Paralel Yapı’nın ABD’den sipariş alarak kalkıştığı darbe, dini bir cemaatin sapkınlaşınca kendi insanına kurşun sıkacak, kendi meclisini bombalayacak, ezanını susturacak hale dönüşebileceğini gösterdi.

Ordu içindeki başçavuşun, kendisine dışardan verilen “Ordu İmamı” rutbesiyle albayları, binbaşıları nasıl emri altına aldığını izledik. Başçavuş’tan emir alan bir albay, o orduya, o ülkeye ve millete hizmet edebilir mi? Zaten orduya değil, cemaate hizmet etmek için oradalar. Ne hazindir ki devletin tüm kurumlarını böyle ifsat ettiler.

HHH

Kendilerini çok akıllı ve yetişmiş… Kendi dışındakileri aptal ve cahil sanan bu kullanışlı güruh, Amerikan kültürüyle yetiştiği için halkı da sağılacak kuru kalabalık olarak nitelendirdi. Güce tapan bu sapık hareket ABD ve İsrail’den başka da güç ve otorite kabul etmedi. Darbeyi ABD sipariş verdi ve Fethullah Gülen’i yönlendirdi. Böylesi bir kararı, ABD desteği olmadan FETÖ tek başına veremezdi. Darbe başarıya ulaşamayınca ABD’nin rahatsızlığı dışa vurdu. Türkiye’deki tüm kurum ve kuruluşlarda bu sapık harekete karşı yürütülen operasyonların durmasını istiyor. Türkiye’yi NATO’dan atmakla bile tehdit ediyor. ABD, başarısız darbenin altında eziliyor.

***

İlk günden yazdık, tekrar ediyoruz. CIA destekli darbe girişimi, tarihin en kanlı darbesiydi. Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları 5,5 saat öncesinden haber aldıkları darbeye esir düşmüşken, Başkomutanı Allah korudu. Şimdi şayetlerimize geliyoruz.

Birinci şayet; Allah’ın hesabını göremediler... Saat 16.00’da, yani 5,5 saat önce  MİT darbeyi haber almasaydı, darbeciler operasyonlara tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra sabaha karşı 03.00 gibi başlayacaklardı. Belki de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da alacaklardı. Zira Erdoğan’ı Akıncılar Üssünde tutma planı yapmışlar. Diyebiliriz ki Allah bunlara bu fırsatı vermedi. Planlarını ellerinde patlattı. Bunların bir hesabı varsa Allah’ın da hesabı vardı. Ve Allah’ın hesabını düşünmediler.

İkinci şayet;  Halkın gücünü bilemediler. Halkın darbeye direneceğini hesap edemediler. Çünkü halkı hep sağılacak koyun sürüsü olarak gördüler. Halktan 40 yıldır para isteyip/alıp kendi üstün zekalılarını (!) yetiştirdiler!.. Şayet halk sokağa inmeseydi, ordunun diğer katmanlarını tek tek ele geçireceklerdi. İstediklerini elde edeceklerdi.

Üçüncü şayet; Polisi küçümsediler. Polis halk birlikteliğinin başarıya ulaşabileceğini hesap edemediler. Hani hep kendilerini üstün gördüler ya... Kendi polislerinin dışındaki polisi yok saydılar.  Polis desteği olmadan hiçbir darbe halkı yenemez. Mısır’da, Suriye’de polis halktan yana olsaydı bu iki darbe de başarılı olamazdı.

Halk direnişini kıracak olan, öncüleri ve organizatörleri toplayacak olan polistir. Polis halkın önünü kesmeyip açarsa (ki böyle olmuştur) o darbe başarılı olamaz. Nitekim olamadı da… Bu tezimize bir ilave daha yapalım. Darbe şayet emir komuta zinciri içinde dahi yapılsaydı… Ve hatta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da alınsaydı… Çağrıyı bir başkası yapacaktı. Bu halk Erdoğan’ı mutlaka kurtaracaktı. Kurtarmak için darbeyi püskürtecekti. Polis desteği ile darbecileri mutlaka yenecekti. Belki 8 saatte değil, 80 saatte… Belki 208 şehitle değil 208 bin şehitle... Ama sonuçta yenecekti.

***

 

Son bir not… Hopa’da darbeye karşı sokağa çıkan kitleler,  ilçedeki sosyalist grupların saldırısına uğramış. Sıcak çatışmayı polis engellemiş. Şu ayrıntıya dikkat… Sosyalistlerin bu ülkede en güçlü oldukları ve kitlesel eylem sergileyebildikleri tek ilçe Hopa… Çok sayıda sosyalist grup ilçede muhafazakar kitlelerin hep karşısında… Belli ki bu karşı duruş nefret boyutunda. Zira Cumhurbaşkanı’na yaptıklarından biliyoruz.  Hopa’nın sosyalistleri darbe olayında da halkın karşısına dikilmişler. Belki doğrudan darbeyi desteklemek için değil!.. Ama eylemleri o anlama geldi. Dememiz o ki, sosyalistler bu ülkede güçlü ve kitlesel olabilseler, FETÖ darbesi karşısında sokaklardaki halkın karşısına çıkacaklardı. Tıpkı Mısır’daki gibi… Not düşelim istedik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.