Hicri muharrem ayının içerisindeyiz. Muharrem ayının 10. günü, Aşure günü olarak anılır. Arapça “Aşır” on demektir. Aşure sözü buradan geliyor.

 Aşure günü, farklı mezheplerde farklı şekilde anılır. Sünniler sessizce yas içinde oruç tutarak, “Aşure” adı verilen karışımlı bir tatlı hazırlayıp dağıtarak anarken, Caferiler yada farklı dalları olan alevi, Şia çizgisinde olanlar, Sünnilerin yaptıklarının yanında, daha görsel, dramatik, daha dışa dönük formatta anarlar. Aşure günü, Hz. Hüseyin ve ailesinin Kerbela’da şehit edildiği gün olmasının yanında, dinler tarihi açısından farklı olayların yaşandığı gün olarak ta yorumlanır. Hz. Ademden Nuh tufanına, Hz. Yusuf’tan Hz. Yunus’a ve Hz . İbrahim’e dayanan anekdotlar vardır. Hatta “Aşure Tatlısı” nın menşei, Nuh Tufanına dayandırılır.  Müslümanlar açısından ise en güncel ve anlamlı olanı “Kerbela Olayı”dır. Kerbela olayı çok büyük bir dramdır. Çok büyük bir acıdır. Ama daha önemlisi, İslam tarihinde ilk toplumsal kırılmaların yaşandığı dönemdir. Tarihi detaylarına girmeyeceğim. Kerbela, Yezid ve ordusunun haksız ve zalim şekilde, Hz. Hüseyin ve ailesini işkence ederek şehit ettiği yer ve olaydır. Sosyoloji, sosyal psikoloji, medeniyet ve dinler tarihinin, süzerek bize getirdiği bazı doğrular vardır. Bu doğrular zamana ve olaya göre değişmez ve hep aynı şekilde tezahür eder. O da şudur; güç ve iktidar sahibi olmak, kadim dünya tarihi boyunca her şahıs ve toplum için değişmeksizin hep aynı anlamı taşımaktadır; “güç ve iktidar olmak her şeyin üzerindedir ve onun için her şey mübahtır”. Kerbela’da yaşanılan olay budur. Esasında Kerbela’da yaşanılanlar ile Hz. Yusuf ve kardeşleri arsında yaşanılan olaylar arasında hiçbir fark yoktur. Hatta günümüzde yaşanılan iktidar mücadeleleri de esasen farklı değildir. Olayların olgunlaşması, gelişimi ve gerçekleşmesi aynıdır, sadece tarih ve oyuncular farklı, o kadar. İktidar için öldürmek, acımaksızın mücadele etmek bugünün yada dünün sorunu değildir yani. Kerbela, son din olan İslam’ın suikaste ve öldürmeye dayanan ilk iktidar mücadelesinin yaşandığı olay olsa da sonrasında onlarca hatta yüzlerce Kerbelalar yaşanmıştır. Halen yaşanmaya devam etmektedir ve edecektir. Güç ve iktidar savaşları din olgusunun ötesinde, ama dini kullanan bir sosyal gerçekliktir. Kerbela’nın simgesel bir farklı anlamı vardır elbette. Güç ve iktidar savaşında Hak ile Batılın savaşıdır. Bu anlamda saygıyı hak etmektedir elbette. Çok değerlidir ama tek değildir. Kerbela olayı her gün herkesçe yaşanmaktadır esasında.  Onun ötesinde İslam inancı açısından, kazanmak ve iktidar uğruna en zalim olaylarının yaşandığı, her şeyin mubah kabul edildiği bir dönemin başlangıcıdır bu dönem. Daha önemlisi, dini argümanların amacının dışında kullanıldığının görüldüğü bu acı olay, beraberinde çok ciddi dini dejenerasyonu da getirmiştir. Uydurma hadislerin, saçma sapan dini geleneklerin ve dini dejenere eden aslından koparan çok ciddi bidat ve uygulamaların topluma enjekte edildiği dönemdir, bu dönem. Bu anlamda getirdiği, çok derin yıkıcı etkileri olmuştur. İslam bu dönemde esas mecrasından çıkarılarak, Hakk’ın değil iktidarın yandaşı, zalimi ve zulmü sorgulamak yerine itaatkar bir sosyal yapı ortaya koyan, bir din haline getirilmiştir. Bu dönemde evrensel değerlerinden ve mesajından kopartılan İslam, kabile ve iktidar ölçeğinde mesaj veren bir din olmuştur.  Hz. Hüseyin ve ailesinin yaşadığı bu dram İslam tarihi ve İslam’ın bugün geldiği noktayı anlamamız açısından esasen çok ciddi ip uçları sunuyor. Geri kalmışlığımızın İslam’ın özünden değil, tarihi süreçte yaşanılan olayların beraberinde getirdiği kırılmalar ve esastan sapan uygulamalardan kaynaklandığını anlamamıza yardımcı olan bu olayı, bu yönü ile ele almalı ve İslam’ın özüne dönmesinde bir nirengi noktası kabul etmeliyiz. Hz. Peygamberin ölümünden hemen sonra gelişen iktidar savaşları ve sonrasında gelinen Kerbela olayı, İslam tarihi ve günümüzü doğru anlamanın başlangıç noktasıdır. Orasını doğru anlarsak, bugün Müslümanların yaşadığı zilletin son bulma olasılığı ortaya çıkabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.