banner114

Gazetelerden...

Ulusal gazetede yan manşetten bir haber... “Başkanlıkta Türkiye şahlanışa geçti”. Haberin altı şöyle doldurulmuş. “Yeni sistem Türkiye’yi vesayet odaklarından uzaklaştırarak hem askeri hem de ekonomik açıdan dış saldırılara karşı daha güçlü hale getirdi. Ekonomiye yönelik operasyonlar, alınan hızlı kararlarla bertaraf edildi”

Gazete bu haberi birinci sayfasından ve yan manşetten verirken, haberin hemen altında bu kez, ciddi bir revizyona uğrayan 2023 kalkınma planını haber yapmış. Her şey normalmiş gibi!.. “2023’e kadar kişi başına milli gelirin 12.500 dolara yükseltilmesi ve işsizliğinde %9.9’a düşürülmesi hedefleniyor” demiş. İki haber arasındaki çelişkiyi kaydederek, analiz etmek istiyoruz. İkinci haber birinci haberi zaten yalanlıyor. Şayet Türkiye başkanlıkla birlikte şahlanışa geçtiyse 4 yıl sonraki GSMH hedefi 12.500 dolar  olarak ilan edilmezdi. Zira Türkiye 2013’te 2500 doların üstündeydi. Başkanlıkla birlikte aşağıya doğru gidiyoruz. Yine 4 yıl sonraki işsizlik hedefini %9.9 olarak yazamazdı.

***

Şimdi yıllara göre kişi başına milli gelir endeksimizi kaydederek 2023 yılında tek başına milli gelirin 12,500 dolar olup olmayacağı öngörüsünü size bırakalım.  2010 yılında fert başına milli gelirimiz 10.672 dolar iken, 2012 yılında 11.720 dolara yükselmiş. 2013 yılı ise Türkiye’de kişi başına milli gelir, Türk ekonomi tarihinin zirvesini görmüş. Kişi başına milli gelir, 12,543 dolara yükselmiş. Buradan bakınca Türk ekonomisinin en iyi olduğu dönem 2013 yılı.  GEZİ olaylarının patlak vermesi ve ardından 17-25 Aralık FETÖ hukuk darbesi ekonomik trendi düşüşe geçirmiş. 2018 yılında fert başına milli hasılamız 9,800 dolar civarında. 2019 yılı yani içinde bulunduğumuz ekonomik krizin sürdüğü bugünkü süreçte ise 8,000 dolar seviyelerine kadar inecek.

Sebeplerin şu veya bu olduğuna bakmıyoruz. Sadece başkanlığa geçişten bu yana Türk ekonomisinin şahlanışa geçmediğini, aksine düşüşün devam ettiğini kaydetmek istiyoruz.   Birkaç yıl önce yani 2013 yılında hazırlanan 10. Kalkınma Planı’nda fert başına milli gelirimizin 2023 yılında 25 bin dolar olacağı, işsizliğin ise %5’lere kadar gerileyeceği öngörülüyordu. Bugün perişan bir haldeyiz ve 2023 hedeflerimizi 2013 yılının bile gerisinde ilan ediyoruz. Bunun anlamı kayıp bir 10 yıl demektir. Evet 10 yılımızı kaybettik.

2013 yılı sonunda FETÖ’nün ortaya koyduğu hukuk ve polis darbesinin ardından düşüşe geçen ekonomimiz 8,000 dolar seviyelerine inerken acaba daha aşağıya iner mi, yoksa 2020 itibariyle yükselişe geçerek 2023’te tekrar hedeflenen 12,500 dolar seviyelerine yükselir mi? Bunu kestiremiyoruz. Ama Trabzon’dan bakarak zor görüyoruz. Daha zor olanı ise ekonominin böyle seyretmesi halinde AK Parti iktidarı için 2023 seçimleri...

***

Yazımıza gazete manşetleriyle başlarken, biraz da medyanın tavrını değerlendirmek istedik. Gerçeklerle örtüşmeyen bu tür haberlerle süslenen gazete biz göre tiraj kaygısı taşımıyor demektir. Zira herkes cebindekini bilir. Evinde ekonomik krizi hisseden, cebindeki parası eksilen hiç kimse para verip, “Başkanlıkta Türkiye şahlanışa geçti” manşeti atan gazeteyi okumaz. Öyleyse gazetenin hedef kitlesi normal vatandaş değil. Bize göre bu tür haberlerin hükümet üyelerini ve partinin yüksek kademelerini morallendirmenin dışında hiç bir faydası yoktur. Faydası olmayan bu gazete ne yazık ki muhtemelen havuzdan beslenmektedir.

İstanbul seçimleri sonrası aydın sorumluluğundan bahsettik. AK Parti’deki erime karşısında sessiz kalan... Bu tür yalan ve gerçek dışı haberlerle toplumu yanıltacağını sanan yandaş medyanın kayıpta büyük sorumluluğu olduğun söylemeliyiz. Uyarı görevi yapmadıkları gibi yanlışlara alkış tutarak bize göre AK Parti’ye en büyük zararı yandaş medya veriyor. Üstelik Ankara ve İstanbul belediyelerini kaybettikten sonra ciddi hiçbir öz eleştiri yapmadılar. Ciddi öz eleştiriyi ne yazık ki parti de yapmıyor. Korkarız, “Yeniden yapılanma” dedikleri keyfiyeti iktidardan uzaklaştıktan sonra ve mecbur kaldıkları için 2023’te yapacaklar!

Son söz olarak şunu söylemeliyiz. AK Parti iktidarının en büyük handikaplarından birisi de yanlışlarını dile getirip, eleştirip düzeltilmesini istemeyen yandaş medya ve o medyadaki aydınlardır.

Dedi: Yandaşlık nedir?

Dedim: Yanlışa yanlış dememektir.  Yanlışa bile doğru demektir.  Taraf tuttuğu keyfiyetin yanlışını söyleyebilen yandaş değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yasar 2 hafta önce

kenan alpay ın yazısını doğru buluyormusunuz? bu konularda fikriniz nedir?

banner108