banner114

Biraz teknik, biraz sosyolojik… Bazen kentler, kasabalar ve köyler için…

Bazen de insanlar için kullanıyoruz.

Altyapın?”

Saatlerce konuşsan tam olarak cevaplayamayacağın tek kelimelik bir soru…

İşe alınacaksan, yükselmek için sorgu suale tabi tutulacaksan…

Ne gelir elinden, yalnızca Türkçe mi dökülür dilinden?

Yetişkin’ gibi görünürsün de gerçekten öyle misin?

Branşında nerelerdesin, hobilerin var mı? Daha neler neler?

*** 

Genelde yerleşim yerleri ve binalar için kullanıyoruz.

Yol, su, elektrik, kanalizasyon, telefon, doğalgaz… Yani aşağıdakiler…

Fakat her şey yukarıdakiler için. ‘Altyapı’dan kaynaklanan sorunlar doğal olarak ‘üstyapı’yı etkiliyor. Hukuku, eğitimi, ekonomiyi…

***

Altyapı; sporun yol, su, elektriği gibi… Gerçi bizimkiler bir yolunu bulmuşlardı. Sahadaki 11 futbolcunun da yabancı olduğu karşılaşmaları az izlemedik. Tribünleri dolduranlar ve ekranları başına kurulanlar en çok İstiklal Marşı’nda üzülmüşlerdi. Sen, Türkiye’nin namlı kulüplerinden biri olacaksın. Altyapıya dünyanın parasını ayıracaksın ama Milli Marşı’nı söyletecek oyuncu bulamayacaksın. Oldu mu şimdi?

***

Türkiye, sonunda ‘altyapı’yı keşfetti. Aslında her şey Trabzonspor sayesinde başladı.

Şampiyonluklar kazandığı yılları hatırlatırcasına…

Devre arasındaki 29 kişilik kamp kadrosunun 19’u altyapıdan…

Galatasaray, Aytemiz Alanyaspor karşısına 11 yabancı futbolcu ile çıkarken…

Trabzonspor’un Ankaragücü’nü 1-0 yendiği maç kadrosunun yarısı ‘yerli’…

Son beş yılın en çok borçlanan kulübü Trabzonspor, uyanmış. Günaydın.

İster maden deyiniz, ister futbol tarlası… Bu, altyapıya verilen emeğin sahaya yansıması… Karadeniz’de Yusuflar, Abdulkadirler, Uğurcanlar parlarken…

İstanbul’da Ozanlar, Dorukhanlar...

***

Güya her şey ‘yerli teşvik sistemi’ üzerine kurulmuş.

Kadronuzda en fazla 14 yabancı oyuncu bulundurma hakkınız var.

Az yabancı oyuncu oynatan kulüplere…

Çok yabancı oyuncu oynatan kulüplerden toplanan paradan teşvik verilecekmiş.

Böylece ‘altyapı’ya ve ‘yerli’ye ağırlık veren kulüpler korunacakmış.

Kulağa hoş geliyor ama maalesef kazın ayağı hiç de öyle değil.

***

1785’te, ‘salgın hastalıklara yol açtığı’ gerekçesiyle Paris’in mezarlıklarını kaldırmaya karar vermişler. Doğru Yeraltı Mezarlığı’na… Burası, başkentteki binaların yapımında kullanılan sarı kalker taşının çıkarıldığı eski bir taş ocağı. Hemen her yıl 300 bin kişinin gezdiği yeraltı mezarlığını 13 Euro yerine 29 Euro vererek sıra beklemeden gezebiliyorsunuz. Galerilerde sergilenen milyonlarca insan kemiği arasında yolculuk yapmak tüyler ürpertici…

Paris’in altında 2400 km’lik bir kanalizasyon ağı var.    

Sen tut, burada müze aç; Paris Kanalizasyon Müzesi.

Yeraltı Mezarlığı gibi buraya da turlar düzenlensin ve turistlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri olsun. ‘Altyapı’ya bakar mısınız? Yani yerin altına…

Yıllar yıllar önce, yüzyıllar önce işe el atmışlar.

Demek ki neymiş? Sürekli şehrin üstüyle oynamayacaksın.

Bir gün geri döndüğünde “burası neresi” diye şaşırmayacaksın.  

Bir kez yapınca yolu, açınca galeriyi, tesisatı da döşeyip gideceksin.

Çünkü yukarısı, aşağıya yani altyapıya verdiğin değer kadardır.

Bunu da böyle bileceksin.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108