Bu hafta Trabzonspor yazmayacaktım. Başakşehir maçının 85. Dakikasında başlayan “ Yönetim İstifa “ haykırışları ve TV ekranında gördüğüm yenilginin acısı ile ağlayan bir genç kızın hali, yazmama neden oldu.

Trabzonspor’un son hali, içler acısı. Takım tüm unsurları ile dağılmış bir görüntü veriyor. Yönetim altından kalkılamayacak düzeye gelen borç durumu ve kaybedilmiş gelir düzeyi ile bu işin içinden nasıl sıyrılacak, nasıl geleceğe yeniden umutla bakacak inanın bilmiyorum. Çok zor.

Bir dönem kısa da olsa yöneticilik yaptığım için biliyorum; bu sektör içerisinde başarılı olmak için yapılması gerekenler diğer işlerle çok örtüşmüyor. Diğer sektörler de elde ettiğiniz başarılar, yetenek ve tecrübeler bu alanda iş görmüyor. Hatta zaman içerisinde yönetmeniz gereken  faktörler hızlı değişebiliyor. Bu sorunlara çok hızlı uyum yada çözüm üretmezseniz başarı gelmiyor. Hele bu işi farklı bir sektörle uğraşırken, şehirler arası yapmak daha da zor ve imkansız oluyor. Onun için Muharrem bey’in bu işin içinden çıkması benim kanaatimce bu saatten sonra çok zor. Bunun böyle olduğunu Trabzonspor taraftarı da seziyor ve artık isyan ediyor.

Muharrem bey aday olmayı düşündüğü dönemde telefonla aramıştım. Ulaşamadım. O’na bu işe girmemesinin daha hayırlı olacağını söyleyecektim. Ama olmadı. Şimdi seyircinin “istifa” talebi inanın canımı çok sıkıyor ve beni üzüyor.

Bundan sonra ki süreçte; sebep sonuç ilişkisi finansal yada rasyonel etkenlere bağlı olmayan bir sektörde, yeniden toparlanmak ve başarı elde etmek; artık çok zor. Hele trabzon gibi sabrı az beklentisi yüksek bir şehirde bu imkansız. 50. Yılda şampiyonluk sloganı hala kulaklarda iken ve yönetiminizin yarısını kaybetmişseniz bu daha da zor. Rıza’yı göndermek te kurtarmaz!

Bir de şeytanın gör dediği; Yönetimden ayrılanların öc almak için; seyirci ve diğer saha unsurlarına olan etkisine direnmek gerekecek.  Mutlak başarı ile bu sorun çözülebilecek iken, bundan sonra bu da imkânsız görünüyor.

Peki, alternatif ne? Alternatif; Trabzonspor’un futbolu iyi bilen, futbolun içinden gelen ve Trabzon’da yaşayanlarca yönetilmesi.

 ALT-ÜST SOY

E Devlet üzerinden alt üst soy bildirimi yapılınca herkes Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri Genel müdürlüğünün sitesine saldırdı. Öyle ki, E Devlet sitesi tıkandı ve rutin işler de aksamaya başladı. Bunun üzerine hizmet durduruldu, tekrar açıldı, tekrar durdu. Son durum nedir bilmiyorum.

Benim konu ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğim mesele; sosyolojik olarak bu olayda talebin yani geçmişini öğrenme isteğinin, neden bu kadar abartılı olduğudur. Bu olguda, toplumsal yapımız, sosyal durumumuz, yakın tarihimiz ve toplum olarak psikolojimizi ortaya koyan ipuçları olduğunu düşünüyorum.

Acaba bu hizmet İngiltere yada Avrupa’nın bir ülkesinde verililir miydi; yada verilse dahi bu kadar ilgi görür müydü? Benim kanaaatin o ki, 300- 400 yıldır aynı şehirde, aynı mekanda yaşayan Avrupalı, üst soyunu da onun üstünü de zaten biliyor. Bizim sorunumuz ise matbaayı geç getirmiş, göç etmeye devam eden bir millet olarak kayıt ve hafızadan uzak olmamız. Onun için insanlar geçmişlerini araştırıyorlar. Bir de tabi anadolunun tüm medeniyetlerin beşiği olması nedni ile köken konusunda herkesin kafasında olan sorular! Esas olan köken değil, gerçek anlamda insan olmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37