AK Parti dün 4 bakanını siyaseten akladı. Keşke hukuk önünde aklanabilselerdi! Keşke kamu vicdanında da aklanabilselerdi. Hükümet, yolsuzluk iddialarıyla istifasını aldığı 4 eski bakanını siyasi bir kararla aklarken, aklayamadığının ilk kez farkına vardı. Kimi bakanın aklanmasında 50 AK Partili vekil, kimi bakanın aklanmasında 15 vekil vicdanının sesini dinledi. Kabullenmeyen vekil sayısı önemli değil. Kitlesel olarak kabullenmemek önemli. Kemiyetin ötesinde vicdani bir keyfiyet arz edecek. Bakanların yolsuzluk yaptığını verdikleri oylarla gösterdiler.

Hükümet, 4 eski bakanı Yüce Divan’a göndermemeyi iki mazerete bağladı. 1-17 Aralık operasyonlarındaki algının etkilenmesi. 2-Anayasa mahkemesine güvenememe meselesi…

1- 17 Aralık hiç şüphe götürmeyecek biçimde bir polis-savcı darbe girişimidir. Dış kaynaklıdır ve hedef Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ancak bu darbe girişiminin altyapısını oluşturan yolsuzluk hadiseleri kesinlikle doğrudur. Buradaki temel sorun, Paralel Yapı’nın yolsuzluklar üzerinden darbe yapmaya kalkışmasıdır. AK Partili vekillerin kullandığı oylarda da bunu gördük. Hem darbeye, hem yolsuzluğa inanıyorlar. Bu yaklaşım tarzı esasen AK Parti tabanının genel kanaatidir. Dolayısıyla 4 eski bakanı aklamayı ‘darbe algısı değişirdi’ mazeretine bağlamak anlamsızdır. Keşke o bakanlar hukuk önünde de aklanabilselerdi.

2- AYM’ye güvenememe meselesi… Hükümetin en açmazlarından birisi de güven çerçevesini gittikçe daraltmasıdır. Daralta daralta artık kendi gibi düşünenlere de güvenememe sorunu ile karşı karşıyadır. Kaldı ki AYM’nin başkanı AK Parti’yi ipten alan bir isimdir. Kökten yetişme bir dava ahlak adamıdır. Hiçbir makama tepeden inme gelmemiştir. Her tür demokratik mücadeleyi vermiştir. Birikimi ve zihni berraktır ve AK Partili vekillerin pek çoğundan daha üstün ilim irfan ve samimiyete sahiptir. AYM üyeleri ise AK Parti’nin seçtiği ve aynı davanın köşe başlarından Abdullah Gül tarafından atanmıştır. Lakin daralma artık öylesine hızlanmıştır ki, kendi adamları bile güvensiz hale gelmiştir.

İşte böylesi bir ahval ve şerait ortamında AK Parti, kamuoyunun yolsuzluk yaptığına inandığı bakanları siyaseten aklayarak en önemli varlık sebeplerinden biri olan ahlakı yaralamıştır. Dileriz bu yara genişleyip, derinleşip çatlamaz. Dileriz tedavisine gidilir. Aksi takdirde ikinci büyük ahlak zafiyeti artık ölüm virüsüne dönüşmüştür. AK Parti tabanı, partisinin ahlaki zafiyete düştüğüne inanmayagörsün!.. Alternatifini bulduğu gün götürür. AK Parti tabanı samimiyetin istismar edildiğine inanmayagörsün. En yakın alternatife yönelir. AK Parti tavanı, tabanını artık ‘eyvallahçı’ olarak görmemelidir.

 

Not: İlk ahlaki yara şike sürecinde alınmıştır. AK Partili vekiller ve hükümet bile bile şikeyi kapatarak ahlak konusundaki yaklaşımlarının ilk işaretini vermiştir. Şimdi ikinci olayda ise gizlenemeyen yolsuzluklar örtülmüştür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37