Dedi: Biraz cemaat analizi yapalım. Sanki darbeye kalkışanlar darbe yiyor.

Dedim: Bu demokrasinin kuralıdır. Demokratik kurallar içinde devlet terör örgütü olarak ilan ettiği ve terör örgütü olduğu darbe ile kesinleşen bir yapıya yine demokratik kurallar içinde müdahale ediliyor.
Dedi: Yaşam hakkını elinden almaya demokratik kural denilebilir mi?

Dedim: Kimse kimsenin yaşam hakkını elinden almıyor. Bilakis FETÖ Türk halkının geleceğini çalmaya kalkıştı. Çalıp ABD’ye sunmaya kalktı. Darbecilere, darbe destekçilerine müdahale yaşam hakkını elden almak mıdır?

Dedi: Doğrudan olaya karışanlar yani darbeciler yargılansın. Ya diğerleri? Hemen tüm kurumlardaki operasyonlara ne demeli?

Dedim: Birincisi, Doğrudan darbeciler… a) Silahlı b) Silahsız…

Silahlı olanlar askerler… Silahsız olanlar arkadan yönlendirenler. Ya da darbenin başarılı olması halinde darbeye hizmet edecek olanlar. Görev alacak olan hakimler, savcılar, emniyetçiler.. Darbenin başarısı için sıra bekleyenler…

Dedi: Diğer kurumlardaki operasyonları nasıl değerlendiriyorsun?

Dedim: Sadece devlet kurumlarından uzaklaştırılıyorlar. Devlet maaş vermeyecek. Özel sektörde yaşam hakkına müdahale etmiyor ki.

Dedi: Bu kadrolar masum değil mi?

Dedim: Hayır değil… Bu kadrolar 17 Aralık’tan bu yana hep bu darbeyi bekledi. 17/25 Aralık hukuk darbesini hep çarpıtmaya çalıştılar. Yolsuzluklarla mücadele olarak sundular. İkinci darbeye selam yolladılar.

Evet; ‘yolsuzluk yoktu’ diyemeyiz. Lakin yolsuzluk üzerinden darbeye kalkışmak yolsuzluktan büyük ahlaksızlıktır. Ondan sonraki süreçte hiç geri çekilmediler. Devletle mücadeleye devam ettiler. Ne hakimleri pes etti, ne savcıları… Ne profesörleri, ne öğretmenleri… Ne mühendisleri pes etti ne hekimleri… Hepsi ama hepsi bir gün devleti ele geçirecekleri günü beklediler. Bir yandan, ‘Biz darbe yapmadık. Yolsuzlukları ortaya attık’ dediler!.. Diğer yandan askeri darbe beklediler. Milli Eğitim’deki öğretmenden, belediyedeki memura kadar… Hatta mahalledeki ablaya kadar… Hepsi Temmuz ayındaki bu darbeyi işaret ettiler. Ev sohbetlerinde ablalara ya da esnaf arasında abilere yanlış yaptıkları söylendiğinde… Vazgeçmeleri söylendiğinde ‘Temmuz ayını bekleyin’ deyip hep umut beslediler. Söyler misiniz hep beraber neyi beklediler? Cevabı biz verelim. 15 Temmuz kanlı darbesini…Umutları şimdi kırılacak!.. Belki hala 3. bir darbe bekleyecekler. Belki ABD’nin doğrudan müdahalesinin rüyasını görecekler.

Dedi: Bu bir savaş gibi… Yenme ve yenilme duygusu hakim.

Dedim: Evet aynen öyle… Yaşamayı değil mücadeleyi benimsediler. Yenmek ve yenilmekle ilgililer. Yenilgiyi kabullenmiyorlar. Mutlaka devleti yönetmek istiyorlar. Kendilerini devletin ve toplumun karşısında konumlandırıp, ‘savaşa devam’ diyorlar. Üstelik hainlikte sınır tanımayarak. Türk savaş uçağını alıp PYD teröristlerine sığınarak…
Dedi: Yani Devlet de kendince ve demokratik biçimde önlem alıyor. Teröristleri cezalandırıyor, destekçilerini devletten arındırıyor.

 

Dedim: Evet… Devlet onlara da yaşam hakkı tanıyan ama önce kendisini koruyan ve kollayan adımlar atıyor. Tüm vatandaşlarının geleceği için bazı vatandaşlarını tesirsiz hale getiriyor. Devlet, Devlet olmanın gereğini yapıyor. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.