“28 ŞUBAT” Post Modern darbesinin üzerinden yirmi bir yıl geçti. Yetkili ekonomistlerin ifadesine göre bu darbenin devletimize zararı 390 milyar doları aşmıştır. Kanunsuz ve yetkisiz olarak yapılan bu darbenin failleri şimdi yargıda hesap vermektedir. Bundan sonrakilere örnek olabilecek bu yargılamanın sonucunu milletçe merak etmekteyiz. Zira kötülüklerin en büyük sebebi yapılan suçların cezasız kalmasıdır. Ordunun üst düzey birimleri ve bürokrasi merkezli bu süreç 1997 yılında yaşanmıştır. Bunun siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişiklikleri millete  pahalıya  malolmuştur.1995 Genel seçimleri sonucu kurulan 54. “REFAH-YOL” Hükümeti 1996 yılında meclisten güven oyu almıştır. Bu tarihten sonra Hükümetin icraatları adım adım mercek altına alınarak gözetlendi. Erbakan’ın Mısır, Libya ve Nijerya gezisi sırasında Kaddafi’nin hakaretvari sözleri, 6 Ekim’de Ankara Kocatepe Camii’nde bir grup sakallı ve cübbeli Aczmendilerin “Şeriat isteriz” diye bağırmaları basın ve muhalefet tarafından ağır bir şekilde eleştirildi. 3Kasım.1996 tarihinde Susurluk’ta meydana gelen trafik kazasında mafya, siyaset ve polis ilişkileri tartışıldı. Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’nin 10.Kasım 1996 tarihindeki konuşmasına basında genişçe yer verildi. Başbakan Erbakan’ın Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlerine iftar yemeği vermesi geniş bir yankı yaptı.

22 Ocak 1997 de yüksek rütbeli subaylar Gölcük’te yapılan askeri toplantısında “irtica” uyarısında bulundular.30.Ocak 1997 de Sincan’da “Kudüs” gecesi düzenlendi. Bu gecenin akabinde Sincan’da 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yapılarak askeri gösteri düzenlendi. Ardından Süleyman Demirel cumhurbaşkanı sıfatıyla Erbakan’a uyarı mektubu gönderdi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya irticanın PKK’dan daha tehlikeli olduğunu basına açıkladı.11.Şubatta Ankara’da şeriata karşı kadın yürüyüşü düzenlendi.23 Şubat 1997 de İstanbul Fatih Camiinde kılınan öğle namazından sonra bir gurup “şeriat isteriz” diye bağırdı. Arkasından “Fadime Şahin” düzenlemeleri derken adım adım askeri operasyona zemin hazırlandı.

28 Şubat’ta yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı 8 saat sürdü. Alınan kararlar hükümete bildirildi. Laiklik ve demokrasi vurgusu yapıldı. Bu kararların başında, tarikat okulları kapatılması, MEB’e denetilmesi, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, Kur’an Kurslarının denetlenmesi, Tevhidi Tedrisat uygulanması, Tarikatlar kapatılması, ordudan atılan subayları savunan, orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medyanın kontrol altına alınması, kurban derilerinin derneklere verilmemesi ve Atatürk aleyhindeki eylemlerin cezalandırılması gibi talepler sıralanıyordu.

21 Mayısta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş Refah Partisinin kapatılması için dava açtı.18 Haziranda Necmettin Erbakan istifa etti. Görevi ortağı Tansu Çiller’e vermesi beklenirken, azınlıkta bulunan Mesut Yılmaz’a verdi. Demirel’in baskılarıyla 283 olan DYP dağıtıldı.30 Haziranda ANAP-DSP ve Hüsamettin Cindoruk +D hükümeti kuruldu. 2012 Yılında TBMM’de Darbeleri Araştırma komisyonu kuruldu. Hazırlanan raporlar yargıya sunuldu. Şimdi son sözü ve kararı yargı söyleyecek. Elbette ki adaletin kestiği parmak acımaz. Buna herkesin saygı göstermesi lazımdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37