUĞUMUZU PAYLASIMLARINIZLA DOLDURUYORUZ EN BÜYÜK IDOLÜMUZ IYIKI VARSINIZ BASARILARINIZ DAIM KALEMINIZ GÜÇLÜ OLSUN

banner108