Aliya İzzetbegoviç, aynı dönemde yaşayıp tanışma fırsatı bulduğum halde tanışamadığım, bu nedenle çok büyük bir pişmanlık ve yoksunluk hissettiğim, nadir insanlardan biridir. Aliya’nın kendini donatırken yaptığı okumaların bir benzerini 10-12 yıl önce taklit etmiştim. Genellikle doğu batı karması birbiriyle bağlantılı, temelde felsefe ve yaşamın gerçekliğini sorgulayan bir bilgilenme yolu vardı. Doğuyu, İslamı ve Batı’yı iyi derecede analiz etme fırsatı sunan bir okuma yolculuğu...

Aliya izzetbegoviç; şahsen benim, aslına ve evrensel değerlerine dönmeye davet ettiğim, hurafe, bidat ve sahte hadisler içerinde patinaj yapan, hatta her seferinde geriye kayan, bozulmuş ve hakim güçlerin satış malzemesi haline gelen islam düşünce ve yaşantısının farkına varmış; bundan kaçışın yollarını aralamış; irfan ve özgüven sahibi, lider ruhlu, kişilik sahibi bir insan olarak, her zaman örnek alınmalıdır.  

Aliya ; “ Müslümanlar hayatta nasıl uygulanacak sorusundan kaçmak için kur’an’ın nasıl okunması gerektiği hususunda geniş bir ilim ürettiler. ” sözü ile hem toplumsal psikoloji hemde doğru uygulanmayan inanç sistemi ile ilgili cesurca değerlendirme ve öz eleştiri yapabilmekte, ”Kur’an ve İslam, sadece hocalara bırakılamayacak kadar önemlidir.” diyerek, bu eleştirisine çözüm üretmektedir.

Din hurafeleri yok etmez ise hurafeler onu yok eder”; “İslam halifeyi yarattı, ve o krallardan da üstün olan bir krala dönüştü”; “Acılar ve ızdıraplar içerisinde doğan dinler ve devrimler rahat ve konfora gömülünce biter”; “ Ya islami yenilenmeye doğru hareket veya pasiflik ve gerileme. Müslümanlar için 3. bir yol yoktur.”; “Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır.” sözleri anlama yeteneği olan müslümanlar için birer balyozdur.

Evet, Aliyanın vermeye çalıştığı mesaj çok açık.

Kur’an’da namaz ayetlerinden daha çok indirilen ama bilmediğimiz, anlamadığımız, “akletmiyor musunuz” ifadesi ile sorgulanan “akıllı olma” ne zaman ki yaşam biçimi haline gelir; işte  O zaman insanlık evrensel anlamda rahata kavuşabilir.

İbrahim’in, Musa’nın, Yakup’un, İsa’nın ve  en sonunda Peygamberimizin dininin;  en temel öğretisi tevhid inancı yani “ Allah’tan başka hiç bir güce boyun eğmeme” olan kadim İslam düşüncesinin; iki tanesinin doğrudan, bir tanesinin de dolaylı olarak zenginlerin yapabileceği 5 şarta indirgenmesi ve hürafelere atfedilmesi ; artık sorgulanmalıdır. Neden “Hacca gitmek” islamın şartıdır da “Kul hakkı yememek” değildir?  Neden zekât vermek İslam’ın şartıdır da “çalmamak ” değildir.  Oysa “çalmak” da “kul hakkı yemek” de büyük günahtır. Öte taraftan “hacca gitmemek” günah değildir ve zengin olmayı gerektirir. Sadece zenginlerin yapabileceği bir eylem neden islamın temel şartı olmuştur? Zekat vermek de zengin işidir. Fakirler için islamın şartı üç müdür? İslam sadece zenginlerin dini midir? Oysa ne peygamberler ne de onların gerçek takipçileri genel olarak zenginlerden oluşmuyordu. Örneğin, neden temizlik, temiz olmak İslamın temel şartı olmamıştır. Oysa şu anda en pis memleketler müslümanların yaşadığı yerlerdir. Bu şartları kim ne zaman nasıl koymuştur? Bu şartların olması neyi değiştirmiş, müslümanlara ne fayda sağlamıştır. Yada kimlere ne fayda sağlamıştır? Bu şartlar başka türlü olsaydı; müslümanlar daha farklı olur muydu? Böyle onlarca soru sorulabilir. Mesele sormak ve sorgulamaktır. İslam akıl ve gönül yani kalp işidir. Sadece kalbe atfedilen, akılı devre dışı bırakan din anlayışı sürdürülebilir değildir. Akıl da Allahın ayetlerinden bir tanesidir.

Böyle sorular sormak ve sorgulamalar yapmak riskli işleridir, biliyorum. Bunları yazmak, anında afaroz edilme ihtimalini barındırır. Olsun! Bizim derdimiz şudur; elimizde evrensel, kadim geleneği olan, insanlığı aydınlığa çıkaracağına inandığımız bir değer var, adı “Barış- İslam” olan bu değeri; saptırılmış, hâkim güçlerin kullandığı, en adi tüccarların elinde satılan mal olmaktan kurtarıp, sadece bir kesime değil, tüm dünyaya hitap eden orijinal haline atfetmek. Derdimiz bu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37