banner114

Dedi: 31 Mart seçimleri AK Parti için bir zafer mi yoksa hezimet midir?

Dedim: Soruyu siyah-beyaz biçiminde sormak zorunda mısınız? 31 Mart seçimleri AK Parti için zafer de değildir, hezimet de değildir. Sadece ‘Tatmin edici değildir,’ biçiminde yorumlayabiliriz. ‘Ciddi bir uyarıdır’, biçiminde yorumlayabiliriz. Ankara ve İstanbul’u kaybeden bir parti aldığı oy oranı ne olursa olsun, zaferden bahsedemez. Genel oy oranı %52 olan bir partinin de hezimete uğradığı söylenemez.  

Dedi: Uyarı derken neyi veya neleri kastettiniz? Vatandaş niçin uyardı.

Dedim: 1-Ekonomiyi düzelt. 7 liraya soğan 8 liraya patates olmaz. Artık üretim ekonomisine dönülmeli. 2- Yolsuzlukların üzerine git. Belediyelerde yolsuzlukları önlemedin, elinden alarak ben önledim. 3-Kibire büründün. Halktan koptun. Sadece lafını ediyorsun. Halkla arana mesafe girdi. Belediyelerde müdürlerin ayrı yerde yemek yiyor, çalışanlar ayrı yerde. Müdürlerin ayrı kapılardan girip çıkıyor, çalışanlar ayrı kapılardan. Öyle kibirlendin ki, belediyeleri kendine baki sandın. Vatandaş olarak ben de elinden aldım. 4- Tevâzuyu unuttun. ‘Bizi kimse yenemez, sandın. Bak Trabzonlu bir delikanlı geldi ve yendi. Üstelik Eski Başbakanını... Partinin ikinci adamını devirdi. Hedefte 1. adamı da var. Görebiliyor musun? 5- Belediyelerde CHP anlayışı ile yer değiştirdin. Eskiden CHP belediyeleri halka tepeden bakardı. Şimdi AK Parti belediyeleri tepeden bakar oldu. Bir yakınım anlattı. 15 yıldır CHP’li Sarıyer Belediyesinde çalışan bir yakınım, “Bizde vatandaşa ceza yazılmaz. İmar vb. hiçbir konuda yazılmaz. Vatandaşa ceza yazan bir görevli belediyede çalışamaz.” Peki ya AK Parti belediyeleri…

Dedi: Sayın Cumhurbaşkanının Kızılcahamam mesajları? Bunlara ne demeli?

Dedim: Hiçbir karşılığı yok. Cumhurbaşkanlığı sisteminin bizzat kendisi halkla siyasetin ilişkisini bitirdi. Bakanlar yalnızca Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olduğu müddetçe siyaset halkla buluşamaz. Vatandaş derdini vekile anlatıyor. Vekil Bakana anlatamıyor. Anlatsa bile Bakan tınlamıyor. Dolayısıyla sonuç alınamıyor. Kaldı ki 17 yıllık AK Parti iktidarının en zayıf kabinesi tarafından yönetiliyoruz. Cumhurbaşkanlığı sistemi Türkiye demokrasisinin en temel beşiği olan siyaseti tasfiye etti. Üstelik bunu halka dayanan AK Parti yaptı.

Dedi: AK Parti’nin en büyük avantajı nedir? Bu avantaj sürüyor mu?

Dedim: AK Parti iktidarının en büyük avantajı alternatifsizliğiydi. Cumhurbaşkanlığı sistemi bunu da yıktı. Şimdi artık iktidara değil, Cumhurbaşkanına alternatif önemli. Bize göre bulundu da… Ekrem İmamoğlu… CHP’li olmayan ama CHP’den aday olan… Tüm kesimlerden oy toplayan Ekrem İmamoğlu alternatif gibi duruyor. Artık işin alternatifi yok denemez. AK Parti işi Kızılcahamam gibi toplantılarla geçiştiremez.

Dedi: Bu çerçevede sorumluluk kimin omuzlarında?

Dedim: Tabi ki Tayyip Beyin… Partide ikinci adam bırakmadığı için yükün tamamını kendi omuzlarına bindirdi. Ama yeterince önemsemiyor. İkinci sorumluluk aydınların… AK Parti’ye yön veren, AK Parti’den beslenen (!) aydınların. İkaz etme, uyarma ve gerekirse tavır alma zamanı geldi. Aydın sorumluluğunu yerine getirmeliler. Yoksa kendileri de bitecekler. Kalemleri ellerinden gidecek ve hiçbir şey diyemeyecekler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kamil KAYGUSUZ 2 ay önce

ali bey benim yazınızdan anladığım ak parti bindiği dali kesiyorrr...

banner108