Ankara’da ülkenin kalbine yapılan terör saldırısı hepimizi derinden sarstı. Hem ülkemiz adına üzüldük, hem hayatını yitirenler, hem yaralılar… Acımız ikiye katlandı.

***

Terör saldırısını kimin yaptığından daha önemlisi bu saldırıyı kimin yaptırdığıdır. IŞID, PKK, ya da DHKP-C… Hangisi yapmış olursa olsun hedef Türkiye’dir. Türkiye’de bir iç savaş çıkartmak ve en azından ülkeyi içe kapatmak istiyorlar. Terör uzmanlarının ortak bir görüşü vardır. “Terör saldırısı en çok kime yarıyorsa ona dikkat edilir” diye… Bu saldırı toplumu korkutmak ve sindirmek için değil, kışkırtmak ve sokağa dökmek için yapıldı. En çok kimin aleyhine olduğuna bakılırsa, a-AK Parti Hükümeti’nin aleyhine oldu b-En büyük oranda Türkiye’nin aleyhine oldu. En çok kime yaradığı sorgulanırsa, a-En çok HDP’ye yaradı. b- HDP’den çok acaba kime yaradı? ABD’ye mi, Rusya’ya mı?...

Öfkemiz görünen taşeronlara değil, onları kullanan güç odaklarına yöneltilmeli

***

Terör saldırısının ardından barış mitingi bileşenleri başta olmak üzere onları yönlendirenler öfkelerini AK Parti Hükümeti’ne yöneltti. Onlar için teröristlerin ya da azmettiricilerinin önemi yok. Barış mitingi adı altında organize edilen miting zaten başlı başına PKK terör örgütünü masum gösterme mitingiydi. Zor durumda kalan ve tek taraflı silah bırakmak zorunda bırakılan PKK’yı masum göstermek içindi. Mitingin bileşenleri başta HDP olmak üzere, TTB, TMMOB, KESK, DİSK zaten PKK’yı terör örgütü olarak görmeyenlerdendi. Onlar zor durumda kalan ve tek taraflı ateşkes ilan eden PKK’yı barışçı göstermek için yürüyecekti. Onlar AK Parti Hükümeti’ne karşı her türlü eylemi meşru gören ve gösterenlerdi. HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yerde bu kadar cenaze varken açıklamalarını dinliyor musunuz? Saldırıyı IŞID bile yapmış olsa onun hedefinde Cumhurbaşkanı ve Hükümet var. Yandaşlarını, “Yoldaşlarım” diyerek kışkırtıyor. Yalnız Demirtaş mı? En objektif görünenlerine bakalım. Hürriyet Gazetesi’nde Ahmet Hakan, “Sen şahit ol ey Ankara’nın tren garı” başlıklı yazısında, “Daha kopmuş kol ve bacaklar senin önündeki caddede dururken, ‘Bu iş acaba bizim biricik hükümetimizi seçimde azıcık da olsa yıpratır mı?’ diye hesap yapan kalpsiz hükümetçiler ortada kol geziyor” diyor. Ahmet Hakan AK Parti cenahının böyle bir ortamda bile siyasi düşündüğünü yazarken, kendi gazetesinde Ertuğrul Özkök’ü belli ki okumamış. Üstelik Özkök siyasetçi bile değil ama çok iyi bir HDPKK destekçisi… Özkök terör saldırısını yazdıktan sonra, “7 Haziran’da kaçırdığımız fırsatı inşallah 1 Kasım’da yine yakalarız” diyor.  Ve yazısının sonunda AK Parti Hükümeti’nin 1 Kasım’da gideceğine öylesine inanmış ki, ‘Bakalım seçimle gelen, İslami parti sandıktan çıkan koalisyon iradesine saygı gösterecek mi?’ diyor. Ya Hasan Cemal’in bu eylemi kınadıktan sonra altına, “1 Kasım’da inadına HDP” demesine ne demeli?

***

Ankara’da kalbimizde 100’e yakın ölü ve 500 civarında yaralı var. Hepimiz kanın üzerinden siyaset yapıyoruz. Tıpkı kan üzerinden hedefine ulaşmak isteyenler gibi… İnsanlık için ne ağır tablo değil mi? AK Parti kurmayları ülkeye ve partiye zararı düşünürken, CHP ve MHP de duruşunu buna göre belirliyor. HDP ise zaten kanla büyümeye ve şişinmeye alışmış. Hızını daha da arttırıyor.

***

 

Ankara’da barış mitingi adı altında terör örgütünü masum göstermek için toplananlar ve onları alkışlayanlar bunca acıya rağmen terörü değil halkın seçtiği bir cumhurbaşkanını ve meşru bir hükümeti hedef alıyorsa bize de, “Allah bu millete yardım etsin” duasını etmek düşer. Allah bu milleti, bu devleti bunca kuşatılmışlık karşısında korusun. Duası hala kabul olunanların olduğuna inanıyoruz. Rabbim dualarımızı kabul etsin. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.