Dedim: Sayın Savcım… İki gündür Cumhuriyet gazetesine verdiğiniz röportajı okuyoruz. En başından beri 17 Aralık’ın darbe operasyonu olduğuna inananlardanız. Gariptir ama röportajınızda bizim gördüklerimizin altını doldurdunuz.

Dedi: Nasıl yapmışız o işi? Nasıl doldurmuşuz darbenin altını?

Dedim: Bakanlarla ilgili iddialarınıza diyeceğimiz yok. Zira elinizde tapeleriniz var. Lakin sanki hedefiniz Başbakan’a ulaşmaktı. Rıza Sarraf ile Zafer Çağlayan arasındaki konuşmada Çağlayan’ın sözlerinden Erdoğan’ı kastediyorsunuz. Sonra kanaat oluşturup ‘Erdoğan vardı. İnkar mı edeyim?’ diyorsunuz. Bir başbakanı belgesiz ve kanaatlerle hedef alan bir operasyon darbe sayılmaz mı?

Dedi: Biz operasyon yaparken sonucundan ne çıkacağına bakmayız. Darbe de çıkabilir. 

Dedim: Ama Erdoğan bağlantısından kanaat olarak ve delilsiz bahsediyor ve sonucunun Başbakan’a ulaşmasını beklediğinizi gizlemiyorsunuz. Algı’yı sonuna kadar kullanıyorsunuz.

Dedi: Evet gizlemiyorum. Kardeşim bu kadar iş başbakansız döner mi? Mutlaka O’nun haberi vardı. Biz savcılar kanaatlerimizde yanılmayız. 

Dedim: İyi ama sırf kanaatten ötürü bir algı oluşturularak bir hükümet devrilir mi? Kanaatiniz böyle diye ‘Başbakan’ın ismine iddianamede yer verecektim’ diyorsunuz. Sonucun nereye varacağı önemsiz mi?

Dedi: Bizim için önemi yok. 

Dedim: Bilal Erdoğan ile ilgili Rıza Sarraf’ın TÜRGEV’e yatırdığını iddia ettiğiniz 500 bin doları konuşuyorsunuz. Sonra Bilal Erdoğan’ın bunlarla irtibatı da, bilgisi de yok diyorsunuz.  

Dedi: Öyle diyorsam demek öyledir.

Dedim: İyi ama bir başka yerde, ‘Bakanlar, Yüce Divan’a gitselerdi arkalarından Bilal Erdoğan’da gidecekti’ diyorsunuz. Hep hedeflere endeksli konuşuyorsunuz.

Dedi: Evet. Bakanlar gitselerdi Bilal de yargılanacaktı. Ne var bunda?

Dedim: İran’la yapılan gayrı resmi ticareti İranlılara ait olduğunu iddia ettiğiniz sözlerle yorumluyorsunuz. Hâlbuki Halkbank ve Türkiye bu ticaretten çok büyük gelir elde etti. ABD ağzıyla savunmak normal mi? Olayın bu boyutunu ekonomistlerle konuşamaz mıydınız? 

Dedi: Kardeşim bize ihbar geldi, değerlendirdik. Ülkenin faydasına, zararına bizi ilgilendirmez.

Dedim: İyi de Sayın Savcı…İhbarın önce 2010 yılında geldiğini söylüyorsunuz. Sonra 2012’de ikinci bir ihbarla takibe başlıyorsunuz. İki yıllık takip. Üstelik anlaşılmasaydı takibe devam da edecektiniz. Bu ihbarın bir kumpas olduğunu hiç mi düşünmediniz!..

Dedi: Biz Bilal’e kelepçe takabilseydik, iddianameyi hazırlayabilseydik hükümeti bitirecektik. 

Dedim: Evlerden para çıkacağını tahmin ettiğinizi söylüyorsunuz. O zaman evlerdeki paraların kaçırılmasını da görüntületmiş olmalısınız. Görüntü var mı elinizde? 

Dedi: Hukukçu davanın siyasi sonucuyla ilgilenmez. Sonuç beni ilgilendirmez.

Dedim: Sayın Savcı… Siyasi sonuç ne demek? Darbe başarılı olsaydı ekonomi çökecekti. Milyonlarca insan sosyo-ekonomik olarak felç olacaktı. Ortada bir kanaatle Başbakan devrilirken ‘Siyasi sonuç beni ilgilendirmez’ diyebilir misiniz?

Dedi: Evet ilgilendirmez.

Dedim: 17 Aralık’ta düğmeye basarken ‘Ya şimdi ya asla’ diyerek harekete geçtiniz. Yani size göre 3 gün daha gecikse yapamayabilirdiniz. Bu yaklaşım bile bir niyetle donandığınızı gösteriyor. Bu yaklaşım hukuki mi?

Dedi: Siz darbe diyorsunuz ya!..

Dedim: İyi de Sayın Savcı…’İktidarın adının karıştığı bir yolsuzluk soruşturması nasıl yapılmalı ki ‘darbe’ diye nitelendirilmesin? Bunu izah edecek bir hukukçu arıyoruz’ diyorsunuz. Bunu izah etmek için hukukçu olmaya gerek yok ki!... Başbakan’ı hedef almasaydınız. Sizin ifadenizle ‘İddianameye Başbakan’ın adını koyacaktım’ hırsına kapılamasaydınız…. Ekonomiyi çökertecek operasyonları bakanlarla aynı tarihe denk düşürmeseydiniz kimse buna darbe demezdi. Nitekim daha önceki yıllarda da bakanlar yolsuzlukta yakalandı. Ama hiçbir savcı 2-3 yıl bekleyip Başbakan bağlantısı aramadı. Dolayısıyla iktidarın adının karıştığı her yolsuzluk darbeyle sonuçlanmaz. Yeter ki gücü elinde bulunduranlar darbeye kalkışmasın. Sizin röportajınızı okuduktan sonra 17 Aralık darbesi ile ilgili net bir kanaat oluşturduk. 

Dedi: Darbeyse darbe kardeşim. Deviremedik zaten.

Not: Bu hayali bir konuşmadır. Röportajdan çıkarılan bir yorumdan ibarettir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner88

banner37