Dedi: Biraz da gazetelerin ve gazetecilerin sıkıntılarından bahsetsek…

Dedim: Aslında durum perişan… Lakin 10 Ocak olunca girmek gerek. Kendimizden de bahsetmek gerek.

Dedi: Önce gazetecilerin durumu?

Dedim: Gazeteler, toplumsal bilinç ve hassasiyetle doğrudan alakalıdır. Okunmayan gazetelerin ayakta kalması zordur. Yani gazeteler için birinci özellik okunurluktur. Bir gazete çok okunuyorsa o gazete batmaz, bitmez. Okunur olan gazetenin sorumlulukları da zordur.

Dedi: Çok okunan bir gazete ayakta kalabilir mi? Ulusal ve yerel bağlamda anlatır mısınız?

Dedim: Çok okunan bir gazete ulusal da olsa, yerel de olsa başka güce ihtiyaç duymadan ayakta kalabilir. Çok okununca beraberinde hem satış hem reklam hem yüksek oranda resmi ilan getirir. Bu gerçek yerel için de ulusal gazete için de böyledir. Lakin okunmayan gazete hep dışarıdan desteğe muhtaçtır. Satış ve reklam geliri yok denecek kadar azdır. Sadece resmi ilanlarla ayakta kalır. Sadece şu kadarını söyleyebiliriz… Sözcü, Posta, Hürriyet dışında tüm gazeteler dışarıdan destekle ayaktadır. Yerelde ise zaten artık patronaj katkısı olmadan ayakta kalmak zorlanmıştır. Tüm yereller patronlarından katkı almaktadır.

Dedi: Trabzon ölçeğinde ele alırsak nasıl vasıflandırabilirsiniz?

Dedim: İki gazete dışındakiler tamamen patronaj gücüne dayanmaktadır. İki gazete ise hala kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Ne zamana kadar direnebilecekleri belli değil.

Dedi: Neden bu hâle geldi? Eskiden şartlar daha mı iyiydi?

Dedim: Evet… 17 yıl önce, 10 yıl öncesinden daha iyiydi. 10 yıl önce, 5 yıl öncesinden daha iyiydi. 5 yıl önce, bugünden daha iyiydi. Belki bu süreç patron eline geçmeyen gazeteler için son 5 yıl olabilir.

Dedi: Hangi şartlar ağırlaştı? Gazeteler kendilerini yenileyemediler mi?

Dedim: Gazetelerin genel anlamda tirajları düşse de etki alanları azalmadı. Gazetelerin internet siteleri o etki açığını kapattı. İnandırıcılık oranları internet medyasıyla birlikte daha da arttı. İnsanlar gazetelere daha inanır oldu. Bu süreçte her şey arttı. Kâğıt fiyatı, kalıp fiyatı, işçi ücreti, SGK, vergi vs. Ama gazeteler fiyat artıramadı. Reklam fiyatları artmadı. Resmi ilanlar çok güdük kaldı. günebakış için somut bir örnek verelim. 24 kişi çalışıyor. Yeni asgari ücretle birlikte yeni bir yük bindi. Aylık 6 bin lira… Yıllık 70 bin lira. Gazete bu yeni açığı ancak yeni projeler üreterek bulabilir.

Dedi: ‘Asgari ücret’ dediniz. Çalışanlar açısından durum nedir?

Dedim: Daha vahim… İletişim Fakültesi mezunlarının asgari ücretle iş bulamadıkları bir sektör. 10 yıllık iletişimci bir muhabirin ancak 2 bin 500 lira alabildiği bir sektör. Gazeteler, rahat bir ekonomi ile yayım yapamadıklarından ötürü çalışanları da ekonomik olarak rahat değil.

Dedi: 10 Ocak Gazeteciler Günü’nde neyi kutluyoruz?

Dedim: Gazeteciliği… İlkeli gazeteciliği… Gazeteciliğin onurunu… Onuru en yüksek mesleklerden biridir. Gazetecilik zorluklar içinde de olsa hayatı doya doya yaşamak demektir.

Dedi: Siz yaşadınız mı?

Dedim: Öğretmen kökenliyim. Öğretmenlik alamayınca (12 Eylül’de sakıncalı buldular) Allah’tan en çok bu mesleği istedim. Allah da nasip etti. Bu gerçeği hiç göz ardı etmedim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108