Şehitlerimizin ve gazilerimizin sayısı her gün artmaktadır. Kırk yıldır bu süreci henüz durduramadık. En kısa zamanda terörü bitirmek umuduyla mücadeleyi sürdürüyoruz. Şöyle bir soru var ortada: Terörü kısa vadede bitiremezsek bu kayıplara ülkemizin ekonomisi ve halkın psikososyal durumu ne kadar dayanabilir?

Düşman güçlerin kuşatması sürüyor, hedefleri belli; Türkiye! Bu nedenle terörün kısa sürede bitmeyeceği anlaşılıyor. Çünkü emanetçiler asıl patronları Siyonizm ve Haçlılar adına kan akıtıyorlar. Onların projesi uzun bir süreçtir. Bu sebeple terörün uzun sürebilme ihtimaline karşı terörle mücadele için Türkiye’nin her türlü ihtimale hazır olması gerekir. Çünkü onlar Türkiye’nin yolunu kesmek için birlikte hareket etmektedirler, Türkiye bu mücadelede maalesef yalnızdır!

Konunun askeri ve stratejik yönünü bir kenara bırakırsak; sağlık, sosyal ve ekonomik yönü ile ilgili bazı sorulara cevap vermek, sorunlara da çözüm bulmak gerekir:

Her şehit acı, ıstırap, göz yaşı, babasız büyüyen çocuklar demektir. Her şehit, bağrı yanık anne-baba demektir. Her şehit, kin ve nefret demektir. Her gazi, yara demektir, kaybedilen vücut parçası demektir, onurunu taşıdığı gaziliğin organ eksikli bedeni demektir.

Bu gidiş ülke için insan ve işgücü kaybı, gönüller için hüzün, yürekler için acı, sosyal yapımız için sancı, sosyal güvenlik için yük, ekonomi için yorgunluk demektir; kalkınma önündeki engel demektir.

Batılı düşman kuvvetlerin stratejisi gayet açıktır: Türkiye, belini doğrultmasın ama ölüp gitmesin. Yetmiş Cent’e ve İMF’ye muhtaç, zayıf, el açan, yardım isteyen, faizi  ve enflasyonu yüksek, gelirleri düşük, giderleri büyük; cari açık nedeniyle yatırım yapamayan, gelişme gösteremeyen, emperyalist ülkelere hizmetkâr, faiz yoluyla ve iş gücüyle sömürge, borç isteyen, emir alan darbeler ülkesi olsun; Nato’da Batı’nın güvenliği için ileri karakol olarak kalsın; ama Türkiye’nin kendi hedefleri olmasın!

Bu haliyle Yunanistan, Ermenistan ve İsrail için korkulacak bir etkiye ve güce ulaşmasın. Batı’ya “hayır!” diyebilecek güce ve cesarete ulaşmasın. Bunu sağlamak için Müslüman Türk Milleti’nin milli ve manevi değerlerini hafife ve alaya alan her türlü yapım ve yayınları,  fikir özgürlüğü adı altında yaygınlaştıralım. Çanakkale zaferini, İstanbul’un Fethini, Kurtuluş savaşını, engin tarihini; Kanuni’yi, Abdülhamit’i hatta Peygamberi kirletilmiş yalanlarla gurur duyacakları şanlı tarih olmaktan çıkartalım. Bunu gerçekleştirmek için içeriden kendimize sadık, Türkiye’ye hain aydınlar, sivil toplum örgütleri ve sektörler oluşturalım.

Arapları Türklerden ayıralım, kendimize bağlayalım. Bu bağı Türkiye’ye kaptırmadan sürdürelim. Bunu sağlamak için Türklerin ve Arapların aralarına ayrılık tohumları ekmeye devam edelim. Enerji kaynaklarından Türkleri uzaklaştıralım. Arap petrol paraları Batı banklarında blokeli olarak beklesin. Ortadoğu’da yürüttüğümüz savaşın masraflarını yine İslam ülkelerine ödettirelim!

Hülasa, böyle giderse Türkiye’de engellenemeyen terör nedeniyle kaybettiğimiz insanlar yanında toplumsal boyuttaki sıkıntılar, ekonomik kayıplar, sosyal güvenlik kayıpları, iş gücü kayıpları bir gün sürdürülemez hale gelebilir.

Bu ihtimal kaygı yaratmaktadır. Terörle yaşamaya alışmış olmak, sonuçlarını da kabullenmeyi gerektirir. Ne alışabiliriz, ne de kabullenebiliriz! Acilen terörün kökü kazınmalı; barış, dostluk ve kardeşlik ülkesinde yaşamaya geçiş yapmalıyız. O zaman Türkiye’yi kimse tutamaz, kimse hükmedemez!

Hükümetin terörle mücadelede gösterdiği kararlılık, uyuşturucu baronlarına vurduğu öldürücü darbeler milletimize umut vermektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89