Trabzonspor 48.yılında ne kadar da yalnızdı. 8 yaşındayken... Kırda inek beklerken, “Birgün bu takıma başkan olacağım”, hayalleri besleyen ve bu yolla motive olup yalnızlığını yenen(!) bir isim işte o hazin yalnızlığını 40 yıl sonra Trabzonspor’a taşıdı. İçinde bulunduğu durumu ya da konumu ‘başaramamak’ olarak yorumlayamayız. Nasıl bir halet-i ruhiye ise, Trabzonspor’a ait tüm değerleri yok hükmüne taşıdı. Eski başkanlar... Eski yöneticiler...  Hayatını bu kulübe verenler.. Eski futbolcular..  Efsaneler... Başarılı ve çok sevilen oyuncular ve hatta şampiyonluklar... Şike davasında takındığı tavır , aynı zamanda şampiyonluğumuzu satmaktı.. Lakin o hazin yalnızlık bu gerçekleri görmekten çok uzaktı...

Anlaşılamayan halet-i ruhiye işte burada başlıyor. Kulübün ne kadar değeri varsa yok sayacak, kavga yapacak ve hatta tanımayacaksın, lakin toplumun önünde şirin sözlerin arkasına sığınacaksın ! Trabzonspor anıtına çelenk sunarken söyledikleri samimiyetten uzak ve bir o kadar da kendini ele verici cinstendi...

“Bu çınarı kurup, Türkiye’de Anadolu devrimini yapan insanlara layık olmayı ve onların kurmuş olduğu bu çınarı bizden sonraki nesillere tertemiz, ahlaklı bir şekilde bırakmayı Allah bize nasip etsin. Bu süreçte onlara layık olarak karşılıksız hizmet edip onların yaşattığı başarıların aynısını yaşamayı ve yaşatmayı Allah bizlere nasip etsin”

Bu temenni ve dualar samimiyetin zerresini taşımıyor ve camiada hiçbirinin temeli ve karşılığı yok. Zira gurur duyduğunu söylediği kişilerin pek çoğuna düşman.  Artık düşmanlık kavramı Hacıosmanoğlu için iç bünyeye yönelmiş. Geleceğe bırakacağı doğru ve güzel hiçbir mirasın olmadığını, bilakis 48 yılın en kötü örneği olacağını da biliyor. İşte bu ağır başarısızlık nedeniyle, tesadüfen ve konjonktürel olarak geldiği yerden gitmek istemiyor. İstenmemek çok ağırına gidiyor ve bunun karşılığını da kendisini istemeyenlerle kavga ederek veriyor. Kendisini istemeyen camiayı zorla yönetmek istiyor.

Sandığa gittiği gün, gideceğini biliyor. Onun için tüm hukuki isteklere sırt dönüp, hukuk kararlarını arkadan dolanarak kendince geçersizleştiriyor. Yalnızlığı için ne kadar yol varsa hepsini deniyor.

HHH

Onur Kıvrak hadisesi, tükenmiş 8 kişinin ibretlik duruşunu yansıtıyor. Şike davasını 23 milyon liraya satanların Onur diye bir meselesi olamaz. Kurdukları plan veya oluşturdukları proje TFF seçimindeki kadar utandırıcı... 48 yıl sonra Anadolu Efsanesi’ni ne hale düşürdüler. O efsaneyle övünen ve gurur duyan camianın mensupları, efsaneyi bugün yönetenlerden utandıklarını gazete ilanlarıyla duyuruyorlar. Camiasının kendisinden utandığını açıkça ilan ettiği bir başkan, camianın kendinden kurtulmak için mahkeme mahkeme dolaştığı bir süreçte hala dallarını kuruttuğu ve gövdesine hançer saplayıp ağır yaraladığı çınarı büyütmekten bahsedebiliyorsa Allah bu camiaya yardım etsin!.. Demek ki Hacıosmanoğlu’nu başkan seçmenin vebali bu kadar ağırdı. Vebal O’na güvenenlerin şahsında hepimizin... Layık olduğumuz ile yönetiliyoruz. Öyle demiyor mu Kitap... ‘Neye layıksanız onunla yönetilirsiniz’ diye..

 

 48. yıldönümü Trabzonspor’un samimilerine hayırlı olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108