15 TEMMUZ Türk milletinin ruh dünyasına yönelik en ağır saldırı mahiyetini taşıyor. CIA’in yıllardır besleyip hazırladığı ve CIA-BND ve MOSSAD’ın ortak bir proje olarak hayata geçirmek istediği Türk tarihinin en alçak saldırısıdır. Türk’ü güçsüz bırakacak  ve Türk’ün şahsında İslam’ı iğfal/tahrif edecek ve sapık bir İslam anlayışı ihdas edecek ihanet projesi…

15 Temmuz ihanet projesi, Türk’ün göğsünde paramparça edilmiş ve âdeta ikinci Kurtuluş Savaşı verilmiştir. Zira proje, tek başına FETÖ tetikçisinin yürütebileceği bir proje olmayıp NATO korumasında CIA-BND-MOSSAD projesidir. Şayet Ankara geçilseydi, Anadolu, ABD’nin emrine girecek ve ülke bölünecekti. Böylesi bir ahval ve şerait içinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 15 Temmuz mücadelesi bir örnek oluşturdu. O tarihlerde çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olmasına rağmen meydan yerine çıkan ve darbecilerle yüzleşen tek bakan unvanı taşıması bu mücadeleyi daha önemli  ve anlamlı hale getirdi.

Bakan Soylu, Ankara semalarında uçan jetlerin TBMM üzerinde de alçak uçuş yaptığını öğrenince “darbe oluyor” kanaatine ulaşıyor. Bir köşeye bucağa sığınmıyor tam aksine “ne yapması gerektiği” konusunda bir aksiyon kuşanıyor. İlk olarak Başbakan Binali Yıldırım’ı arıyor. “Darbe oluyor” kanaatini Başbakan ile paylaşıyor. Ardından bakanlar olarak Çankaya Köşkü’nde buluşmaya karar veriyorlar.

Karanlık gecede karanlık odalar… Karanlık gecede karanlık olaylarla yüzleşiyor. Soylu’dan dinleyelim: “Çankaya Köşkü’ne geldik. Köşk zifiri karanlık. Kapı kapalı. Aşağıya indim ve ‘Arkadaşlar kapıyı açın.’ dedim. Ben arabamda pek kırmızı plaka takmam. O anda da takmadım. Herkes şaşkın. Yüksek sesle devam ettim: ‘Bizim dışımızda kim gelirse vurun. Hiç acımayın. Burası memleketin ve milletin size bıraktığı namustur. Bu namusu koruyacaksınız.’ dedim. Görevlilerle birbirimizin gözlerine bakarak anlaştık ve ben Çankaya Köşkü’ne girdim. Sonra dört bakan daha Çankaya Köşkü’ne geldi. Genel başkan yardımcıları ve TBMM Başkanı bir değerlendirme yapmak için müsait bir mekâna geçelim dedik.”

TBMM Başkanı ve dört bakanın ve üstelik Çankaya Köşkü’nde yaşadıkları gecenin en ilginç ve belki de en vahim olayı olmaya aday gelişmeyi Bakan Soylu şöyle anlatıyor:

“Görevlilerle beraber yürümeye başladık. Çankaya Köşkü’nün üzerinde helikopterler uçuyor. Bizi toplantı yapacağımız güvenli bir odaya götürecekler. Bizi aldılar. Çankaya Köşkü’nün arka kapısından bir yere götürüyorlar. 5-6 adım attık. ‘Bizi nereye götürüyorsunuz?’ diye sordum. Dediler ki: ‘Şurada enerji odası var, sizi oraya götürüyoruz.’ İtiraz ettim. ‘Siz deli misiniz? Geri dönüyoruz.’ dedim. Tanımadığımız birisi bizi enerji odasına götürüyor. Kabul etmedim.”

Bakan Soylu, Başbakanlığın içinde dahi kendilerini güvende hissetmediklerini anlatırken aslında darbenin vahametini anlatmış oluyor. Belki de TBMM Başkanı dâhil dört bakan ve iki genel başkan yardımcısı, enerji odasına hapsedilecek ve darbecilere moral ve motivasyon sunulacaktı. Soylu, bu noktada en anlamlı kararı verdiklerini ve itirazın ardından TBMM’de toplanma kararı aldıklarını hatırlattıktan sonra TBMM’ye geçtiklerini söylüyor.

Bakan Soylu daha sonra birlikte hareket ettikleri yakın çevresinin işgal altındaki TRT’yi kurtarmaya gittiğini ve kendisini de oraya davet ettiklerini anlatıyor. TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a bilgi vererek İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabaş’la beraber TRT’yi kurtarmaya gittiklerini anlatıyor. TRT’de yaşananlar ve Soylu’nun iradesi zaten biliniyor.

Bakan Soylu, bu noktada içinde kalan uhdeyi da dışa vuruyor. TRT yerine Genelkurmay Başkanlığını kurtarmaya gitmeleri gerektiğini söylüyor. Gitme nedeni olarak da Genelkurmay’daki blokajı sebep gösteriyor ve darbecilerin oradan idare edildiklerini söylüyor. Soylu bir anlamda “Darbecilerin kalbine baskın vermeli ve darbeyi sonlandırmalıydık.” demek istiyor. Bunun anlamı ya şehit ya gazilikti. Âdeta şehadete yürüyen ölüm erleri keyfiyeti sergiliyor. Sonra Başbakanlığa geçiliyor ve artık bütün dikkatler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kurtuluşuna teksif ediliyor.

Soylu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı’na inişine kadar darbenin dönmediğini belirterek Cumhurbaşkanı’nın inişini “kırılma ânı” olarak nitelendiriyor. (Bize göre de darbenin kırılma ve dönüşü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk Havalimanına inişiyledir.)

Soylu’nun bir bakan olarak 15 Temmuz gecesi verdiği mücadele, takdirin ötesinde şehadete yürüyen bir iradenin aksiyon hareketidir. Kendileri bunu “Her vatandaş gibi üzerimize düşen görevi yapmak.” olarak nitelendiriyor.

Meselenin samimiyet ve sorumluluktan ibaret olduğunu söylüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Orhan Ergün 5 ay önce

Ali Bey. Sayın Bakanımız Süleyman Soylu yu ve demokrasi için ülkemiz için bir şans olduğunu dolaysiyla onu ve bu olayı dillendirdiğiniz için sizleri kutluyorum. Allah hainlere, şerefsiz satilmişlara , bölücülere, mandacilara ve destekcilerine fırsat vermesin. ...