banner114

Ailemiz, bizim sığınağımız ve dünyadaki cennetimizdir. İnsanın doğması, büyümesi, eğitimi, terbiyesi, meslek sahibi olması, alışkanlıkları kendi yetiştiği ailesidir. İnsan, kendi genetiğini de anne ve babasından aldığı için, farkında olsun olmasın, birçok fiziksel, ruhsal ve davranışsal özelliklerini de yetiştiği aileden gelir. Hatta ailesine itiraz edenler, benzerliklerin birbirini itmesi kabilinden, bir aynılık adına bunu yaptıklarının farkında değildirler.

Kişi, yetiştiği ailesinin bir eseri olduğu gibi, kendi eserini de kendi kurduğu ailesinde yetiştirmek ister. Bunun için eş seçiminden, iş seçimine kadar birçok şeyi ailesinin daha güzel bir eser olması adına yapar. Başarılı olsa da olmasa da… Aileye olan bu kaçınılmaz bağlılığımızın geliştirilmesine ihtiyaç vardır.

Aileyi korumanın en önemli dayanağı anneleri güçlendirmektir. Atasözünde olduğu gibi, aileyi dişi kuş kurar. Çocuğunu karnında taşır, doğum yapar, emzirir, çocuğuna sevgi ve ilgisini verir. Çocuğunun yetişme döneminde annenin çocuktan ayrı kalması ve çocuğun anneden ayrı kalması her ikisi açısından da sorundur. Sevgi dolu, barışçıl nesiller yetiştirmek ancak güzel bir aile ortamıyla mümkündür.  Bir şekilde anneyi ve annelik müessesesini güçlendirmemiz gerek.

Anneleri güçlendirmenin yolu, kadının annelik görevini yerine getirmesini kolaylaştırmakla ve evinde çocuğuyla geçirdiği zamanı büyütmekle mümkün olur. Bunun için yeni bazı uygulamalara ihtiyaç vardır. Anneleri evi ve çocuklarıyla bir arada tutacak stratejiler izlenmelidir. Öncelikle aile huzurunu riske atan olumsuzluklar giderilmeli, sonra aile mutluluğunu artırıcı uygulamalar güçlendirilmelidir.  Bunu yapacak birçok sosyal, ekonomik, hukuki ve insani araçlar bulunmaktadır.  Bunlardan bir tanesi üzerinde duracağız.

İş-Kur üzerinden geçici işçi olarak birçok anne çalışmaktadır.  Ne yazık ki bu anneler evini ve çocuklarını bırakarak, kendileri için yabancı birçok işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır. Aileye ekonomik katkı yapmak adına evini terk etmekte, çocuklarını bırakmakta ve farklı işlerde vasıfsız işçi olmaktadır. Çoğu zaman harcadığı mesainin ekonomik bir değeri olmaksızın, gizli işsiz konumunda kalmaktadır. Hem evinden uzak kalarak evinde sağlayacağı katma değerden uzaklaşmakta, hem de gerçek anlamda iş adına ekonomik bir katma değer üretmemektedir.  Halbuki onlar içimizdeki en vasıflı, en saygın işleri yapan, annelik yapan bireylerdir. Onlar annelerimiz, geleceğimizin mimarlarıdır. Onlar vasıfsız işçi muamelesi haksızlıktır.

Bu uygulama yerine, belirli gelir düzeyinin veya ailedeki kişi başı aylık geliri belli bir rakamın altında olan bütün annelere bir annelik aylığı bağlanmalıdır. Bu aylık çalışmayan annelere evlilikle birlikte başlayan ve çocukları 12 veya 16 yaşına gelene kadar devam eder şekilde sürmelidir. Bu uygulama anneliği özendirici ve güçlendirici olacaktır. Şayet geçici işçi uygulamasında politik bir amaç varsa, anne aylığı bu amaca inanın daha iyi hizmet edecektir. Geçici işçilere ödenen fon, anne aylığını büyük ölçüde karşılayacaktır.

Eşi çalışan bayanların eş ve çocuk paraları da maaştan ayrılarak doğrudan annelerin hesaplarına geçmelidir.

Güçlü bir gelecek, anne sevgisi ve ilgisiyle büyümüş bir nesil ve mutlu aileler için, anneler –en azından annelik süresince- evlerine dönmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108