10 Ocak Dünya Gazeteciler Günü dolayısıyla dün yerel gazeteleri ve geleceğini yazdık. Bugün de kendi kişisel duruşumuzu ve Türkiye’de gazeteciliği yazıyoruz. Türkiye’de kimine göre basına en çok sansür uygulayan ülkelerden biri… Kimine göre ise basın özgürlüğünün yaşandığı ülkelerden biri…

7 yılı televizyonculukta, 16 yılı gazetecilikte  olmak üzere toplam 23 yıldır aktif gazeteciliğin içindeyiz. Daha önceki  yıllarda Basın Yayın’da geçen 3 yılı amatör gazetecilikle uğraştığımız 7 yılı aktif gazetecilik hayatımızdan saymıyoruz. 1993 yılında başlayan ve 1999 yılı sonunda noktalanan radyo televizyonculuk hayatımız en ağır baskılara, hukuksuzluklara maruz kaldığımız yıllardı. Devlet Güvenlik Mahkemesi dahil, onlarca dava ve RTÜK baskıları… Zaten ekonomik sıkıntı içindeki televizyon hayatımızı, 28 Şubat darbecilerinin ağır baskıları sonucu noktaladık. Gökkuşağı Radyo TV’yi 1999 yılı sonlarında devrederek yayıncılığa veda ettik!.. Lakin gördük ki yayıncılık dışında bir şey yapamıyoruz. 2000 yılı 8 Mayıs’ında Karadeniz’den günebakış gazetesiyle yeniden aktif gazeteciliğe döndük. Geçen 16 yıllık sürede 100’ü aşkın dava ile yüzleştik. Halen heybemizde ertelenen 15 aylık hapis cezası ile dolaşıyoruz ve 5 yılın dolmasını bekliyoruz. Kesinleşen davamız, gizli bir mahkeme sürecini ifşa etmek… Yani gizliliği ihlal… Yerel basında belki de mahkeme koridorlarında en fazla görünen gazetecilerden biriyiz. Belki de en çok görüneniyiz. Buna rağmen yerel basın üzerinde bir baskının olduğunu düşünmüyoruz.

***

Bize göre ulusal basındaki bazı gazeteler ve gazeteciler gazetecilik yapmıyor. Onlar psikolojik bir harp yürütüyor. Yani onlar birer savaşçı gibi silah kuşanmış. Kalemleri en ateşli silahtan daha ağır…

Zaman zaman Avrupa’dan gelen gazeteciler yerelin nabzını tutuyor. Konu basın özgürlüğünden açılınca, ‘Siz Türkiye’deki falan gazetelerin ve falanca gazetecilerin yazdıklarını kendi ülkenizde yazabilir misiniz?” sorusunu yöneltiyoruz. Cevap vermekte zorlanıyorlar.

***

Bir ülke düşünün… Gazeteci Cumhurbaşkanına mezarına tükürmekten bahsediyor. Bir ülke düşünün… Gazete bulmaca içine gizleyerek Cumhurun başkanına “p…..” diyebiliyor.

Bir ülke düşünün gazeteler iktidar devirmenin en öncü aracına dönüşebiliyor.

Bir ülke düşünün, gazeteler yaşadıkları ülkenin kanunlarını hiçe sayıp milli-millet-ülke-devlet vb. Hangi kavramlar varsa yok kabul edip kendini herkesten ve her şeyden üstün görebiliyor. Ülkesini, milletini savunmak zorunda olmayabilir. Ama düşmanlık ediyor. Bir milletvekillinin dediği örnek: “İranla Türkiye savaşsa, İran’ın yanında yer alırım” “Rusya ile Türkiye savaşsa Rusya’nın yanında yer alırım” Sadece söylemde kalmayıp ülkesinin yakacak ateşe odun taşıyor. Böylesi bir özgürlüğü hiçbir Avrupa ülkesi taşımaz. O gazete bayide satamaz. O vekil ülkenin parlamentosunda oturamaz.

Bir ülke düşünün… Gazetecinin özgürlüğünden yararlanmak isteyen terörist basın kartını cebine koyup eyleme katılabiliyor. Yakalandığında ise, ‘Ben gazeteciyim. Haber için oradaydım’ diye sıyrılmaya çalışıyor. Tutuklandığında ise, ‘Türkiye basının en zor yaşadığı ülkeler arasında’ sayılıyor.

Bir ülke düşünün... Teröristler hendek kazıp devleti kentlere sokmuyor. İlçeleri kurtarılmış bölge ilan edip ağır silahlarla devlete karşı savaşıyor. O ülkede gazeteler teröriste terörist demiyor. Bilakis teröristi destekliyor. Devlete “Çekil ve ilçeleri onlara bırak.” diyor. Bunu da barış adına savunuyor. Biz biliyoruz ki bu bir nefretin iflah olmaz en son noktası. Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı’na karşı dış güçlerle bile en açık biçimde ittifak yapıp ülkesine düşmanlık besliyor. Onun için Türkiye’de ya da ... ülkesinde yaşamak artık fark etmiyor.

***

 

Türkiye İstanbul’dan ve Güneydoğu’dan ibaret değil. Şayet Türkiye’de basın özgürlüğü ölçülmek isteniyorsa, baskının her yerde olması lazım. Güneydoğu illeri ve İstanbul’a hariç tutarak Türkiye’de kaç gazetenin ve gazetecinin yargılandığına bakalım. Türkiye gazeteci cenneti mi, gazeteci cehennemi mi o zaman anlayalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.